İtalyan Rivierası’nda Beş Orta Çağ Kasabası: Cinque Terre

“Beş toprak” anlamına gelen Cinque Terre, Apennino Dağları’nın yamacına oyularak kurulan beş farklı köyden oluşuyor. Renkli evleri ve kayalıklarla birleşen yeşil suyu, büyüleyici bir manzara oluşturduğu için İtalyan rivierasının en gözde lokasyonlarından biri, İtalya içinse turizmin gözbebeği haline gelmiş durumda. Sadece büyüleyici bir manzara sunması değil; aynı zamanda İtalyan kültürünü en iyi yansıtan yerlerden biri olması, turistlerin ilgisini çekmesini sağlamış. Dağlık bir alanda yer aldığı için 1970’lere kadar ulaşım zor sağlanmış; bu sayede de kendi kültürünü el değmeden koruyabilmiş. Bölgede yaşayan insanlar hala bu kültürü korumak için büyük bir özen gösteriyorlar. Öyle ki, köyler arasında ulaşım için araba yoluna bile izin verilmiyor. Geçimlerini ise bölgenin doğasına uyumlu olarak sağlıyorlar: balıkçılık, üzüm ve zeytin ağacı yetiştiriciliği en önemli geçim kaynaklarından. 

“Kasabalardaki tüm kiliseleri ziyaret edin. Her birinin kendine özgü bir hikayesi vardır. Diğer İtalyan kiliseleri kadar süslü olmadıklarını göreceksiniz. Çünkü burada yaşayanlar şaşaadan uzak bir hayat sürüyorlardı.”

Pall Forloney

Önce Cinque Terre’ye nasıl gideceğinizle başlayalım. Buraya en yakın uçuş noktası Cenova. Eğer zaten İtalya’daysanız, buraya herhangi bir şehirden trenle ulaşabilirsiniz. Ben Floransa’dayken Cinque Terre’ye gitmeye karar vermiştim, ancak bu bölgeye gidecek olanlar genellikle Cenova’ya uğramayı tercih ediyor. Hangi şehirden giderseniz gidin, La Spezia durağında inip köyler içi ulaşımı sağlayan başka bir trene binmeniz gerekecek. Eğer arabayla gitmeyi tercih ettiyseniz, yine arabanızı bu durakta bırakıp trenle devam etmek zorunda kalacaksınız. Köyler içi ulaşımı sağlayan tren beş köyde de duruyor ve hepsinin arası yaklaşık 4-5 dakika sürüyor. Tabii birbirine çok benzeyen bu köylerin tamamını gezip gezmemek sizin tercihinize kalmış; çünkü birkaç köy gezdikten sonra “Ee bu diğerinin aynısı!” diye düşünmeniz çok muhtemel. 

Her köy için tekrar tren bileti almanız gerekecek ama tekrar tekrar bilet almak istemiyorsanız Cinque Terre Card satın alabilirsiniz. Böylece, treni istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. 

Diğer ulaşım seçeceği ise köyler arası yürüyüş. Bu seçeceği tercih etmek aslında buraya kaç gün ayırdığınızla ilgili olarak değişir. Eğer benim gibi sadece bir gün ayırdıysanız bu hiç mantıklı bir seçenek olmayacaktır. Ayrıca yaz aylarında oradaysanız hava sıcaklığı ve nem de üstüne eklenince, bu seçenek gezinizi bir işkenceye dönüştürebilir. O yüzden, kasabaları yaklaşık beş dakikalık mesafelerle birbirine bağlayan treni tercih etmek en mantıklısı olacaktır.

Cinque Terre’ye ulaştık ve başlıyoruz, ilk durağımız Riomaggiore!

Trenden indiğinizde ilk durağınız Riomaggiore olacak. Köyün içine karışıp denize doğru yürüdüğünüzde bir sürü restoran, kafe ve hediyelik eşya dükkanı göreceksiniz. Köylerin hiçbirinde müze gezmeyi falan beklemeyin; burası daha çok kafa dinlemelik ve manzara seyretmelik bir lokasyon. Tabii muhteşem deniz ürünlerini yemeyi sakın unutmayın! Trenden indiğiniz anda restoranlardan gelen balık kokusunu duyacaksınız. Köyde yaşayan insanların en büyük geçim kaynaklarından biri balıkçılık olduğu için bu konuda çok fazla seçeneğiniz olacak. Benim favorim, tavsiye üzerine gitttiğim Enoteca Dau Cila oldu. Yemek molası verecekseniz mutlaka burayı denemenizi öneririm. 

Bir diğer önerim ise Riomaggiore’de dik bir patikayı çıkarak ulaşabileceğiniz Santuario Della Madonna di Montenero Kilisesi’ni görmeniz olacaktır. Yaklaşık 300 metre olan bu tırmanış yolu sizi kilisenin bulunduğu tepeye çıkaracak. Beş kasabayı da görebileceğiniz tepenin manzarası nefes kesicidir. 

Riomaggiore’den tekrar trene binip ya da yürüyerek ikinci durak olan Manarola’ya ulaşabilirsiniz. Eğer yürümeyi tercih ettiyseniz bu fazlasıyla romantik bir tercih olacaktır, çünkü Riomaggiore’den Manarola’ya ulaşan patika günümüzde “Aşıklar Yolu” olarak adlandırılmaktadır. Manarola’ya ulaştığınızda yine pastel renkli evlerle karşılaşacaksınız. Güzel manzara fotoğrafları çekebilmek için dar sokaklardan deniz kenarına inip daha sonra manzara noktasına ilerlemeniz gerekecek. 

Manarola’da limanın diğer tarafına geçip tepeye tırmandığınızda köyün mezarlığına ulaşacaksınız. Köyün en güzel manzarasını bu tepeden izleyebilirsiniz.

Bir sonraki durağımız ise Corniglia. Deniz seviyesinden yaklaşık 90 metre yüksekte bulunan bir kaya çıkıntısı üzerine kurulan Corniglia, deniz ulaşımı olmayan tek kasabadır. Yüksekte olduğundan köye ulaşmak için birçok basamak çıkmanız gerekecek. Ancak, ulaşımı zor olduğu için köyler arasında en bakir kalanı bu köy olmuş. Meydanda bulunan Trattoria La Lanterna lokal lezzetler sunan güzel bir İtalyan restoranı. O kadar basamak çıktıktan sonra dinlenmek için güzel bir lokasyon olacaktır; listenize ekleyebilirsiniz.

Turistlerin en çok ilgi gösterdiği köy ise Vernazza. Buraya ulaştığınızda ilk adresiniz Santa Margherita d’Antiochia Kilisesi olsun. Bu kilise için köyün ruhani merkezi diyebiliriz. Kilisenin ardından merdivenlerden tırmanarak Castello Dorio Kalesi’ne ulaşabilirsiniz. 

Son durağımız ise Monterosso Al Mare! Köyler arasında en geniş alana yayılmış olan Monterosso,  ismini arkasında bulunan kızıl pembe renkli dağlardan alıyor. Kum plaja sahip olan tek köy Monterrosso’dur; bu yüzden denize girecekseniz son durağa kadar beklemenizi tavsiye ederim.

İtalya’nın her köşesinde tarihe dokunan bir şeyler bulabilmek mümkün. Cinque Terre ise klasik bir İtalya turuna farklı bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Müze gezmeyeceğiniz, büyük tarihi yapılarla karşılaşmayacağınız ama İtalyan kültürünü en iyi tanıyabileceğiniz yerlerden biri. Bu sebeple, hepsi birbirine benziyor diye düşünmeyin, fırsatınız varken keyfini çıkarın. Her köyde oraya özgü küçük detaylar bulacağınıza eminim; bu yüzden size tavsiyem hiçbir durağı pas geçmeyin ve rotayı takip ederek bütün köyleri keşfedin!

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu