Tek Hayata İki Kişi Sığdırmak: Veronıque’in Çifte Yaşamı

İnsanlar çift yaratılır sözüne inanır mısınız? Fakat burada bahsettiğim çift ruh ikiziniz ya da  adeta bir elmanın iki yarısı olarak birbirini tamamlayan aşklar ya da arkadaşlıklar değil. Fiziksel olarak neredeyse birebir size benzeyen, yaşlarınızın ve belki isimlerinizin bile aynı olduğu ve benzer bir arka plana sahip birini düşünün. Çiftiniz başka bir ülkede hatta belki başka bir zamanda yaşamış olabilir. Ama ya aynı zaman aralığında dünyada birlikte bulunduğunuz bir çiftiniz varsa?

Veroniuque’nin Çifte Yaşamı (La Double Vie de Veronique) filmi de hikayesinde bu gizemli ikilikten besleniyor. Film, Polonya’da yaşayan 25 yaşındaki Weronika’nın bakış açısıyla başlıyor. Korolarda şarkı söyleyen Weronika, dolu dolu yaşamak ve özgürce istediğini yapmak üzerine kurulu bir hayat sürüyor. Bir gün, opera solisti seçmek için düzenlenen yarışmayı kazanıyor. Koşarak dolaştığı Krakow meydanlarında, otobüse yetişmek üzere koşan bir genç kız görüyor. Bu kız hem fiziksel olarak hem de üzerindeki kıyafetlerin tarzı ve rengine kadar, Weronica’nın birebir aynısı! Etrafı fotoğraflayan ve aceleyle otobüse binen bu kız ise Weronica’yı görmüyor.

Aynı akşam, konserde solo sonu söylemeye başladığında Weronica sahnede düşüyor ve hayata veda ediyor. Veronique’in hikayesi ise tam burada tekrar şekillenmeye başlıyor. Paris’te bir müzik öğrencisi olan Veroniuque, o gün öğretmeniyle görüşüp şarkı söylemeyi bıraktığını artık sadece müzik öğretmenliği yapacağını söylüyor. Veronique, daha sakin ve hayata karşı çok daha temkinli bir karakter. Weronica’nın ölümünden sonra ise, içinde bulunduğu melankolik durum daha da artıyor.

Filmin en etkileyici sahnelerinden biri ise kukla gösterisi. Gösteri esnasındaki müzikler ise büyüleyici. Bu kukla gösterisinin önemi ise filmin sonlarında daha büyük bir netlik kazanıyor. Daha sonradan Veronique ile ilişki yaşamaya başlayan kukla sanatçısı yeni bir gösteri için Veronique’nin kuklasını yapıyor. Ama, masada aynı kuklanın bir ikincisi var. Veronique sebebini sorduğunda ise bir tanesinin çok yıprandığı cevabını alıyor.

Film üzerinde fazlaca düşünülebilecek birçok sahnenin yanı sıra, herkesin farklı bir bakışla anlamlandıracağı bir olay örgüsü ve son sunuyor. Işık ve renk kullanımının yanı sıra, Zbigniew Preisner’ın etkileyici müzikleri filmin birçok sahnesini zihinlerimize kazıyor.  Krzysztof Kieslowski yönetmenliğindeki filmde Weronica ve Veronique karakterlerine ise Irène Jacob hayat veriyor ve bu performansıyla 1991 Cannes Film Festivali’nden En iyi Kadın Oyuncu ödülünün de sahibi olmuş.

Filmi izledikten sonra Almanca “doppelganger” kelimesinin de peşine düşebilirsiniz. Kelime geleneksel olarak kişiye benzer kötü karakterli bir hayalete ya da gölgeye dayansa da aynı anda farklı yerde olan çok benzer iki kişiye de denebiliyor. Çoğu kültürde ise kişinin doppelganger’ini görmesinin kötü bir olaya, hastalığa ya da ölüme neden olacağı söyleniyor. Filmle birçok yönden örtüşen bu terimi kendi hayatımızla örtüştürmek de oldukça ilginç. Bu sebeple, eğer arkadaşlarınız ya da aileniz bir yerlerde size çok benzeyen birini tanıdıklarını iddia ederse, tanışmadan önce bir daha düşünün derim.

 

Görsel Kaynaklar:

Kapak: http://www.lebleudumiroir.fr/la-double-vie-de-veronique/

Görsel 1: https://tr.pinterest.com/pin/555068722804423461/

Görsel 2: https://mountainx.com/movies/reviews/double-life-of-veronique/

Kaynaklar:

https://literarydevices.net/doppelganger/

https://www.imdb.com/title/tt0101765/awards?ref_=tt_awd

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu