2018 yılının sonunda medyada ve uluslararası arenada oldukça ses getiren Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından iki yıl geçmiş olsa da adaletin ne kadar tecelli ettiği hala tartışma konusu. Cinayetin arkasındaki isim olmakla suçlanan Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed Bin Selman suçlamaları ısrarla reddederken Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz hala adaletin tecelli etmesi için çaba gösteriyor.

Cinayetin Özeti

Bilindiği üzere Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018 tarihinde gittiği İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’ndan hiç ayrılmadığı ortaya çıkmış ve yetkililerin tespitine göre Cemal Kaşıkçı ile eşzamanlı olarak Suudi Arabistan’dan iki uçakla gelen 15 kişinin de Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda olduğu belirtilmişti. 20 Ekim 2018 tarihinde ise Suudi hükümeti Kaşıkçı’nın onunla eşzamanlı olarak aynı ortamda bulunan 15 Suudi Arabistan vatandaşı kişi ile bir “tartışmaya girmesi” sonucu öldürüldüğünü açıklamıştı. Cinayetin ardında Cemal Kaşıkçı’nın kendisini hedef alan muhalif sözlerinden ötürü Muhammed Bin Selman’ın emri olduğu konusundaki kanı artarken artan tansiyonu dindirmek adına Suudi hükümeti tarafından cinayete adı karışan 18 kişinin tutuklandığı açıklanmıştı. Ek olarak veliaht prensin bu durumdan haberinin olmadığı da belirtilmişti. Ancak CNN’in haberine göre Başkonsolosluk’a giren katliam ekibi cinayet için özel kıyafetler giymişti. Tüm bunların ardından 23 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından cinayetin önceden tasarlanmış olduğu ifade edilmişti. Uluslararası kamuoyunda tepki çeken Suudi hükümeti 2019 yılında sessiz sedasız bir yargılama sonucunda cinayetle ilgili olan 5 kişi hakkında idam kararı çıkardığını açıklamıştı. Ancak Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy “Karar, gerek ülkemizin gerek uluslararası toplumun bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ve adaletin tecellisine yönelik beklentilerini karşılamaktan uzaktır” diyerek adaletin tecelli etmediğini belirtmişti. Nitekim Kaşıkçı’nın oğulları davayı “ilahi adalete” teslim ettiklerini belirtip affedici olduklarını belirtseler de Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, adaletin yerini bulması adına hala mücadelesini sürdürüyor.  

Cemal Kaşıkçının nişanlısı Hatice Cengizin resmi Twitter hesabı

Cemal Kaşıkçı’nın Gazeteci Kimliği ve Cinayetin Arka Planı

Cemal Kaşıkçı, reformist politikası ile bilinen Prens Turki’ye danışmanlık yapmasının ardından gazetecilik kimliğine ağırlık verdi. Kaşıkçı, Prens Turki’nin görevden alınmasını takiben 2017 yılından beri Amerika’da yaşamakta ve mevcut Suud hükümetine karşıt yazılarıyla gündeme gelmekteydi. Washington Post’un Cemal Kaşıkçı’nın köşe yazılarını derlediği habere göre ölümünden önce Washington Post’ta yazdığı şu sözler Suudi operasyon ekibi tarafından katledilmesine giden süreci başlattı: “Suudi Arabistan önceden bu kadar baskıcı değildi. Artık tahammül edilemez bir hal aldı.” (18 Ekim 2017).

Özellikle direkt olarak veliaht prens Muhammed Bin Selman’ı hedef aldığı sözleri ise cinayetin çözümlenmesi açısından oldukça önemli: “Suudi Arabistan veliaht prensi ekstremist kişileri elimine etmek istiyor. Ancak yanlış kişileri hedef alıyor.” (31 Ekim 2017). Sözlerinin devamında veliaht prens Muhammed Bin Selman’ın gazetecilerin, entelektüellerin, sosyal medya yıldızlarının, yani kısacası kendisine karşıt olan çoğunluğun, hapse girmesine sebep olduğunu belirterek Muhammed Bin Selman’ın neden Cemal Kaşıkçı hakkında özel ve şahsi bir meselesinin olabileceği konusuna ışık tutuyor.

Cinayetin emrinin neden veliaht Prens tarafından verilmiş olabileceği konusunda çeşitli görüşler var. Bunlardan en önemlisi hali hazırda zaten İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü tarafından kendisine muhalif olan isimleri gözaltına aldırması konusunda tepki çeken Muhammed Bin Selman’ın baskıcı politikasının Cemal Kaşıkçı ile olan husumetinin de sebebi olabileceği yönünde. Diğer bir ciddi sebep ise Muhammed Bin Selman’ın emri dâhilinde kurulan bir cinayet çetesi tarafından tehdit edildiğini söyleyen başka Suudi vatandaşlarının da bulunması. Eski bir Suudi İçişleri Bakanlığı istihbarat yetkilisi olan Saad el-Cebri’nin, Muhammed Bin Selman aleyhinde ABD federal mahkemesinde dava açmasını takriben veliaht Prens Bin Selman ve üst düzey hükümet yetkililerinin kendisini öldürmek için Veliaht Prens’in emri altında bir cinayet timi gönderdiğini iddia etmişti. Dolayısıyla, Muhammed Bin Selman’a karşı olan suçlamaların fazlalığı ve Prens’in baskıcı tutumu muhalifliği ile bilinen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cinayetinin neden bizzat Prens’in emri ve bilgisi dâhilinde gerçekleşmiş olabileceği konusundaki görüşleri güçlendirir nitelikte.

Diğer bir yandan ise Abdullah Köktürk’ün yazısına göre Cemal Kaşıkçı olayının medyaya yansıyış biçimi tamamen bir kurgu dâhilinde. Bu iddianın arkasındaki en önemli sebeplerden biri Türk hükümetinin cinayetin işlenmesinin ardından elinde vahşi ses ve görüntü kayıtlarının olduğunu, hatta olayın canlı olarak istihbarat tarafından dinlendiğini söylemesine rağmen katillerin ülkeyi terk etmesine izin vermiş olması. Diğer bir sebep ise Kaşıkçı’nın oğullarının olayın faillerini affettiklerine yönelik sözler sarf etmesi. Köktürk’ün iddiasına göre medyada yazıldığının aksine olayın farklı bir iç yüzü olma ihtimali de mümkün. Söz konusu iddiaya göre o zamanlar dünya medyasında bir hayli konuşulan Rahip Brunson olayının yarattığı hayal kırıklığını gölgelemek amacıyla bu cinayetin işlenebilmiş olacağı da mümkün.

Suudi Arabistan’ın Uluslararası Arenadaki İmajının Dava Üzerinden İncelenmesi

Cinayet hala aydınlatılamamış olduğu için kesin bir yorum yapmak mümkün değil. Ancak elimizdeki verilerle gerek olayın Suudi Arabistan’ın uluslararası kamuoyundaki imajının zedelendiğini ve bir güvenlik meselesi oluşturduğunu gerekse de veliaht prensin muhalifleri baskılamaya çalışan politikasının ters teperek Muhammed Bin Selman’a yönelik tepkilerin arttığını söylemek mümkün.

Öncelikli olarak değinilmesi gereken husus şu ki cinayetin faili kim olursa olsun cinayetin ardından Suudi Arabistan hükümetinin takındığı tutum Batılı demokrasiler için bir güvenlik meselesi haline gelmiş durumda. ABD ile Suudi Arabistan’ın güçlü bir müttefik olmasına ve Trump’ın veliaht prens Muhammed Bin Selman’ın açıklamalarına güvendiğini belirtmesine rağmen Suudi Arabistan’ın Cemal Kaşıkçı olayındaki tutumu Avrupalı devletler tarafından tepki çekmiş durumda. Bunun öncelikli sebebi olarak olay uluslararası bir mesele haline geldiği için uluslar-üstü bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargı sürecinin işlemesi gerektiği gösterilebilir. Buna rağmen Suudi Arabistan hükümeti bunu adeta bir iç mesele olarak görüp Suudi Arabistan’da sessiz sedasız bir yargı süreci başlatarak 5 kişinin idam kararını vermiş ve Suudi Arabistan’ın uluslararası hukukun gereklerine uymayarak güven vermeyen bir güç olduğunu ispat etmiştir. Mutlak monarşi olan Suudi Arabistan’ın bu spesifik olay dahilinde çok kapalı ve alelade bir tutum sergileyerek demokrasinin müzakereci üslubuna uymayan bir tavır takınmış olması sebebiyle Batı ile Suudi Arabistan arasında kurulmuş ittifakların gelecekteki istikrarı sorgulanmalıdır. Tahmin edilebileceği üzere uluslararası arenada tahmin edilebilir ve güvenilir bir tablo çizmek diğer ülkeler için bir tehdit unsuru olmamaya sebep verecek ve uzun vadede stabilite sağlayacaktır. Ekonomik sebeplerden ötürü hipokratik bir zemine dayanan ABD-Suud ittifakının yarattığı “tolere edilebilir” atmosfere bakılmaksızın Suudi Arabistan’ın bu belirsiz ve kapalı tutumunun devamı halinde uluslararası konularda Suudi Arabistan yönetimine olan güvenin gittikçe azalacağı ve Suudi Arabistan’ın insan hakları ihlallerine karşı gösterilen toleransın eninde sonunda kriz yaratacağı söylenebilir. Bunun üstüne ayrıca gelecekte Suudi Arabistan yönetimi için en güçlü aday olarak görülen Muhammed Bin Selman’ın iç siyasette olduğu kadar uluslararası siyasette de itibar kaybı yaşamış olması endişeleri daha da artırmalıdır. Adı sıklıkla cinayetler ve gözaltılar ile alınan Muhammed Bin Selman şimdiden dünya kamuoyunun tepkisini çekmiş durumda. Dolayısıyla şu anki veliaht prensin politikası altında yönetilen bir Suudi Arabistan senaryosu Suudi Arabistan’ın imajını salgınlaştıracak ve belki de uluslararası arenada Batılı demokrasiler için büyük bir tehdit unsuru olmaya başlayacaktır.

Kaynaklar:

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suudi-arabistanli-eski-istihbaratcidan-veliaht-prens-muhammed-bin-selman-aleyhinde-dava/1935323

https://www.academia.edu/44219918/Abs%C3%BCrd_Cinayet_Yalandan_Mahkeme_Aptalla%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F_D%C3%BCnya

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53688654

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50891853

https://www.washingtonpost.com/news/global-opinions/wp/2018/10/06/read-jamal-khashoggis-columns-for-the-washington-post/

https://www.aa.com.tr/en/jamal-khashoggi/a-hundred-days-into-khashoggi-killing/1361188#

Leave a Reply