Enerji Dünyasında “Avrupa” Rüzgârı

Avrupa Komisyonu, 25 Şubat 2015’te alınan kararla “Enerji Birliği” organizasyonu kurulacağını ilan etti. Rusya ile yaşanan gerginliklerin neticesinde bu kararın alınması, Avrupa’nın artan enerji ihtiyacına yönelik çok kritik bir adım olarak görülmektedir. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic “Enerji Birliği”ni 1951’den bu yana Avrupa’nın enerji alanında attığı en büyük adımlarından birisi olarak yorumladı.

Avrupa Enerji Birliği projesi, temelde 3 ana hedefe dayanmakta: enerji arzının güvenliği, sürdürülebilirlik ve rekabet. Sefcovic’e göre, bu amaçların elde edilebilmesi için 5 temel boyut söz konusu. Bunlar; enerji güvenliği, dayanışma ve güven, enerji pazarı, enerji talebini karşılayabilecek verimliliğin sağlanması, ekonominin dekarbonizasyonu.

Enerji Birliği’nin masasında yer alan en büyük sorunlardan birisi enerji güvenliği olacak. Harcadığı enerjinin 53%’ünü ithal eden Avrupa’nın bu konuda yaşadığı en büyük sıkıntılardan birisi güvenlik meselesidir. Avrupa’nın şu anda en büyük tedarikçilerinden birisi olan Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve 2014 Mart’ında gazı kesmesi Avrupa Komisyonu’nu yeni arayışlara itmişti. Komisyon’un aldığı kararla Rusya’ya bağımlılığın azaltılması adına gaz ithal sahasında alternatifler üretilerek çeşitlenmesi sağlanacaktı. Komisyon’un enerji güvenliğini sağlaması için görevlendirilmesinin akabinde alınan bu karar kritik bir önem taşımaktadır. 2014 yılı Mayıs ayında yayımlanan Avrupa Enerji Güvenliği Stratejisi, Haziran zirvesinde kabul edildi. Buna göre, Avrupa’nın pazarlık gücü sağlamak ve tekele olan bağımlılığını azaltmak adına tedarikçi alternatiflerini ve rekabeti arttırmak hedef olarak belirlendi.

Mart ve Nisan 2014’te Financial Times gazetesinde Polonya Başbakanı Donald Tusk, yayımladığı makalesinde Rusya’ya olan aşırı bağımlılığın Avrupa’yı zayıflattığını, tekel olmanın getirdiği yüksek fiyatlarla adaletsiz bir ticaretin yapıldığını, gaz bağımlılığı ve yüksek fiyatların da politik bir silah olarak kullanıldığını belirtmişti. Tüm bu sebeplerden dolayı Donald Tusk Avrupa Enerji Birliği’nin kurulması fikrini önermişti.

Bundan dolayı tedarikçilerin ve kaynakların çeşitlenmesi Avrupa için bir gerekliliktir. Avrupa’nın, gelecekte ihtiyacının çok yüksek düzeylere çıkacağı bu sektörde yeni rekabet sahaları ve alternatif yollar oluşturabilmesi ise enerji kaynaklarına ulaşım altyapısının gelişimi, teknolojik ilerleme ve yeni üretim bölgeleri ile entegrasyonuna bağlıdır.

Güney Gaz Koridoru projesi

Güney Gaz Koridoru projesi

Kilit bölge: Hazar

Avrupa Birliği’nin yeni stratejisini hayata geçirebilmek adına en önemli rol Hazar Havzası ülkelerinin olacak gibi görünüyor. Avrupa Enerji Güvenliği Stratejisi’ne göre Güney Gaz Koridoru (GGK) projesi “öncelikli koridor” olarak tanımlandı. Bu koridor, kısaca Azerbaycan gazını Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak bir projedir. Rus gazına alternatif arayışlarında çok büyük önem taşıyan bu proje 2008 yılında Avrupa Komisyonu tarafından önerilmişti. “21.yüzyılın projesi” olarak görülen GGK, bu noktada Orta Asya ülkelerine ihraç imkânları sunularak geliştirilmelidir. Çünkü Azerbaycan gazı tek başına yetmemektedir. Alternatif olarak, P5+1 ülkeleri ile bir hayli kritik anlaşmaya imza atan İran ön plana çıkmaktadır. İran’ın Avrupa pazarına açılması, enerji sektöründe de kendisini hissettirebilir.

Avrupa Birliği (AB), açık bir şekilde üretim yapan ve ulaşım imkânı sunan ülkelerle stratejik enerji işbirliği kurma niyetindedir. AB’nin stratejisini bu yörüngeye kaydırması gösteriyor ki, Hazar bölgesi ile yüksek düzeyde partnerlik girişimleri gerçekleşecek. Bu minvalde, Hazar’ın tedarikçi ülkelerindeki gaz üretiminden AB ve transit ülkelerin altyapı hazırlığına kadar birçok mesele önem kazanmaktadır.

Stratejik Ortak: Türkiye

GGK’nın oluşturacağı enerji zinciri, 3 ana projeden oluşmaktadır: Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP), Güney Kafkasya Boru Hattı ve Trans-Anadolu Boru Hattı (TANAP). GGK’nın esas bölümünü, Azerbaycan gazını Avrupa’ya ulaştıracak olan TANAP oluşturacak. Böylelikle, Azerbaycan gazı Avrupa pazarıyla buluşmuş olacak.

Türkiye, Avrasya ve Avrupa enerji politikalarında anahtar oyuncu olarak göze çarpmaktadır. Bölgedeki enerji rekabetinde tarafların her ikisinde de yer alan Türkiye, elindeki bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Rusya, GGK projesine karşı geliştirdiği Türk Akımı projesini Türkiye ve Yunanistan’a teklif etmişti. Geçenlerde de Yunanistan ile imzalar atıldı, fakat Türkiye ayağında yeni hükümetin kurulması bekleniyor.

Türkiye’de bu iki projeden de yararlanma üzerine bir duruş sergilense de bölgedeki jeopolitik rekabet buna ne kadar müsaade edecek bilinmemektedir. Rusya’nın bu projeyi hayata geçirmesi, bölgede azalan etkinliğini tekrar kazanarak Avrupa’nın enerji piyasasındaki bağımsızlaşma politikasına darbe vurma niteliğinde gözükmektedir. Ayrıca Türk Akımı’nın TANAP’ın yaklaşık 6 katı miktarda gaz tedarikini içermesi ve Trakya’da inşa edilecek depo ile Türkiye’nin doğalgazı üçüncü ülkelere de satma imkânı elde etmesi hoş görünse de AB ile ilişkilere zarar verebilir. Rus ekonomisinin gittikçe zayıflaması da Rusya ile stratejik ortaklık konusunda çeşitli endişeleri barındırıyor.

Türk akımıTANAP’ın kapsamı Türk Akımı’na göre dar olsa da bölgesel strateji ve uzun vadeli politik dengelerde Türkiye adına AB ile ilişkileri daha iyi seviyelere getirebilir. Özellikle Ukrayna krizi ile yalnızlaşan ve politik yaptırımlara hedef olan Rusya ise, Yunanistan ile imzaladığı anlaşmadan sonra Medvedev’in son günlerdeki açıklamasında ifade ettiği gibi, Türkiye’de yeni kurulan hükümetle imzaların atılamaması ihtimalini şimdilik görmemezlikten geliyor.

Bölgedeki enerji diplomasisi önümüzdeki dönemde ülkemizin dış politikasını belirleyeceğe benziyor. Rusya’nın tekelliğini bırakmak istememesi ve AB’nin yeni arayışları Türkiye’den bağımsız bir mücadele değil. Ayrıca Türkiye’de yaşanan terör faaliyetleri, uluslararası arenadaki bu gelişmeleri de yakından ilgilendirmektedir. Enerji güvenliğini arttırma adına teklif edilen TANAP, Türkiye’de çeşitli terör organizasyonlarının tehdidi altında gözükmektedir. Bu durum büyük bir risk teşkil etmektedir.

Soru: Özellikle son günlerde yaşanan terör faaliyetleri, enerji alanında arka planda yaşanan bu savaşın bir yansıması olarak görülebilir mi? -Bunu süreç ilerledikçe göreceğiz.

Kaynakça

Sefcovic, Maros. “Energy Union and the Caspian Countries” Caspian Report. Spring, 2015.

Umbach, Frank. “Strategic Perspectives of the EU’s Energy Union and the Southern Gas Corridor” Caspian Report. Spring, 2015.

http://www.aljazeera.com.tr/gorus/tanap-21-yuzyilin-projesi

http://www.aljazeera.com.tr/gorus/enerji-boru-hatlari-rekabeti-ve-turkiye

http://tr.sputniknews.com/columnists/20150319/1014517676.html

Resim Kaynakçası

Al-Jazeera

Homepage

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu