Son günlerde Mars’a yerleşmek ve Mars’ın kolonileşmesi hakkında bir şey duymayan kaldı mı? Özellikle Marslı filmi gösterime girmeden bir hafta önce Mars yüzeyinden sıvı halde su bulunabildiği haberi gerek sosyal medyada gerekse halk arasında oldukça konuşuldu. NASA, 20 yıl içinde Mars’a insanlı uçuşlar hatta Mars’ta hayatını sürdürmek üzere topluluklar göndermeyi planlıyor. Marslı (The Martian), işte bu insanlı seyahatlerin gerçek olabileceği, çok uzak olmayan bir gelecekte geçiyor. Andy Weir’in kitabından uyarlama olan filmin yönetmeni “Bıçak Sırtı”  (The Blade Runner) ve “Prometheus” filmlerinin de yönetmeni Ridley Scott. Film, astronot Mark Wattney’in Mars’taki görevleri sırasında beklenmeyen bir fırtına sonucu öldü zannedilip geride bırakılmasıyla başlıyor. Filmde gördüğümüz üzere astronot ölmemiş ve Mars’ta bir daha ki görev ekibi gelip onu kurtarana kadar dört yıl geçirmeye mahkûm. Ancak ortada başka bir gezegende tek başına olmanın getirdiği zorluklar var ve Mark Wattney hayatta kalmak için bütün bunları tek başına, elindeki imkânlarla çözmek zorunda. Nasıl mı? Filmde söylediği gibi “Bilimin anasını ağlatarak”. Bilim, mantık, sorun çözme ve umudunu yitirmeme filmin ana temaları.

Mark Wattney için modern bir Robinson Crusoe denebilir. Filmde bir yandan Mark Wattney’nin çabaları anlatılırken bir taraftan da Dünya’da NASA’nın onu nasıl kurtarmaya çalıştığı da gösteriliyor. Bu tarafıyla oldukça gerçekçi bir film olmuş denebilir. Şahsi fikrim NASA’nın da bu sahnelerde bazı destekler sağladığı yönünde. NASA, insanları geride bırakmayan ve her zaman çözüm üretebilen, donanımlı insanlarla dolu olarak gösterilmiş; zaten büyük ihtimalle böyle bir kurum.

Film, kitabı okuyan biri olarak söyleyebilirim ki, bilimsel detay açısından biraz eksik kalmış. Kitapta Wattney’nin neyi nasıl çözdüğü daha ayrıntılı ve mantıklı bir şekilde yansıtılıyordu. Kitapta bilimsel ayrıntıların yanında filme eklenmemiş kurgusal farklılıklar da vardı. Ancak tabii ki 141 dakikalık bir Hollywood filminde bu kadar detay beklemek anlamsız. Sonuç olarak kitaba aşina değilseniz tabi ki bilimsel yönüyle oldukça doyurucu bir film.

Marslı, oldukça akıcı ve sürükleyici, genel atmosfer olarak fazlasıyla mutlu bir film. Bomboş bir gezegende yapayalnız bir astronotun hikâyesi daha bunalımlı ve karanlık bir şekilde anlatılabilirdi ancak ne kitap ne de filmin tercihi bu yönde değil. “Yaşamı yücelten” hayatta kalma teması üzerinden ilerlemek yönünde olmuş. Yeteri kadar sorun çözerseniz ve yaşama sevincinizi kaybetmezseniz hayatta kalmak içten bile değil.

Bilim-kurgu filmi olmasından dolayı uzayda yalnızlığı da işlemesiyle akla ilk olarak 2013 yapımı “Yerçekimi” (Gravity) filmini getiriyor. Yerçekimi, sanat yönetmenliği ve teknik açıdan çığır açan bir filmdi. İnsan ister istemez Marslı’yı bu filmle karşılaştırıyor. Marslı, Yerçekimi’ne göre sinematografi yönünden daha az etkileyici. Tabi ki Mars sahneleri muhteşem ama Yerçekimi’nin verdiği o “uzay’da olma hissini” tam veremiyor bana kalırsa.

Yakın zamanlı uzay filmlerinden bir diğeri ise Christopher Nolan’ın Yıldızlararası idi. (Interstellar). Bu filmle kıyaslandığında ise Marslı derinlik ve söylemlerinin çarpıcılığı açısından altta kalıyor ki bu kitap için de söz konusu. Ridley Scott, “daha mutlu” ve “umut verici” bir film yapmaya çalışmış anlıyorum, ancak film duygusal açıdan bir miktar eksik ve mekanik bir durumda kalmış.

Filmin oyunculuklarına gelecek olursak, olmamış denebilecek hiçbir performans yok. Özellikle başroldeki Matt Damon rolünün altından başarıyla kalkmış ve bence filme kendi oyunculuğuyla da fazladan bir şeyler katmış.  Yardımcı rollerde Jessica Chastain, Jeff Daniels ve özellikle Chiwetel Ejiofor ustalıklarını sergilemişler adeta.

Toparlamak gerekirse, Marslı kuşkusuz uzay-severler için görülmesi gereken bir film. Bilim-kurgu meraklısı değilseniz bile oldukça keyif verici ve sürükleyici bir 141 dakika geçirebilirsiniz. Hayatta kalmak için bulunan şaşırtıcı çözümler, gergin dakikalar ve Mars’ı yeniden keşfetmek oldukça ilgi çekici. Kitabı okuyanlar için hafif bir eksiklik hissedilse de izlenmesini öneriyorum. Tek bir insan için nasıl çaba sarf edildiği ve aslında insan hayatının ne denli önemli olduğunu göstermede başarılı bir film. Filmin yaptığı şeyleri daha iyi yapan uzay filmleri var mı? Var. Ama bir NASA güzellemesi görmek isteyenler için veya daha yakın bir gelecekte geçen gerçekçi bir bilim-kurgu olarak oldukça olumlu hislerle izlenebilir. İzlemek isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu