Halil İnalcık’ın Ardından: Bilkent ve Sosyal Bilimler

0358127f0a8

[quote]Karamsarlık korkaklıktır. Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız. (Halil İnalcık)[/quote]

Şeyh’ül müverrihin bugün aramızdan ayrılıyor. Tam bir asırlık ömrüne, Osmanlı medeniyetini bütün dünyaya akademik olarak tanıtılmasına katkıda bulunan yüzlerce makale, kitap, sempozyumu sığdırdı tarihçilerin kutbu. Balıkesir Muallim Mektebi’nden Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne, oradan Chicago Üniversitesi’ne uzanan azim dolu akademik hayatı bile, çalıştığı bilimsel alan ne olursa olsun bütün Türk gençleri için ilham vesilesidir. “Onun çalışmalarını çıkarır ve bir kenara koyarsanız Osmanlı Tarihi’nde hiçbir şey kalmaz” der Profesör Mark Stein. Bu anlamda tarih bölümümüzün de kurucusu hocamızın aramızdan ayrılışı, Türk bilim camiası adına yeri uzun süre doldurulamayacak bir kayıptır.

[quote]Zamanların büyük alimleri vardır, ancak Halil İnalcık bütün zamanların büyük tarihçisidir. (Bernard Lewis)[/quote]

Tabiidir ki 100 yıl yaşamış olmak, monarşiye, cumhuriyete, dünya savaşlarına, insanların aya ilk kez ayak basışına, yıkılan imparatorluklara,  yeniden çizilen sınırlara ve çöken ekonomilere şahit olmak anlamına geliyor. Halil İnalcık olmak ise asırlık yaşamında hem bunlara şahit olmak, hem de 100 yılını, şahit olduklarını belgelemeye, sürekli akan tarihin en kıymetli belleği olmaya ve bu birikimi sonraki nesillere aktarmaya adamakla eşdeğer.

“Hocaların hocası” 26 Mayıs 1916’da İstanbul’da dünyaya geldiğinde Sultan Vahideddin tahttaydı ve Britanya ile Fransa’nın Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki topraklarını paylaştığı Sykes-Picot Anlaşması imzalanalı 10 gün olmuştu. Eğitim hayatı boyunca aralarında Abdülbaki Gölpınarlı, Fuad Köprülü, Muzaffer Göker, İbrahim Hakkı Uzunçarşılı’nın da olduğu devrin büyük hocalarından dersler aldı. İkinci dünya savaşının akabinde; kimsenin Cambridge, Harvard, Sorbonne gibi kurumları hayalinden bile geçiremeyecek bir dönemde, tamamen Türk eğitim müesseselerin yetiştirdiği bir tarihçi olması da hepimizin iftihar etmesi gereken bir meseledir. Çok iyi bildiği altı dilin sayesinde, Osmanlı tarihini farklı milletlerin arşivlerinden araştırdı. Osmanlı tarihi yazımına çok yeni metotlar getirdi, kökleşmiş tabuları bir bir yıktı. 20. yüzyıl sona ererken Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi (Cambridge International Biographical Center) Halil İnalcık’ı, dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2000 bilim adamı arasında göster.

Ekran Resmi 2016-07-27 11.47.36Halil İnalcık, Ali Doğramacı’nın da o dönem yoğun ısrarı üzerine 1992 yılında Bilkent Üniversite’sinde Tarih yüksek lisans ve doktora programını açmak üzere Türkiye’ye geri döndü. Tarih bölümündeki Özer Ergenç, Oktay Özel gibi değerli hocalarla birlikte yüzlerce öğrenci yetiştirdi ki bunların pek çoğu şimdilerde dünyanın en iyi üniversitelerinde akademik hayatlarına devam ediyor. İçerisinde çok nadide eserleri barındıran Halil İnalcık koleksiyonunu da kendisinin daha hayattayken kütüphanemize kazandırmıştır ki ismi burada ölümsüzleştirilmiştir. Bu vesileyle kendisine Allah’tan rahmet, öğrencilerine, yakınlarına ve sevenlerine de başsağlığı diliyorum. Umarım hepimiz eserlerinden istifade edenlerden oluruz.

Bilkent Üniversitesi Bu Mirasa Sahip Çıkmalı

Bilkent Üniversitesi hiç şüphesiz kendini her alanda ispatlamış bir okul. Dünya sıralamalarında istisnasız Türkiye’nin ilk üç üniversitesinden biri. Times Higher Education sıralamasında mühendislikte ilk 100’e giren ilk ve tek üniversite olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Araştırma merkezlerinin, UNAM’ın, bilimsel gelişmeyi kolaylaştıracak şekilde tasarlanmış binaların bu başarıda etkisi çok büyük.

[pullquote_left]Şüphesiz Halil İnalcık gibi bir tarihçimiz olduğu için övünmek elbette güzeldir. Lakin yeni Halil İnalcık’lar yetiştirebilmek asıl gündem maddemiz olmalıdır.[/pullquote_left]Ancak üzülerek görüyorum ki sosyal bilimlere yapılan yatırımlar, mühendisliğe verilen önemin çok gerisinde. Yalnız Halil İnalcık değil; Norman Stone, Metin Heper, Özer Ergenç, Sırrı Hakan Kırımlı, Mehmet Kalpaklı, Edward Kohn gibi dünyaca ünlü birçok akademisyeni bünyesinde barındıran üniversitemizde hala tarih, siyaset ve uluslararası ilişkiler alanlarında büyük araştırma merkezlerinin açılmıyor oluşunu görmek zannediyorum bu bölümlerdeki akademisyenler ve öğrencileri de oldukça üzüyordur. Sosyal bilimlerin her alanında, yazdığı kitapları dünyaca okunan hocalarımız ve genç akademisyenlere yönelik yatırımlar hayati önemde olacaktır.  Nitekim Halil İnalcık gibi bir tarihçimiz olduğu için övünmek elbette güzeldir. Lakin yeni Halil İnalcık’lar yetiştirebilmek üniversitemiz için asıl gündem maddesi olmalıdır.

Ülkemizde yaşanan siyasi buhranların en büyük sebebinin toplumu fikir ve düşünceleriyle olumlu şekilde yönlendirebilecek donanımlı sosyal bilimlercilerin eksikliği olduğu gerçeği aşikardır. Bu sebeple Bilkent Üniversitesi’nin sosyal bilimlere yapacağı maddi destek, yalnızca Türk gençleri içerisinden büyük alimler çıkmasının önünü açmış olmakla kalmayacak, üniversitemizi de dünyadaki en saygın üniversiteler arasına sokacaktır. Bu vesileyle son olarak düşüncelerimi somut bir projeye dönüştürmek de istiyorum ve Halil İnalcık isminin ölümsüzleştirilmesi için üniversitemize “Halil İnalcık Osmanlı Araştırmaları Merkezi” kurulmasını üniversitemiz yönetiminden talep ediyorum. Böylelikle Bilkent hocamızın çalışma alanında bir cazibe merkezi haline de gelmiş olacaktır.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu