bulent-arinc-istifa-mi-etti-4440Malumunuz, Türkiye’de siyaset denince kimin ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyor. Siyaset yelkenlerine anlık ve şiddetli rüzgarı savurup “belki de” geminin batmasına yahut batmasa bile bir hayli yıpranmasına sebep olacak hamle, bu sefer geminin kontrolünü elinde tutanlardan gelebilir. Yıkılmaz, yıkılamaz dediğimiz hükümet-saray ikilisinin ilişkileri, çözüm süreci polemiğiyle bir hayli gerilmişe benziyor. Çumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürütülen politikaya yönelik ardı arkası kesilmeden sarf ettiği “olumlu bakmıyorum.” mesajları “tam da seçim arefesinde” çatlaklar oluşturmaya başladı bile.
Birkaç gündür ortalığı kasıp kavuran bu polemik, Cumhurbaşkanı’na hükümet sözcüsü tarafından  verilen “notayla(?)” yönetimin temellerine konuşlandırılmış dinamitlerin fitili ateşlemiş ve patlaması için zamana bırakılmıştır.
“Bu ülkede bir hükümet var.” söylemi yalnızca çözüm süreci üzerine verilmiş bir demeç değildir aslında. Anayasa’da da açıkça belirtildiği gibi Cumhurbaşkanının herhangi bir partiyle ilişkisi olmaması ve tarafsızlığının gerekliliğini vurgulayan maddeyi günden güne daha da fazla sorgulama ihtiyacı hissedilmiştir.  Bu sorgulamanın muhalefet değil de Erdoğan’ı bu noktaya taşıyan kendi partisinden yapılması bir hayli ilginç bir ayrıntı. Başbakanlıktan cumhurbaşkanlığı makamına geçiş yapan Erdoğan’ın hareket alanına yani yetkilerini hatırlama konusunda atıfta bulunan Arınç kendi imajı için dürüst bir hamle yapsa da görevde bulunduğu ve sözcülüğünü yaptığı partisi için bir hayli zorlu sürecin kapılarını aralamış bulunuyor.
Krizle birlikte görünen o ki en riskli yatırım Başbakan Davutoğlu’nun seçimi olacaktır.
Liderliğini yaptığı hükümetine ve hükümetinin sözcüsüne destek veren bir tavır mı takınacak yoksa Erdoğan’ın gölgesine çekilip prestij kaybı mı yaşayacak ?
Sorusu akıllarda yer ederken yaptığı açıklamayla parti disiplin kuruluna talimat verdiğini belirtti. Açıklama hükümet kanadının yönetim üzerinde etkisiz olduğunu, son sözün yine siyasetten uzak bir tutum içinde olması gerekirken, Erdoğan’ın onayından geçmeden işlerin yürümeyeceğini göstermiştir. Erdoğan’ın baskısı hala parti üzerinde canlılığını yitirmemiştir.
Soğuk savaş tam da etkisini yitirdi denecekken Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in twitter üzerinden teşrifleriyle olay çok daha farklı noktaya çekildi. “Bülent Arınç… Seni istemiyoruz.” diyerek kavgaya dahil olan Gökçek tabiri caizse bel altı diyebileceğimiz noktadan vurarak Arınç’ın aile fertlerine yaftalamalarda bulunmuş ve görevinden alınmasını istemiştir. Aynı sertlikte karşılık veren Arınç bel altından vurmaktan da öteye geçip parti içi kavgaların açığa çıkmasına da sebep olmuştur. Bu “seçim kaygısı” gütmeden yapılan açıklamalarla birlikte parti içinde “temiz olan- olmayan siyasetçi” tartışması medya önünde yapılmıştır. Bu tartışmayla beraber partiye duyulan güvenin de sorgulanmasına sebep olmayacak mı? İzleyip göreceğiz.
Bu yoğun siyasi trafiği bir şekilde yorumlamaya çalışan siyasetçiler de kendi aralarında bölünmüş görünüyor. Bu sert çıkışları anlamlandıramayan uzmanların da kafası bir hayli karışık gibi. Durumun bir “tiyatrodan” ibaret olduğunu düşünenler  başkanlık sisteminin gerekliliğine somut örnek sunmak için yapılan bir “operasyon” fikrinin etrafında  toplanıyor. Ancak mecliste başkanlık sistemi için bir oya dahi çok kritik gözüyle bakılan önümüzdeki seçimlerin  parti açısından olumlu etkilenmesi nasıl düşünebilir? Eğer ki tiyatro oyunu olarak bakacak olursak olaya partinin kaş yaparken göz çıkarma yolunda emin adımlarla gittiğini açıkça söyleyebilirim. Yeni bir sistemin gerekliliğini vurgulamaya çalışırken  aslında iç çatışmalarının  pek de bu sistemde barınabilecek kadar güven vermediğini bütün dünyaya duyurmaları kendi ayaklarına sıkmaktan başka bir şey değildir.

 

Özellikle neden Arınç’ın bu çıkışı yaptığı merak edilen diğer unsur. Bilindiği gibi Gül’ün cumhurbaşkanlığı görevinden sonra partiye dönmeme kararı yeni bir parti mi kuracak söylentilerini de açığa çıkarmış bulunuyor. Yeni bir ittifak, yeni bir parti Gül önderliğinde kuruluyor söylentileri bu son kavgadan sonra sesini daha bir gür çıkartmaya başladı. Kurulan bu yeni partide Arınç’ın görev alması da planlar içindeyse şu son yapılan hamleleri bir nebze olsun mantıklı kılıyor.  Kurmuş oldukları Adalet ve Kalkınma Partisi’nin artık amacına hizmet etmediğini düşünen kesimin içinde Arınç’ın da olma ihtimaliyle karşı karşıya olabiliriz. Son dönemdeki fikir ayrılıklarını parti içinde değil de herkesin önünde açıklaması dürüst bir siyasetçi olarak mı yorumlanmalı yoksa raydan çıkmış bir treni durdurmaya çalışan makinist olarak mı ? Düşünmek gerek. Eğer böyle ittifak içindeyse tanıyamadığı partisinin zayıflaması için son günlerinde elindeki yetkisini bu amaç uğrunda kullanıyor olabilir mi?  Cevapları size bırakıyorum.

Leave a Reply