Kalbin Beyinle Savaşı: ‘Still Alice’

Zaman zaman, hepimiz bazı şeyleri unuturuz. Bu, bazen nereye koyduğumuzu bilemediğimiz bir eşyamız ya da aklımıza gelmeyen arkadaşımızın adı olabilir. Kaydetmek, hatırlamak ve unutmak; birbirine döngü halinde bağlanan kelimeler. Biz anılarla büyüyen, eskiyi hatırlayarak yaşayan canlılarız. Yaşadığımız anları fotoğraflarla saklayarak, hafızamızla büyütüyoruz. Ya peki; beyin unuttuğunda? Beyin tüm anıları sildiğinde, bize arkadaşımızı, ailemizi, mesleğimizi, hayattaki amacımızı, yaşam fonksiyonlarımızı unutturduğunda ne yaparız?! Bahsettiğim bu durum yaşanıyor aslında; bu, yıllar içinde fazlasıyla tanışık hale geldiğimiz Alzheimer hastalığının tam kendisi. Kimimiz yakınlarımızın bu hastalıkla baş etmesine tanık oldu. Bazılarımız bu acıları uzaktan dinledi, kimimizse kitaplar ve filmler aracılığıyla tanıştı. Ne yazık ki şunu biliyoruz; Alzheimer oldukça yaygın bir hastalık. Genellikle yaşlı insanlarda görülen Alzheimer, insanın sınırlarını zorluyor, onu kendi başına yaşayamaz hale getiriyor ve tedavisi de ne yazık ki yok. 87. Oscar Ödülleri’nde en iyi kadın oyuncu kategorisinde yarışan Julianne Moore başta olmak üzere, bu tedavisiz hastalığa dair bir hikaye sunan ‘Still Alice’ (‘Beni Unutma’) geçtiğimiz Cuma vizyona girdi.

stillalice

Başarılı bir dilbilim profesörü olan Alice Howland (Julianne Moore), ellili yaşlarının başındadır. Kariyeri gibi, özel hayatında da her şey yolundadır. Üç çocuğu da yetişmiş, yollarını bulmuştur. Düzenleri aynı şekilde devam ederken, Alice kendinde son zamanlarda değişiklikler görmektedir. Sürekli bir şeyler öğrenmeye açık bu kadın, zaman zaman bir şeyleri unutmaktadır. Yemek tarifini unutan, çalıştığı kampüste kaybolan, konuşmacı olduğu konferansta ne söyleyeceğini uzun süre düşünen Alice, bu durumu çözmek için doktora gider. Yapılan testler sonucu Alzheimer olduğunu öğrenen Alice; ilk önce bu hastalıkla yüzleşmeye çalışacak, sonrasında ise kabullenmekle mücadele edecektir. Üstelik kendisinin hastalık tipi, Alzheimer’ın çok nadir görülen bir çeşididir ve kalıtımsal kökenlidir. Ailesine bu durumu açan Alice, çocuklarının da Alzheimer olmalarına neden olabileceği düşüncesiyle de savaşmak zorunda kalır. Bu süreçte en büyük desteği, küçük kızından görecektir.

Still Alice-Noel Yemeği

Still Alice-Noel Yemeği

Başrollerini  Julianne Moore, Kristen Stewart, Shane Mcrae, Kate Bosworth, Hunter Parrish, Alec Baldwin gibi başarılı oyuncuların paylaştığı film, unutmanın dayanılmaz ağırlığını bir aile üzerinden sorguluyor. Film, oldukça akıcı. İzlerken hikayenin içine girebiliyor ve kendinizi Alice’in yerine koyabiliyorsunuz. Doğal bir akışla anlatılan hastalıkta, güçlü bir kadının hafızasının teker teker boşalmasına ve bu durumla mücadele etmesine tanık oluyorsunuz. Zaman zaman birkaç sahnede film yapmacıklığa düşse de, genel olarak ajitasyona bulaşmayışıyla hak ettiği yeri dolduruyor. Karısına destek olacağını söyleyen ama zamanla hastalığın koşullarına boyun eğen koca figürü, anne olma yolunda ilerleyen ve ileride bu hastalığın başına geleceğini bilen büyük kız, başarılı bir doktor olacak erkek evlat ve tiyatrocu olmayı düşleyen evin küçüğü. Hepsi, annelerinin hastalığına bir yoldan destek oluyor. Fakat annesine gerçekten yaklaşan ve onun hastalığını sorgulayan Lydia (Kristen Stewart) oluyor. Kendini bulmaya çalışırken, annesinin gerçekten ne hissettiğini soran ve düşünen tavırlarıyla desteğin ötesine geçiyor, onun nefes almasını sağlıyor.

still-alice-movie-review-818x450

Alice, Küçük kızı Lydia ile beraber

Alice, Julianna Moore’un performansıyla hayat buluyor. Karakterin gidişatı tatmin edici ve inandırıcı. Süreci adım adım yaşatıyor. Karakterin düştüğü boşluğu, kendisine acıma halini, çaresizliğini izleyiciye aktarmada başarılı bir dil kuruluyor.

Filmin iki yönetmeninden biri olan Richard Glatzer, ALS hastalığından dolayı konuşma yetisini kaybetmiş durumda. Yaşamsal fonksiyonlarını kullanabilen ama konuşamayan Richard Glatzer, filmi Ipad’le yönetmiş. Bunu nasıl yapmış olduğuna hayret ettiğim yönetmen, muhtemelen kendi hayatıyla paralellik de kurdu filmde. Bunun için bile izlenebilecek bir film.

Ayrıca, filmdeki performansıyla eleştirmenler tarafından da olumlu eleştiriler alan Julianna Moore’nun, 22 Şubat’ta Oscar heykelciğini alacağı tahmin ediliyor.

İyi seyirler.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu