Büyüklüğüne ve dünya üzerinde pek çok alandaki etkisine ters orantılı olarak adı pek az duyulmuş olan şirket BlackRock, kimileri tarafından “dünyanın sahibi” ya da “dünyayı yöneten” şirket olarak nitelendiriliyor. Peki neden?

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock, yönettiği 10 trilyon dolar ile dünyanın en büyük para yöneticisi konumunda. Elinde pek çok hisse senedi, mülk, şirket mülkiyeti tutan bu şirket neredeyse her alanda her şeyin bir kısmına sahip. Özellikle Amerika’da en büyük 7 bankanın ya en büyük hissedarı, ya da en büyük hissedarlarından biri konumunda olmasıyla Amerika banka sistemine bir şekilde dahil olup BlackRock’un etki alanına girmemek pek mümkün değil. Yalnızca Amerika ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda Avustralya’nın en büyük 4 bankasında ve Almanya’da Deutsche Bank ve Commerzbank’te, Birleşik Krallık’ta Lloyds Bank’te de kayda değer hisselere sahipken bir başka deyişle Avrupa’da BlackRock’un banka veya finansal kurumlarında hisse sahibi olmadığı bir ülke bulunmuyor. Dünyadaki en çok banka ortaklığına sahip olan bu kuruluş, yaygınlığındaki bu yoğunluk sebebiyle hangi şirkete güvenmek istediğimizi seçerken aslında çok fazla seçim şansı bırakmıyor. Yatırım olarak bankaya bırakılan para, bir şekilde yolunu bularak BlackRock’tan geçiyor.

BlackRock, 1988 yılında New York’ta, iyi bağlantılara sahip olmasıyla bilinen Larry Fink tarafından kuruldu. Dünyanın en güvenilir ve en büyük varlık yöneticisi haline gelmesi ise yalnızca 33 yıl süren BlackRock’un bu süreçte attığı belki de en önemli adımlardan birisi krizi fırsata çevirmesiydi. 2008 ekonomik krizinin ortasında, New York Federal Rezerv Bankası Başkanı, BlackRock’tan Bear Stearns’in ipotek destekli menkul kıymet varlıklarını analiz etmesini ve değerlerini belirlemesini istedi ve bu şekilde BlackRock, dünya çapında finansal krizde aktif kalmak isteyen kurumlara önemli bir danışmanlık vermiş oldu.

Ancak faaliyetlerine bakıldığında BlackRock’un gücünü ve etki alanını -şaşırtıcı olmasa da- mümkün olan belki de en kötü şekillerde kullandığını görüyoruz. Dünyanın en büyük fosil yakıt yatırımcısı olan BlackRock; Amazon’daki ormansızlaşma da dahil olmak üzere, gezegenin ormanlarının ve ekosistemlerinin yok edilmesine akan paraya ana katkıyı sağlıyor.

Bütün bu döngüyü durdurmak, BlackRock’u finansal olarak güçsüzleştirmek bağlamında mümkün olmasa da paranın takibi ile mümkün olabilir. Bir bankaya para yatırıldığında ya da emeklilik fonuna koyulduğunda banka bu parayı yapacağı yatırımlar için kullanır ve kârı çoğunlukla buradan eder. Para yatırılan bankanın ne alanlarda para akışı sağladığını takip ederek uygunsuz görülen durumlarda parayı bu bankadan çekerek en azından kendi payımızı biraz da olsa azaltmış olabiliriz.

Leave a Reply