KLEZMER VEYA NE ANLATIYORSA O

Sanatta da en az hayatta olduğu kadar birden fazla tadı, dokuyu iç içe geçirmek, güzel bir harmoniyle bambaşka bir şey ortaya koymak kıymetlidir. Mesela bir tür olarak kara mizah çok özel ve yaratıcı bir zekanın ürünüdür. Şiirde erotizmi romantizmi tasvir ederken görmek rahatsız edici değil, hatta keyiflidir diyebiliriz. Gözyaşının bittiği yerde kahkahalarımızın başlamasından daha iyi örnek bulabilir miydik, sanmam. Acı ve tatlının leziz buluşması… Daha iyi bir örnekle tasvir edemezdim onu. Klezmer, aynı anda doğumu müjdeleyen, ağıt yakan; derin, dokunaklı ve yaşayan bir müzik.

Klezmer’i Yahudi ezgisi olarak tanımlasak yanlış değil, ama belki eksik kalabilir. 15. yüzyılda dini temalar içermeyen ilk Yahudi müziği olarak ortaya çıkmış, 1850’lerden sonra Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini bir araya getiren Yahudi müzisyenlerin eliyle evrilmiş, hatta günümüzde caz versiyonları Amerika’da dahi yayılma alanı bulmuş durumda. Klezmer özellikle gelişim evrelerinde, etkiye o denli açık bir kültürün, topluluğun ürünü ki adeta dil gibi; bileşenlerini bulmak, kimler söylemiş, neler karışmış, ne değişmiş, özü, orjinali nedir, tespiti zor bir müzik.

Keman ve klarnetin rolünün büyük olduğu ve başlangıçta enstrümental bir müzik türü olarak ortaya çıktığı biliniyor. Yunan, Balkan ve Orta Avrupa yerel kültürüyle karışmış ve zamanla sözlü bir tür haline de gelmiş. Yahudi kültüründeki mistik, sembolik ve uygun bir tabir olur mu şüpheliyim ancak adeta altınla kaplıyormuş gibi zengin olmasına –en azından gözükmesine- özenli havayı klezmerde sezmememiz mümkün değil. Tutuculuğunu, köklere bağlılığını –buradaki kastım her iki konu için de geçerli- altta yatan Doğu ezgisinde buluyoruz, hatta Berberi halk şarkılarına benzerliği bile bizi şaşırtmıyor. Her ne kadar böyle de olsa Klezmer, Avrupalı bir tür. Doğduğu ve geliştiği yer burası. Belki neşesinden belki karmaşasından anlıyoruz bunu. İçine doğduğu topluluğun belki tarihsel acısını, hıncını kusuyor ve aynı anda şükrediyor tanrısına, belki yalnız önünden geçen sokak düğününe gülümseyip el çırpıyor. Biz nasıl anlıyorsak öyle işte! Dolu dolu ve karmaşık.

Günümüz modern klarnet ustalarından Giora Feidman aynı zamanda bir Klezmer aşığı. Farklı bir yorum getirmek değil onunkisi, adeta restorasyon yapıyor. Elindeki klarnete ve önündeki Nigun notalarına ataya bağlılık/saygı duygusuyla yaklaştığını hissediyoruz. En azından onun hala yaşadığının farkında… Birkaç dakika için de olsa bu lezzetin, umami tadının kulaklarımızda yankılanmasına, ne anlatmak istiyorsa onu anlatmasına izin verelim.

Vos Du Vilst- Giora Feidman: https://www.youtube.com/watch?v=fyN3ESenHR0

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu