tartisma-programi

Başkalarının hayatını yaşamak isteyen, olmasını istediği ülkeyi haberlerde izlemeyi arzulayan, aleni dedikodulardan beslenen bir toplum olarak legal bir uyuşturucuya aklımızı kiraya verdiğimizi üzülerek ifade edeyim. İnanılır gibi değil. Muhakeme, mukayese, üretimi geçtim, topluma köpük bile vermeyen kanallar, tüm gücümüzü elimizden alıyor ve hepimizi her fırsatta savrulan, içi boşalmış torbalara dönüştürüyor. Ekranlar toplumu yansıtırken, aynı toplum ekrandan aldığını uygulamaya başlıyor ve böylelikle sosyal olarak “race to the bottom” girdabına çekiliyoruz.

Şüphesiz daha iki gün önce otobüste şort giydiği için dövülen hemşire olayı ile dizilerde zevkle dövülen kadınlar arasında çok yakın bir ilişki var. Siyasi tartışma programlarındaki kavgalarla, şu hadise arasında bir alakanın olmadığını söylemek komik olur. Sizce de daha mutsuz çocukların yetişmesinde, malum bazı kanallardaki dizi oyuncularının mükemmelliyetçi boyutta yakışıklı/güzel insanların seçilmesinin bir rolü yok mu?

Tabii ki bilanço çok ağır. Bayram tatilindeki akraba ziyaretlerinde maruz kaldığım televizyon programlarından çıkardığım sonuç ise şu: Tüm bu etkilerin birleşme noktasında kadın hakları ve cinsel eşitlik, ülkede büyük zarar görüyor. Örnekler çok fazla, biz en yakından başlayalım.

15 Temmuz’dan sonra, özellikle ana akım medyada gittikçe yaygınlaşan siyasi tartışma programları ne olduğunu öğrenmeye çalışan vatandaşlar olarak dikkatimizi celbediyor. Ancak kanal-program fark etmeksizin iç sıkıcı bir vaziyet var. Uzadıkça uzayan programlarda yan yana dizilmiş düzinelerce erkek yorumcu, semadan gelen bilgilere nail olmuş bir özgüvenle her konu üzerinde bir bilgi tahakkümü kurmaya çalışıyor. Çayları, suları, kurabiyeleri önlerine konmuş; sayıları 6-12 arasında değişen yorumcular söz hakkı dinlemeyerek kendi bildiklerine odaklanmakla meşguldüler. Peki bu toplumun kadınları nerede?

[tabgroup][tab title=”Canan Barlas ile Gündem”]

maxresdefault-1

[/tab][tab title=”Tarafsız Bölge”]

screenshot-from-2015-05-25-212529

[/tab][tab title=”Habertürk Gündem”]

ekran-resmi-2016-09-16-22-34-08

[/tab][tab title=”Türkiye’nin Gündemi”]

clasmzluyaafzj3-jpg-large[/tab][/tabgroup]

Türkiye’deki akademisyenlerin %41’i kadınken, bunlar arasından en yeteneklileri arada bir “reklama girmem lazım!” diyen moderatör mü olabiliyorlar? Kadınlar darbe, dış politika, terör, cemaat ve tarikatler, ölümler üzerine konuşamıyorlar mı? Dönüşümlü olarak ekranda beliren aynı yüzler, aynı klişeleşmiş kalıplar, Ankara stüdyosundan bağlanıp ortalığı karıştıran yaşı 50’yi geçmişler, sürekli cevap hakkını almak isteyenler, aynı fotoğraf kareleri ve aynı kavgalar. Bu programlarda her şey, her gün aynı sabaha uyanan Groundhog Day filmindeki gibi. Kadına biçilmiş rol, sadece kavga çıkarmaya meyilli erkekleri sakinleştirmek mi olmalı?

Bu konu üzerine ismi çok manidar bir blog sitesi açılmış. “Taraflı Bölgeler” isimli site, televizyon ekranlarında yayınlanan tartışma programlarında kaç kadın, kaç erkek konuk bulunduğunu gün gün ifşa ediyor. “Her akşam  birçoklarımızı ekran başına kilitleyen tartışma programlarındaki erkek egemen görünümün değişmesini istiyoruz” sloganıyla yola çıkmış site, sadece belirli bir tarih aralığında araştırma yapmış olmasına rağmen ortaya çıkardığı tablo, cinsiyet eşitliği itibariyle iç karartıcı.

Biraz yürek soğutalım. Dünyada da durum pek farklı değil. PayPal şirketinin düzenlediği ve cinsiyet eşitliğinin tartışılacağı panele sadece erkek konuşmacıların davet edilmesi sosyal medyada yaz dönemi boyunca gündemden düşmedi. Konuşmacıların bu toplantıyı boykot etmeleri ve kadın katılımcıların olmadığı bir etkinlikte yer almayacaklarını açıklamaları istendi. Bunun için bir “No Thanks, Mate.” adı altında bir websitesi (http://speakerdiversity.com) hazırlandı. Katılımcılar ise birer birer bu programa katılmayacaklarını açıkladılar.

Kadınlar çağırıldığında daha izlenebilir, daha üretken programlar ortaya çıkacağına yönelik bir argüman sunmuyorum. Niyetim sadece evde, sokakta, siyasette dışlanan/ötekileştirilen/küçümsenen kadınların toplumda hak ettikleri konuma sahip olabilmeleri. Akademi ve siyaset dünyasındaki herhangi bir konuda araştırma yapan hiçbir kadın olmayışı hiç samimi gelmiyor. Kısaca yok efendim “bu alanda çalışan kadın bulamadık”, “çağırdığımız kadınlar gelmeyi reddettiler” gibi bahaneler dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de inandırıcı değil. Bu tür programlara davet edilen erkeklerin: “Kadınların davet edilmediği tartışma programlarına katılmayı reddediyorum” demeleri belki kısa vadede bir bilinç oluşmasına yardımcı olur.

Bir Özeleştiri ve Duyuru

GazeteBilkent Politika birimi editörü olarak burada kendimize de bir iğne batırmadan geçemeyeceğim. Editörlüğe bu yazın başında getirildim ve birçok kuvvetli kalemimiz ya mezun oldular, ya da aramızdan ayrılmak durumunda kaldı. Mevcut yazar kadromuzda ise yukarıda da hunharca eleştirdiğim cinsiyet dağılımında dengesizlik mevcut. Kadın yazar sayımızda bir düşüş var. Bu vesileyle yeni alım döneminde politikanın her meselesine katkıda bulunacak, kalemi güçlü kadın aday yazarlarımızı da aramızda görmekten mutluluk duyacağız.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu