2914798200000578-3097559-Syrian_migrants_celebrate_as_they_arrive_on_the_island_of_Kos_af-a-6_14326601845629. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “meseleleri mesele etmezseniz mesele kalmaz” demişti. Ne kadar da Türkiye’ye özgü bir tespit. Meseleleri mesele etmiyoruz, sorun kalmadığını sanıyoruz. Oysaki kalıyor. Yetkililer, hatta kamuoyu üzerinde durmasa da sorunlarımız canımızı yaka yaka, kanımızı akıta akıta vereceği hasarları vererek büyüyor. Kimi zaman ‘fıtrat’ diyoruz, kimi zaman “Burası Türkiye, olur böyle şeyler” diyoruz… Ama canımız yanıyor, aklımız üzerinde durmasa da… Mülteci sorunu da bunlardan bir tanesi. Türkiye şu anda tarihinin, hatta insanlık tarihinin en ağır mülteci akınlarından birini yaşıyor, ancak olması gerektiği kadar, örneğin bir Almanya veya Avusturya kadar, konunun üzerinde durmuyor.

****ATTN DAVID FURST****FOR STORY ON KURDS IN TURKEY BY ANNE BARNARD TRAX: 30163985A 9/24/2014 Suruc, Turkey Syrian Kurdish women and chidden crossed back into the Syrian Kobane region, Wednesday, through a Turkish military checkpoint on the border. The Kobane region has been under attack from ISIS forces, which are drawing nearer to the city's southern edge.  As US airstrikes on Syrian ISIS targets entered their second day, much of the swelling refugee flow into the Turkish town of Suroc, which borders the Syrian region of Kobane, had slowed, and instead, Syrian Kurds, many of them men hoping to defend their homes and villages against ISIS, are trying to return. Also among those trying to enter Syria are Turkish Kurds, who see ISIS's attack on the area as an attack on their community, and see Turkey's unwillingness to intervene directly as a sign of their enmity and as a strategic decision to weaken the Kurds as a community in the region.  CREDIT: Bryan Denton For The New York Times  30163985A                               NYTCREDIT: Bryan Denton for The New York Times

FOR STORY ON KURDS IN TURKEY BY ANNE BARNARD: Syrian Kurdish women and children crossed back into the Syrian Kobane region, Wednesday, through a Turkish military checkpoint on the border. The Kobane region has been under attack from ISIS forces, which are drawing nearer to the city’s southern edge. As US airstrikes on Syrian ISIS targets entered their second day, much of the swelling refugee flow into the Turkish town of Suroc, which borders the Syrian region of Kobane, had slowed, and instead, Syrian Kurds, many of them men hoping to defend their homes and villages against ISIS, are trying to return. Also among those trying to enter Syria are Turkish Kurds, who see ISIS’s attack on the area as an attack on their community, and see Turkey’s unwillingness to intervene directly as a sign of their enmity and as a strategic decision to weaken the Kurds as a community in the region. CREDIT: Bryan Denton For The New York Times

Son 35 yılda 3 milyon civarında göçmen alan ABD’ye karşılık Türkiye bu rakamı sadece 3 yılda kabul etti. Yani Amerika’ya 35 yılda gelen göçmen sayısını Türkiye sadece 3 yılda hazmetmeye çalıştı. Peki, hazmetti mi? Elbette hayır! Suriyeli göçmenler insanlık onuruyla bağdaşmayacak ortamlarda yaşamaya mahkumlar. 10 kişi, 15 kişi depo bozması odalarda kalıyor; çocukların ezici çoğunluğu düzenli bir eğitim alamıyor; dağılan aileler suç şebekelerini besliyor vs. İş bulabilenler 300-400 liraya kaçak çalışıyorlar. Kaçak Suriyeli işçiler bu parayla ailelerini besleyebilmekten, kalacak yerleri finanse etmekten bile uzaklar. İşin kötü tarafı iş piyasasına giren Suriyeli işçiler zaten işsizlik çeken Türkleri de olumsuz etkiledi. İşsizlik daha da artarken ücretler de aşağı yönlü bir baskı altında kaldı. Tüketimi karşılamakta yetersiz kalınınca bölgesel enflasyon da oldukça yükseldi. Elbette parası olan Suriyeliler de var. İmkanı olanların bir kısmı başta İstanbul olmak üzere birçok şirket kurdular, Suriye’nin zenginliğini beraberlerinde Türkiye’ye kaçırdılar. Ancak bu zenginlik ekonomide üretimden çok tüketime baskı yapıyor. Türkiye geçmiş yıllardan farklı olarak durgunlukla enflasyonu bir arada yaşıyor. Göçmenlerin kiralık ev, mal ve hizmet talepleri fiyatları yukarı çekerken sonuçta üretken bir ekonomi de ortaya çıkmıyor.

Türkiye’nin tutarlı ve kapsamlı bir göç politikası maalesef yok. Bu nedenle Türkiye ekonomisini ve toplumunu güçlendirebilecek Suriyeli yetenekler ülkeye kazandırılamıyor. Suriyeli girişimcilerden, becerisi yüksek işçilerden istifade edilemiyor. Giriş çıkışlarda iyi kayıt tutulamadığından, iyi bir tasnif yapılıp planlamaya geçilemediğinden Suriyelilerin demografik dağılımı dahi yönlendirilemiyor. Suriye’den Türkiye’ye geçen göçmenler kimseye sormadan İstanbul’a veya İzmir’e geçebiliyor. Dahası gelenlerin suçlu olup olmadıkları, hatta Esad rejiminin istihbarat elemanları olup olmadığı dahi yeterince takip edilemiyor.
Türkiye Suriye’den mültecileri kabul etmeye başlarken dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu ‘kırmızı çizgi’ olarak 100 bin rakamını koymuştu. Yani Türkiye sayı 100 bini geçerse buna bir dur diyeceğini söylüyordu. Bu çizgi en az 20 kez geçildi, ancak Türkiye hiçbir şey yapmadı. Tam aksine açık kapı politikasını sürdürdü, hatta bunu övünerek ve ortada herhangi bir sorun yokmuş gibi yaptı. Böyle bir tablo ile Avrupa’da bir ülke, örneğin Fransa karşılaşmış olsaydı o ülkenin tek konusu göçmenler olurdu, başka bir konuyu konuşmaya zaman kalmazdı. Bizde ise mülteciler konusu tali bir konu, genel siyasi tartışmalarda sanki bir tür dolgu malzemesi.
eu-migration-crisisTürkiye’ye göç başladığında Ankara’nın buna bulduğu çözüm Suriye içlerinde bir tampon bölge’ oluşturmaktı. İki ülke arasına geniş bir güvenli bölge kurulacak, Suriye güvenlik güçleri buraya giremeyecek, evini barkını terkeden Suriyeliler de bu bölgeye yerleştirileceklerdi. Türkiye’nin önerisi soruna etkili bir çare olabilirdi. Ancak herşeyden önce Türkiye, kendi önerisine adeta ihanet etti ve odak noktasını göçmenlerden ve Türkiye’nin güvenliğinden ziyade ‘Esad’ı devirmek’ olarak belirledi. Türkiye’nin Esad takıntısı hem Suriye iç savaşını olduğundan daha kötü bir noktaya taşıdı, hem de Suriye’den Türkiye’ye, Ürdün’e ve Lübnan’a göçleri arttırdı.
Aslına bakarsanız, özellikle muhaliflerin Suriye dışına göç etmesi Esad’ın tam da istediği bir sonuçtu. Esad, belki de Türkiye’nin hırslarını da kullanarak Suriye’nin demografik yapısıyla oynama fırsatını buldu ve gelecekte kurulacak Suriye’yi daha homojen bir hale getirmenin yollarını aradı. Türkiye ise kendi oyununun altında kaldı, Suriye’nin sorunlarını Türkiye’nin üzerine yıktı.

GÖÇ HAREKETLERİ DEVLETLERİ YIKABİLİR
Syrian_refugees_strike_at_the_platform_of_Budapest_Keleti_railway_station._Refugee_crisis._Budapest,_Hungary,_Central_Europe,_4_September_2015._(3)Bu tür milyonların hareketi devletleri bile yıkabilecek bir etkiye sahiptir. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki devletlerin önemli yıkılma nedenlerinden biri de kontrolsüz ve büyük çaplı nüfus hareketleridir. Yine araştırmalar göstermiştir ki iç savaş yaşayan bir ülkeden gelen büyük göç dalgaları misafir ülkede de benzeri çatışmaları tetikleme gücüne sahiptir. Ayrıca göçle gelen ekonomik, sosyal, güvenlik sorunları ve hatta siyasal sorunlar da çoğu kez devletleri sarsar, büyük krizlere yol açar.
Geldiğimiz noktada Türkiye büyük bir sorunun içinden geçiyor, her alanda bunun etkileri görülebiliyor. Ancak devlet ve toplum bunu yeterince mesele etmiyor. Suç oranlarındaki artış sanki normal bir şeymiş gibi davranılıyor. Enflasyon, artan maliyetler ve bunların sonucunda gelen büyümede durgunluk ve hatta gerileme sanki kadermiş gibi yansıtılıyor. Ülkenin dört bir yanında bombalar patlıyor, güvenlik açığı sıradanlaşıyor da hiç kimse bunun üzerinde yeterince durmuyor. Diğer taraftan Suriyeli mültecilerin yaşadıkları insanlık dışı koşullar da umursanmıyor.
Bu arada tekrar tekrar hatırlatmak isterim, bugün 3 milyona yakın göçmen ve sığınmacıya ev shaipliği yapan Türkiye’yi yeni göç dalgaları bekliyor. Rusya’nın Suriye’deki operasyonları muhalifleri Suriye’nin kuzeyine, Türkiye sınırlarına doğru itiyor. Hatta Ruslar IŞİD’i dahi Türkiye’ye doğru yönlendiriyor. Yani sorun katlanarak büyümeye devam ediyor. Özetle, meseleleri mesele etmezseniz mesele yok sanıyorsunuz ve her felaket size sürprizmiş gibi geliyor.

Leave a Reply