8 ekim 2019 tarihinde İsveç Bilimler Akademisi (The Royal Swedish Academy of Science) Nobel Fizik Ödülünü duyurdu. Nobel fizik ödülünün genellikle hayatta pratik bir karşılığı olan, endüstriyel gelişmelere alan açacak konular ile ilgilenen bilim insanlarına verilmesine alışığız. Bu sene Nobel Komitesi bu geleneği değiştirerek bilim çevrelerini bir nebze şaşırttı. Ödül daha çok evrendeki yerimizi araştıran kozmoloji ve astronomi gibi konulara yönelmiş bilim insanlarına gitti. Komite duyuruyu “evrenin gelişimi üzerine algımıza ve dünyamızın kozmostaki yerini kavrayışımıza katkılarından dolayı,” diyerek yaptı.  Bu araştırmacılardan Princten Üniversitesinden James Peebles kozmoloji üzerine yaptığı teorik çalışmalar ile ödülün yarısını kazandı. Ödülün diğer yarısını ise astronomi üzerine çalışmalar yapan Genevre Üniversitesinden Michel Mayor ve Didier Queloz yarı yarıya paylaştılar. Ben de bu yazımda, ödül sahiplerinin çalışmalarını kısaca anlatıp, konuyu benden çok daha iyi anlatabilecek bir astronomi araştırmacısının seminer haberini verip noktalayacağım.

 

 

İsveç bilimler akademisinin deyimiyle “Fiziksel Kozmolojiye teorik katkılarından dolayı” bu ödüle layık görülen James Peebles’ın çalışmaları, 50 yıldır pek çok bilim insanı tarafında süregelen kozmoloji çalışmalarına düzgün bir temel oluşturmuş ve bu konuyu spekülasyon olmaktan kurtarıp bilim haline getirmişti. 1960’larda geliştirdiği teorik yapı, güncel araştırmaların da temelini oluşturmuştur. Büyük Patlama modeli evreni 14 milyar yıl öncesinde çok sıcak ve yoğun olduğu dönemden günümüze getirdi. Büyük patlamadan yaklaşık 400.000 yıl sonra evren şeffaflaştı ve ışık ışınları evrende dolaşmaya başladım. O günden beri bu radyasyonlar hala çevremizdeler ve evrenin sırlarını içerisinde barındırıyorlar. James Peeles’in çalışmaları bu radyasyonların izlerini nasıl takip edeceğimizi ve onların içindeki bilgilerin nasıl yorumlanacağını öğretti ve kozmoloji için bir temel oluşturdu. Çalışmalarının sonucunda evrenin sadece yüzde 5’lik bölümünün yıldızlar, gezegenler gibi madde olarak bildiğimiz şeylerden oluştuğunu gösterdi. Geriye kalan yüzde 95’i ise karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşuyordu.

Nobel Komitesi ikinci olarak Michel Mayor ve Didier Queloz’un “ilk güneş sistemi dışı gezegenini keşfetmelerinden dolayı” ödülün diğer yarısını paylaştıklarını açıkladı. Mayor ve Queloz keşiflerin 1995’in ekim ayında açıklamışlardı. Bu samanyolu galaksisinde güneş benzeri bir yıldızın etrafında dönen Jüpiter benzeri bir gezegendi. Güney Fransa’da bulunan Haute-Provence gözlemevinden keşfedilen gezegene 51 Pegasi b adı verildi. İkilinin keşfi astronomide büyük bir devrime yol açtı ve o günden beri samanyolu galaksisinde, 400.000 güneş sistemi dışı gezegen tespit edildi. Bu astronomlar, galaksimizi ve ötesini keşfetmemiz için liderlik ettiler ve pek çok ilginç, sıra dışı gezegenin incelenmesini sağladılar.

Yazıma son vermeden önce konu ile ilgili kampüsümüzde gerçekleşecek bir haberi de vermek istiyorum. 22 Ekim Salı günü Bilkent Üniversitesi Astronomi Topluluğunun organizasyonu ile Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden Doç. Dr. Özgür Baştürk Michel Mayor ve Didier Queloz’un çalışmalarını aktaracak. Seminer saat 17.40’da başlayacak ve SB-Z03’de olacak. Konuşmanın dili İngilizce olacak. Eğer konuyu daha detaylı dinlemek isterseniz, seminere katılmanızı tavsiye ederim.

Kaynak

https://www.nobelprize.org/prizes/physics/2019/prize-announcement/

Görsel Kaynak

http://bianet.org/bianet/dunya/214135-2019-nobel-fizik-odulu-uzay-calismalari-yapan-uc-bilim-insaninin

 

 

Leave a Reply