Bir “SINGIN’ IN THE RAIN” Güzellemesi: La La Land

Damien Chazelle, La La Land ile seyircinin modern müzikal filmlerine dair beklentilerini yükseltirken tüm zamanların klasiği Singin’ In The Rain‘e olan hayranlığını da filminin aracılığıyla ifade etmekten geri kalmıyor. La La Land, Chazelle’in üçüncü uzun metrajlı filmi olarak, “özenti bir müzikal” olmamayı başararak bir “modern klasiğe” dönüşüyor. Benim favori filmim olmasının yanısıra, La La Land aynı zamanda geniş kitleler tarafından beğenilmiş ve birçok ödüle layık görülmüş bir film. 14 tanesi Oscar adaylığı olmak üzere, Golden Globes, BAFTA ve Screen Actors Guild gibi birçok ödüle aday gösterilen La La Land, aynı zamanda Emma Stone’a ilk “En İyi Kadın Oyuncu” Oscar’ını kazandıran yapım.

La La Land, temelde iki genç aşığı konu edinen bir aşk hikayesi olarak değerlendirilebilir. Sebastian Wilder, bir gün kendi caz kulübünü açma hayalleri kuran işsiz bir piyanist; ve Mia Dolan, Warner Brothers Stüdyoları’ndaki kahve dükkanında baristalık yapan bir oyuncu. Bu iki karakteri hayata bağlayan yegane şey hayalleriyken, ortak noktaları ise sanatlarını üretmeye dair sahip oldukları tutkuları.

Müzikal-sever sinefiller için La La Land, Singin’ in The Rain filmi ile taşıdığı paralellikler (ve filme dair referanslarıyla) fazlasıyla şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı bir yapım. Teknik özelliklerinin yanısıra, filmlerin olay örgüleri de birtakım benzerlikler içeriyor. İki filmde de ilişki içindeki karakterlerin birbirlerinin yükselişinde önemli rollere sahip oluşuna şahit oluyoruz. Singin’ in the Rain filmindeki Don Lockwood’un, Kathy Selden’ın içindeki cevheri ortaya çıkarması ile Sebastian’ın Mia’nın kendi potansiyelini keşfetmesi üzerindeki etkisi, iki film arasındaki görmezden gelinemeyecek paralelliklerden biri. Uzun lafın kısası, iki film de tarafların birbirlerini destekleyici tutumlar sergiledikleri ilişki portreleri çiziyor diyebiliriz.

Konu mizansen ve sinematografiye geldiğinde La La Land‘e dair söylenecek çok şey olduğu kesin, zira filmin değerinin büyük bir kısmı görsel zenginliğinden geliyor. Filmdeki dans koreografilerinin, Singin’ in the Rain filmindeki koreografilerle benzerliği açısından büyük önem arz ettiğini söylemek yanlış olmaz. Filmin en ünlü sahnelerinden biri olan “A Lovely Night” sahnesindeki koreografiyi, Singin’ in the Rain filmindeki “You Were Meant For Me” sahnesi ile kıyasladığımızda, aradaki benzerlikleri görmezden gelmek mümkün olmuyor. Ryan Gosling ve Emma Stone’un göz alıcı kimyası ve dans edip şarkı söyleme yetenekleriyle yarattığı bu muntazam mizansen ile Chazelle, adeta Singin’ in the Rain sevgisini gözler önüne seriyor.

İki filmin ışık ve renk kullanımlarında da, mizansenlerinde olduğu gibi, belli bir paralellik mevcut. İki filmde de yoğun olarak karşımıza çıkan spot ışıkları, partilerdeki parlak neon ışıklar ve filmin genelindeki son derece canlı renkler, seyircinin gözüne hitap etme kaygısının yanısıra kendi içlerinde bir anlam yaratmak için oradalar. Renk paletindeki ve ışık kullanımındaki bütün bu abartı, şaşa ve parıltı, Los Angeles şehrinin sahteliğine yapılan bir referans niteliği taşıyor aslında. Yaratılan anlamlardaki paralel de işte tam bu noktada belirginleşiyor, zira Singin’ in the Rain‘de de aynı durum meşhur “Hollywood” için geçerli.

La La Land, Singin’ in the Rain ile taşıdığı benzerliklerin yanısıra, film boyunca başka birçok müzikale daha atıfta bulunuyor. Film boyunca Grease, West Side Story ve Sweet Charity gibi birçok müzikal filmine referanslara şahit oluyoruz. Bütün bunlarla birlikte ben, bu filmlerin arasından sıyrılıp parlayan o parçanın Singin’ in the Rain olduğunu düşünüyorum. Damien Chazelle’in “Damien Chazelle” olmasında büyük etki taşıyan bütün bu müzikal filmlerinin arasındaki en baskın etkiye Singin’ in the Rain sahip gibi görünüyor. La La Land, Chazelle için, eski filmlere olan şükranını ve hayranlığını ifade etmenin bir yolu gibi adeta. Yönetmenin diğer filmlerini de izlemiş biri olarak şundan çok emin olduğumu söyleyebilirim: La La Land, bu denli iddialı bir yapım olarak, Chazelle’in filmografisindeki en parlak film olmakla birlikte, listedeki yerini uzun bir süre daha koruyacak gibi duruyor.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu