YazarNida Nur Erdoğan

KAPATIN PERDELERİ, DÜNYA KARARDI

“yine gözümüz yükseklerde” En derin anlamsızlık bile kendine bir kat daha aşağısını buldu, hayret! Her gün memnuniyetsizliğimizi haykıra haykıra uyandığımız sabahlardan, övgülerden uzak cümlelerle andığımız hayatlarımızdan ve bizden; en önemlisi bizden geriye ne kaldı, hiç bilmiyorum artık. Kıymet bilmezliğimize gösterilen sarı kartlardan ders almadıkça bu hazin sona yaklaştığımızın farkına varamadık. Kendimizi kanıtlamaya çalışır gibi kibrimizle
Devamı

ANNE KUCAĞI

Mânâlı bir arayışın hikâyesi

Bazen gitmek iyidir. Farkında olarak ya da olmayarak çıktığın yol, seni hep olmak istediğin yere götürüyorsa eğer, evet, çok daha iyidir. Hamuruna katılmış bir duygu, bütün benliğini çepeçevre sarıp kulağına durmadan bir arayışı fısıldıyor ve öğütlüyorsa; hâlihazırda bulunduğun yer artık harekete geçmen için o cesareti veriyordur artık içten içe. Ya da kim bilir, o yer
Devamı

BEN, SANA TEŞEKKÜR EDERİM.

“Balıklar uçar, kuşlar yüzer Gökyüzü yemyeşil Ben de seni düşünmeyi bıraktım” Seni gördüğüm ilk gün, apansız bir yağmur başlamıştı. Hazırlıksız ve savunmasızdım. Kaçmadım, öylece durdum. Yağmur tanelerinin tenimdeki hissine, ıslaklığına, birinin diğerine karışıp aşağı doğru ilerleyişine odaklandım. Şaşkındım çünkü üşümüyordum. Altında sırılsıklam olmaya yüz tuttuğum yağmur, tenimi ılıklığıyla bir kalkan gibi sarıyor ve ruhumu ısıtıyordu.
Devamı

GEÇMİŞE MEKTUP

Sana 20 yıl sonrasından sesleniyorum henüz bedenine iliştirilmemiş çocuk ruhum. Kalbimin iç cebinde hassasiyetle taşıdığım bu narin hayat hikayesi, artık bana ait değil. Ben, hiç ayak basılmamış bir kentte ve yalnızlığın hanesinde, şimdi sana; beni, seni, bizden kopmuş o çocuğu anlatacağım. İnzivaya çekildiğim rıhtımımda büyüyüşümü izleyeceğim bir daha; müdahale edemeden, dokunamadan, değiştiremeden ve en kötüsü
Devamı

KALABALIK YALNIZLIĞINIZ

En son ne zaman yalnız kaldınız? Ya da ne zaman acılarınız feryat ettiğinde ruhunuzun amansız çığlıklarını dinlediniz? Çaresizdiniz değil mi? Başınızı koyacak bir omzunuz, sımsıkı tutacak bir eliniz, koskocaman sarılacağınız kimse yoktu yanınızda ve kimse duymadı değil mi sesinizi? Çünkü bağıramadınız, elinizi uzatsanız tutabileceğiniz insanlara bile seslenemediniz, ağladınız çoğu zaman ve sesinizi duyurabilecek umutlar aradınız
Devamı

“NİSAN” ARTIK YABANCI BİR “İNSAN”

Kucağına düşerken en sevdiğim zamanların, yerle bir olmuş bedenime uzaktan bakıyorum ikinci kez. Ellerimi tutmayan baharsa şimdi, yere düşmekten daha çok canımı acıtan şey Nisan oluşu aylardan. Yıllarca kendini tek avuttuğu limandan, evinden ve yurdundan böyle kovulurmuş meğer insan. Öyle bir vahşet rüyaları kabusa çevirmiş ki son 13 aydır; en sevdiğim mevsim, en sevdiğim ay
Devamı