“Vaktiyle, bir ölü gördüm mü şöyle düşünüyordum: ‘Doğmak ne işine yaradı onun?’

Artık bunu her canlı için düşünüyorum (Cioran, 2017).”

Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, üremenin ahlaki olarak yanlış olduğu görüşüdür. Bu düşüncenin kökleri Budizm ve eski Yunan düşüncesine dayanmaktadır (Woolfe, 2020). Fikrin en bilinen savunucularından David Benatar’a göre, doğum, doğası gereği acımasız ve sorumsuzdur- sadece korkunç bir kaderden ibaret olduğu ve herkesin başına gelebileceği için değil, aynı zamanda hayatın kendisine “kötülük tarafından nüfuz edildiği” için (Rothman, 2017).

Bu görüş genellikle iki şekilden biri ile desteklenmektedir: misantropik ve philantropik. Philantropik doğum karşıtlığı, insanların çocuk sahibi olmasının ahlaka aykırı olduğu inancıdır, çünkü bu çocuklar doğduklarında bir şekilde acı çekeceklerdir (Benatar, 2015). Buna karşılık, misantropik doğum karşıtlığı, mevcut insanların, gelecekteki insanların ve insan harici hayvanların başına gelen ve gelecek zararlara odaklanır (Benatar, 2015). Bu görüş, bireylerin çocuk sahibi olmasının ahlaka aykırı olduğu, çünkü bu çocukların kirlilik, küresel ısınma, nüfus aşırılığı ve hastalığın zararlı etkilerine katkıda bulunmak gibi şekillerde başkalarına zarar verecekleri görüşüdür (Benatar, 2015). Buna ek olarak çocuk sahibi olmak yanlıştır çünkü bu çocuklar, hayvanlar üzerinde denenmiş ürünleri kullanarak ve et ve diğer hayvansal ürünleri tüketerek insan harici hayvanlara zarar vereceklerdir (qtd. in Brown and Keefer, 2019). 

Olumsuz faydacılığın (negative utilitarianism) savunucularından Alman akademisyen Hermann Vetter ve ABD’li filozof Jan Narveson, acıyı en aza indirmenin, mutluluğu en üst düzeye çıkarmaktan daha acil ahlaki bir zorunluluk olduğunu söylüyor. Bu nedenle, onlara göre bu etik temelli mantıkla bir çocuğun yaşamı boyunca acı çekmeyeceği garanti edilemeyeceği için, ilk etapta çocuğa sahip olmamak tek ahlaki davranış biçimi olarak görünür (Tierney, 2020). Ancak çoğu kişinin üremek konusundaki görüşleri Sigmund Freud ile benzer niteliktedir. Dr. Freud şöyle diyor: “…doğmayan kimse ölümlü bir insan değildir ve onun için iyi ya da en iyi yoktur (qtd. in Benatar).” Doğum karşıtlığının en bilinen savunucularından David Benatar’ın buna bir cevabı var. Benatar, var olmayan için var olmamanın daha iyi olduğunu savunmak yerine, var olan için var olmanın kötü olduğunu savunuyor. “Hayat sadece acı ve ıstırapla dolu değil ki! Pek çok güzelliği içinde barındırıyor,” gibi pek çok iddiada bulunulabilir. Bu iddialar için Benatar’ın önermeleri şu şekildedir:

(1) Acının varlığı kötüdür

Ve

(2) Hazzın varlığı iyidir.

Bu öncüller, acının ve hazzın yokluğu durumuna uyarlanırsa,

(3) Acının yokluğu, o iyilik kimse tarafından tecrübe edilmese bile iyidir.

Bununla beraber,

(4) Hazzın yokluğu, hazdan mahrum olacak kimse yoksa kötü değildir (Benatar, 2019).

Daha ileri gidilecek olursa David Benatar, hayatın o kadar kötü ve acı verici olduğuna inanıyor ki, insanların şefkat gibi nedenlerle çocuk sahibi olmayı bırakması gerektiğini ileri sürüyor.

“Yeni insanlar dünyaya getirmek, insan hayatının o kadar büyük bir parçası ki, bu eylemin nadiren meşrulaştırılması gerektiği düşünülüyor. Hatta çoğu insan bebek yapıp yapmamaları gerektiğini düşünmüyor bile. Yapıp geçiyorlar. Başka bir deyişle, üremek, hayata birini getirme kararından ziyade seks yapmanın sonucu. Çocuk yapmaya karar verenler, bunu birçok nedenle yapabilirler fakat bu nedenlerin hiçbiri potansiyel çocuğun çıkarları olamaz. Kişi hiçbir zaman çocuk için çocuk yapamaz. Bu kadarı herkes için aşikâr olmalı; bu kitapta öne sürdüğüm daha güçlü iddiayı inkâr edenler için bile- insanlar var olmalarına sebep olarak yeni insanlara fayda sağlamayacakları gibi, her zaman onlara zarar verirler (Benatar, 2019).”

Antinatalizm, özellikle 2006’da Benatar’ın Keşke Hiç Olmasaydık| Var Olmanın Kötülüğü adlı kitabı çıktıktan sonra destek kazanmaya başladı. Ancak bu görüşün savunucuları olduğu kadar itirazcıları da var. Doğum karşıtlığı, ilahi iradenin varlığına ve hayatın bir armağan olduğuna inanan dini toplulukların karşıt görüşlerine maruz kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bir efsaneye göre, Silenos bir gün yakalanır ve kral Midas’ın huzuruna çıkarılır. Midas, Silenos’a “İnsan için en iyi şey nedir?” diye sorar. Silenos hemen cevap verir “İnsan için en iyisi hiç doğmamış olmaktır. İkinci en iyi şey ise hemen ölmek.”

Referanslar:

[1] Cioran, Emil Michael. “Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine.” Çev. Kenan Sarıalioğlu. İstanbul: Metis Yayınları, 2017.

[2] Rothman, Joshua. “The Case for Not Being Born.” The New Yorker, November 2017.

[3] Tierney, Clare. “Anti-Natalism: The Birth Of A Tragedy.” The Oxford Student, February 2020.

[4] Benatar, David. “Keşke Hiç Olmasaydık| Var Olmanın Kötülüğü.” Çev. Cansu Özge Özmen. Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2019.

[5] Benatar, David. “The misanthropic argument for anti-natalism.” In S. Hannan, S. Brennan, & R. Vernon (Eds.). New York: Oxford University Press, 2015.

[6] Woolfe, Sam. “On Antinatalism and Depression.” Epoche Magazine, April 2020.

[7] Brown, Faith L.; Keefer, Lucas A. “Anti-Natalism from an Evolutionary Psychological Perspective.” Evolutionary Psychological Science, Springer Nature Switzerland, 2019.

[8] Van Dyck, Anthony. “Drunken Silenus Supported by Satyrs.” The National Art Gallery, UK.

Antinatalizm hakkında daha fazla kaynak arıyorsanız şunlara da göz atabilirsiniz:

[1] Perry, Sarah. “Every Cradle Is a Grave: Rethinking the Ethics of Birth and Suicide.” Nine-Banded Books, 2014.

[2] Ligotti, Thomas. “The Conspiracy Against the Human Race.” Viking Press, 2010.

[3] Benatar, David. “The Human Predicament: A Candid Guide to Life’s Biggest Questions.” Oxford University Press, 2017.

[4] Gheaus, A. “Could there ever be a duty to have children?” In S.Hannan, S. Brennan, & R. Vernon (Eds.). New York: Oxford University Press, 2015.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu