Geçmişten Günümüze Louvre Müzesi

Geçtiğimiz aylarda Paris’i ziyaret etme fırsatı yakaladım. Büyüleyici sokakları ve ortasından akıp geçen Sen nehri ile bana unutulmaz zamanlar yaşattı bu şehir. Elbette ki her yıl binlerce insanı ağırlayan Louvre Müzesi’ne gitmeyi de ihmal etmedim. Bu müze öyle geniş bir alana yayılmış ki Paris’te geçirdiğim süre boyunca Louvre’u iki kere ziyaret ettim ancak bu bile her yeri gezmek için yeterli olmadı. Uzun kuyrukları aşıp müzeye girmeyi başardığınızda kronolojik olarak sıralanmış eserler arasında unutulmaz bir yolculuğa ilk adımınızı atıyorsunuz. Zeminin bir alt katından başlayan yolculuk antik
zamanlardan orta çağa ve rönesans dönemine kadar uzanıyor. Elbetteki bu görkemli yapının ilk amacı müze olmak değildi. Öyle ki Louvre’un inşa edildiği 12. yüzyılda müze kavramı henüz ortaya çıkmamıştı bile. Louvre’un ilk amacı üzerinde bulunduğu şehri düşmanlardan korumak ve aynı zamanda biraz gösteriş yapmaktı. Louvre’un başından geçen olaylara baktığımızda şimdilerde neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.

Büyük Louvre

Louvre’un yapımına 1190’lı yıllarda başlandı. Bir kale olarak Sen nehrinin kenarına inşa edilen bu yapının fikir babası ise Phillipe Auguste oldu. Kale her ne kadar korunma amaçlı olsa da aslında Auguste tarafından krala yapılmış bir jestti. O dönem haçlı seferleri için sürekli uzaklarda olan kralın gücünü ve prestijini arttırmak adına şehrin ortasına bu görkemli yapı kondurulmuş oldu. Günümüzde hala o dönemde yapılan sur duvarlarını görmek mümkün. Bu büyük kale, ortası boş bir dikdörtgen olarak tasarlandı ve çevresine kuleler dikildi. İlk yıllarda bu kalelerde sadece askeri birlikler kalıyordu. Olası bir tehdite karşı tetikte olmak adına. Ne var ki zamanla bu durum değişti. Şehir genişlendikçe Louvre da stratejik konumunu kaybetti. 100 yıl savaşları nedeniyle uzun yıllar şehirden uzak kalan kral da peş peşe gelen galibiyetler sonucu şehirde daha çok zaman geçirmeye başlamıştı ve Loire vadisindeki kraliyet, şehrin ortasında bulunan

Louvre’a taşındı. Bu değişimin ardından yıllarca sürecek bir restorasyonun da ilk adımları atılmış oldu.  Louvre’un kraliyete uygun bir ev haline getirilme sürecinde bir çok mimar ve sanatçıdan yardım alındı. Pierre Lescot, Jean Goujon ve Scibec da Carpi bunlardan yalnızca bazıları. Barok tarzında yenilenen Louvre’a, bir çok balo salonu ve geniş yatak odaları da eklendi.

Ve elbette ki yıllar içerinde tekrar ve tekrar inşa edildi. Durum böyle olunca Louvre, giderek daha büyük bir alana yayıldı. Neredeyse her yeni kral, yapıya bir ekleme daha yapmaya başlamıştı. Gelin görün ki her şey de olduğu gibi Louvre da çekiciliğini bir gün kaybetti. 1682 yılında kraliyet, dördüncü Louis’in kararı ile Versailles’e taşındı. Bu kararın altında yatan neden elbette ki sadece görsel güzellik değildi. Halk tarafından tepki toplayan kraliyet kendini soyutlamaya uğraşıyordu. O dönem için şehrin ortasında yaşamak, kral için güven teşkil etmemeye başlamıştı. Kraliyet ailesi Louvre’u bıraktıktan sonra yapı, içersinde sanat eserleri barından yalnız bir saraya dönüştü. Zaman zaman kraliyet ailesine ve soylulara hitap eden sergiler de Louvre’da yer aldı. Bir süre sanat galerisi olarak kullanılan bu yapıya Fransız Devrimine kadar pek de önem verilmedi.  Fransız devrimi sırasında altıncı Louis ve eşi Marie Antoinette, devrimciler tarafından  Versailles’den zorla çıkarılıp Louvre’un bir kanadı olan Tuileries’e getirildiler. Tutsaklık süresinin ardından, 1793 yılında, ikisi de burada idam edildi. 

 

Louvre İçin Yeni Bir Çağ

Fransız devriminin hiddetli günlerinin ardından, Louvre,  Ağustos 1793 yılında ulusal komite tarafından müze olarak ilan edildi. Louvre, o dönem bünyesinde yalnızca 537 sanat eseri bulundurmaktaydı. Binadaki bazı fiziki sıkıntılar nedeniyle Louvre, 1796 – 1801 yılları arasında kapalı kaldı. Louvre’u tekrar kullanıma açan ise Napolyon oldu. Napolyon, Louvre için öyle önemli katkılarda bulundu ki müzenin ismini Napolyon Müzesi olarak değiştirdi. Hakkını vermeliyiz ki Napolyon dönemi Louvre’u Louvre yapan en önemli etkenlerden biri oldu. Günümüzde de sergilenmekte olan bir çok sanat eseri bu dönemde müze bünyesine katıldı. Özel bağışlardan, askeri anlaşmalara bir çok farklı kaynaktan yatırımlar yapıldı. Başta Belçika ve İtalya olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden eserler toplandı. Toplanan eserler arasında Napolyonun Mısırı işgalinden Fransa’ya

taşıdığı eserler de bulunmakta. Bu dönemler, Louvre’un günümüzdeki halinin temellerini oluşturdu. Bu eserler kronolojik bir sırayla tüm halka sergilenecek konuma getirildi. Günümüzde, antik Mısır eserlerinde Roma heykellerin ve ünlü ressamların tablolarına kadar bir çok farklı dönemden ve türden sanat eserini incelemek mümkün. 1983 yılında Louvre, bir kez daha yenileme çalışmaları altına girdi. Louvre’un önemli bir parçası olan Piramid de bu yenileme çalışmaları sırasında eklendi. Müzenin girişi içinyapılan piramitin tasarımcısı mimar I.M. Pei de çalışmaları için ödüllendirildi. Müzeye girişteki ziyaretçileri karşılayan bu çalışmanın Louvre’a modern bir hava kattığı kesin. Müzenin içinde de bir çok değişim yapıldı.  Louvre, günümüzde sekiz farklı departmana bölünmüş durumda. Bu da ziyaretçilere keyifli bir o kadar da interaktif bir müze deneyimi yaşatıyor. Bünyesinde bir çok eser barındırsa da Louvre’un tartışmasız en meşhur eseri Mona Lisa. Leonardo Da Vinci’nin resmettiği bu resim binlerce sanat severi Louvre’a çekmeye devam ediyor. Gülümsemesi hala bir sır olan Mona Lisa tablosu bu günlerde kurşun geçirmez camların ardından sergileniyor ve sergilenen oda bir çok koruma tarafından gözetleniyor. Elbette ki bu önlemler boşuna değil. Louvre 1911 yılında bir hırsızlık olayı yaşadı ve Mona Lisa tam iki yıl boyunca ortadan kayboldu. Eser 1913 yılında evine geri döndü. Müze yöneticilerinin bu olayı bir daha yaşamaya hiç niyetlerinin olmadığı açık. Mono Lisa’nın yanı sıra Milo Venüsü, Büyük Sfenks, Nike Heykeli, Yıkanan Kadın gibi bir çok ünlü sanat eseri de Louvre’da sergileniyor. Tüm hatlarıyla Louvre, mutlaka gezilmesi gereken ufuk açıcı bir müze. İçerisindeki sanat eserlerinin yanı sıra kendi varlığıyla da ziyaretçileri büyülemeye devam ediyor. 800 yıldır ayakta olan bu muhteşem yapının bir o kadar daha bizlerle olup tarihe tanıklık etmesini temenni ediyorum.

Siber Güneş Kılınç.

 

Kaynakça

1- History of the Louvre: From Chateau to Museum. https://www.louvre.fr/en/histoirelouvres/history-louvre/periode-3#tabs.

2- The Louvre Museum: Facts, Paintings & Tickets. By May 02, 2018 Human Nature

https://www.livescience.com/31935-louvre-museum.html

3-Louvre Museum MUSEUM, PARIS, FRANCE. https://www.britannica.com/topic/Louvre-Museum

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu