Sion Sono’dan Bir Kan Banyosu: Cold Fish

Japon yönetmen, yazar ve şair Sion Sono’nun kolektif eserleri en tuhaf -fakat bir o kadar da ilgi çekici- filmografiyi oluşturuyor olabilir. Absürt lokasyonları, manik senaryoları ve cesaretlerinden ödün vermeyen karakterleri ile her filmde izleyiciyi bir şekilde büyülemeyi başaran bir yapısı var 59 yaşında sanatçının. Derin katmanlara sahip filmografisinde en göze çarpan isim genelde Love Exposure (2008) olsa da, benim izledikten aylar sonra da aklımdan çıkmayan favori Sion Sono eserim 2010 yapımı Cold Fish

Gerilim, dram, korku ve suçu işleyerek yönetmenin karakteristik karanlık mizahı ile uç seviye grafik sahnelerini çekinmeden yansıtan bir film Cold Fish. Konusu, 1990lar Japonya’sında gerçekten yaşanmış kan dondurucu bir olaydan esinlenilse de, filmin çoğunluğu Sion Sono’nun çarpık hayal gücü ile şekillenmiş. 

Nobuyuki Shamato, çelimsiz, pasif ve sessiz bir ana karakter seçimi. İkinci eşi Taeko ve ergenliğini asiliğe vuran genç kızı Mitsuko ile beraber işlettiği tropikal balık dükkanına göz gezdirildiğinde de pasif hayat stilinin kariyerine nasıl yansıdığını görüyoruz; motivasyonsuzluk dükkanın havasından solunuyor. Senelerdir yürüttüğü yaşam tarzının 180 derece değişerek bambaşka yöne sapması için de tesadüfle alevlenen tek kıvılcım yetiyor: kızının bir süpermarkette hırsızlık yaparken yakalanması. Market sahibinin Mitsuko’yu polise ihbar etmemesi, olaya güler yüzlü ve espritüel Yukio Murata’nın katılmasıyla anca gerçekleşebiliyor — Nobuyuki’nin baskınlıktan yoksun kişiliği bir kez daha odak noktası. Bu iki orta yaşlı karakterin ne derece zıt oldukları da ortak bir noktaları üzerinden karşılaştırma yapınca inanılmaz bariz bir hal alıyor. Yukio da Nobuyuki gibi tropikal bir balık dükkanına sahip — canlı, enerjik, aktif ve genç kız çalışanların ağır bastığı bir işletme. İki farklı ailenin, iki farklı yolda götürdüğü kariyerleri tam olarak bu noktada, Mitsuko’nun Yukio’nun dükkanında çalışan kızlardan biri olmasıyla, kesişiyor; bir daha da eski haline dönmüyor.

Filmin temelini yaratan gerçek katil ikilinin hikayesi bile insanın kanını dondurmaya yetiyorken Sion Sono’nun vizyonuyla senaryo daha ne kadar rahatsız edici olabilir ki, diye düşünmek beklenebilir bir hareket. Ne yazık ki sinema gibi hayal gücünde sınır tanımayan bir medyumda acımasızlığın ve garipliğin de bir “Dur” noktası, kırmızı çizgisi yok. Tahmin edilir olasılıkları es geçip yeni imkanlar yaratmaya odaklanan Sion Sono, Cold Fish gibi yavaş ve acı dolu bir deliliğe sürükleniş hikayesinde lunapark müziği seçmesiyle de bunu kanıtlıyor sayılır. Filme eşlik eden şarkılar kesinlikle en çok dikkatimi çeken etmenlerden biriydi; hikaye içi sürprizler bir yana, hikaye dışı unsurların da izleyiciye sürpriz olması benim çoğunlukla takdir ettiğim bir dokunuş. Özellikle de iki unsur birbiriyle zıtlaşıyorsa -vahşet dolu sahne ile renk cümbüşü gibi bir şarkı gibi- filme katılan mizahi alt tonların sağlam bir hayranıyım. 

Hikayenin akışında en önemli noktalardan bir diğeri de, elbette, oyuncular. Her karakterin pek de dengede olmayan mental sağlığı, korkusu, gerginliği, paniği, siniri… hepsinin gözlerinden okunuyor. Yüzeysel bir performans sergilense çok kolay ucuzlaşabilecek bir film Cold Fish. En ufak hata ile potansiyeli direkt çöpte çürüyebilirdi; bayağılaşır, asla bitmeyen bir iki buçuk saatlik işkenceye dönerdi. Bu patikayı takip etmediği için hala teşekkür ediyorum.

Cold Fish (2010) directed by Sion Sono • Reviews, film + cast • Letterboxd

Objektif baktığımda, Cold Fish kolay kolay birisinin favorisi olacak, her izleyene hitap edecek bir film değil fakat ben sinemaya ilgisi olan herkes tarafından izlenmesi taraftarıyım. Japon sinemasının karanlık uç köşelerinde yerini bellemiş bu eser, insanlarını hislerinin doruklarına taşıyor, gerçeklik algısını kaybettiriyor, bir hiçmiş gibi kullanıp en ücra köşeye atıyor. Cold Fish’in erkekleri de kadınları da sizi koltuğunuzun ucuna taşıyabilir, gözlerinizi kapattırabilir. Sion Sono’nun eşsiz vizyonundan sizi rahatlatacak veya sıcak bir sarılmayla karşılaşayacak bir film çıkmasını beklemek boşa vakit harcanmasından ibaret olur. Hisler spektrumunda daha samimi ve duygusal bir yer kaplayan filmlerinde bile o özel dokunuşu hissetmek mümkün. Eğer ruh haliniz kaldırmıyorsa daha güvenli ve pürüzsüz film seçeneklerini önermeye her zaman hazırım fakat sinemanın her alanının deneyimlenmesinin de taraftarıyım. 

Ayıklanacak sonsuz sayıda katmana sahip Japon sinemasından bir de Sion Sono’nun rengarenk filmografisini tadın. Her türlü sürükleyici, büyüleyici ve mimiklerinizi oynatacak kadar çarpıcı olduğuna sözümü verebilirim.

Kaynakça

https://letterboxd.com/film/cold-fish/

https://www.independent.co.uk/news/world/dog-breeder-suspected-killing-clients-o-murder-1567194.html

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu