Yezidi Aşiretleri: Kabilecilik, Din ve Devlet

53528

“Etrafına çember çizilen bir Yezidi, bir türlü oradan çıkamayıp bas bas bağırarak yardım istermiş. Bu adeti din adamları, çizilen çemberi parmaklarıyla yararak dışarı çıkmak suretiyle bozmuşlar. Sebebi hikmetini sorulduğunda; ‘Eskiden çok kavga dövüş olurmuş, aralarında ateşkes yapmak için böyle bir âdet icat edilmiş. Sonra da kutsal, haram veya kerametmiş gibi âdet haline gelivermiş’ diye bir cevap alınmış.” -Atlas Dergisi/Ağustos-2000

“Çember, çemberi çizen için komedi, içindeki içinse dramdır ama eğer biri kendini çember içine almışsa bu trajedidir.” -Murathan Mungan/Mahmud ile Yezida

Bu yüzyılda etnik köken, modern ulus-devletlerin kurulmasıyla yakından ilgili bir diyalektik yüzleşme sürecidir. Karşıt ve göreceli durumlarda var olan ve grup davranışının içtimai yönlerden belirlenmiş yapısını vurgulayan bir kavram. Özellikle Ortadoğu gibi kaotik bir coğrafyada bu kavram, etnik seferberlik olarak anlaşılır ki; genellikle dış saldırılar karşısında bir arada olabilme geleneğidir. İbn-i Haldun’un ifadeleriyle; neseb yalnızca soydaşlığı değil, aynı zamanda dayanışma ruhunu da paylaşan grupların birlikteliğidir.

Yazidis-mark_3000886kİngiliz Mandası sırasında yerel düzeydeki etnik farklılıklar, etnik seferberliğin Kuzey Irak’ta yeni siyasi koşullar altında gelişmesinin temellerini oluşturuyordu. Arap-Sünni üst sınıfa karşı, büyüyen etkisiyle çeşitli Kürt ve Hristiyan milliyetçiliği biçimlerinin ortaya çıkması, bu noktada yerinde bir örnektir. Bu modern savunma refleksi, Osmanlı son dönemlerindeki Panislamizm politikalarına dayanır ki, en büyük etkilerinden birini Yezidi aşiretleri üzerinde göstermiştir. İstisnai bir coğrafya olan Sincar ve Şaygan’da yaşamlarını sürdüren Yezidiler, 19. Yüzyılın son çeyreğinde askerlik ve din değiştirme politikalarına maruz kalmış; liderlerinin pek çoğu Müslüman olmuş, birçok Yezidi de yerel çatışmalarda öldürülmüştür.

Ne din değiştirme baskısı, ne de bir İngiliz politikası olarak herkesi içine alan yükselen Kürt milliyetçiliği; Yezidilerin tamamen farklılaşmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle “özcü” klişeye uygun bir araştırma konusu olan Yezidi toplumu, devlet gücünden soyutlanmış ve coğrafi olarak uzak bir coğrafyada yaşamanın sonucu olarak güçlü toplumsal birliktelikler kurmuştur. Aslında Cebel Sincar toplumu, cemaatlere göre örgütlendiği için hiçbir şekilde Yezidilere özel sayılmazdı. Zerdüştlük ve Düalizm’den etkilenen Yezidi inancı, uzun yıllar semavi dinlerle iç içe yaşamıştır. Yezidi aşiretleri aynı zamanda Sünni Müslüman ve Şii grupları içeriyordu ve bölgede yaşayan farklı din ve aşiret toplumlar arasında yakın sosyo-ekonomik bağlar bulunuyordu. Toplumlar arası yakınlaşma ve komşu gruplarla karşılıklı din değişimi, birçok Müslüman ve Hristiyan geleneğinin benimsenmesinde de görüldüğü gibi, yaşamın kabul edilmiş bir gerçeğiydi. Bu sebeple Yezidi kimliği kuzey Irak’taki parçalanmış toplumun yüzyıllardır süren birleşme çabalarını yansıtıyordu.

Yezidiler’in yaşadığı Cebel Sincar, farklı geçmişlere ve ve dini ilişkilere sahip aşiret kesimlerinin (bavik) bulunduğu küçük aşiretler konfedarasyonudur. Bu aşiret kesimleri, zayıf otoriteler himayesinde yarı bağımsız siyasi birimlere dönüşürken, üyeleri de bağlılıklarını koşullara göre hızla değiştirme eğilimindeydiler. Bu açıdan Irak’ın devletleşme sürecinde Yezidiler için özelleştirilmiş politikalar üretilmesini zorunlu hale getiriyordu. İngilizler, 1916’da yasalaşan Aşiret Anlaşmazlıkları Düzenlemeleri ile Irak’taki aşiret bölgeleri için özel bir idari ve hukuki sistem geliştirdi. Fuqara aşiretinin lideri Yezidi Hamu Şiru’yu, bölgedeki İngiliz çıkarlarını ölümüne kadar savunma karşılığında aylık maaşla idari ve kamu güvenliğinden sorumlu hale geitirmiştir. Elbette Hamu Şiru bütün aşiretleri birleştirip başarılı şekilde kontrol edecek konuma hiçbir zaman sahip olamadı.

Yaklaşık yüz yıllık bir süreç içerisinde durağanlıkla özdeşleşen Yezidi toplumu, her ne kadar Gürcistan, Suriye ve İran’da küçük gruplar halinde bulunsa da; gerek tarihi örflerine büyük ölçüde bağlı kalması, gerekse büyük aşiretleri koruyabilmesi itibariyle coğrafi olarak Kuzey Irakla bütünleşmiştir. Modern dünyadan tecridi, kendilerini derin bir yoksulluk ve cehalet sükutuna sürüklese de, barış içerisinde yaşayabilmenin huzuru, onları dünya kamuoyunda unutulmuş bir hale sokar. Semavi olan veya olmayan pek çok dini kendi içlerinde meczederek bu coğrafyanın da kültürel bir mozaği olagelmiştir. Çevresinden habersiz olmak, yüzyıllardır miras kalan değerleri yozlaşmaya uğratmaz ve keşfedilmeye oldukça açık bir etnik azınlık olarak tarih literatürlerine geçerler. Duaları, dilleri, dini ritüelleri, inanış biçimleri Ortadoğu’daki küçük azınlıkların hemen hepsinde görülebilecek seviyede kendine özgü ve orijinaldir.

189813Eğer büyük toplum kütlelerine aidiyetiniz yoksa veya etrafınızdaki “ekseriyet” sizi “marjinallik” yalnızlığına itiyorsa, savaş gibi kütle hareketlerinin devinim yaşadığı dönemlerde en trajik hadiseler sizin başınıza gelir. Ağustos 2014’te, Yezidilerin insanlık tarihinin en büyük dramlarından biriyle yüzleşti. Burnumuzun dibinde binlerce Yezidi, IŞİD’den kaçma uğruna kilometrelerce yolu açlık ve susuzlukla geçti ve Türkiye’ye sığındı. Birçoğu yolculukta öldü, kadınlar tecavüz gibi en iğrenç muamelelere maruz kaldı. İnsan tacirlerinin kıskacında Avrupa’ya mülteci olarak gidebilme hayaliyle binlerce Yezidi, yollarda kimliksizleşti veya ölüme mahkum edildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Yezidilerle yaptığı röportajlar, bu insanların yaşadıklarıyla ilgili bir bilinç sahibi olma adına tavsiye edilmesi gereken bir kaynak: izlemek için.


Not: Yezidilerdeki sosyal yapı ve dini inanış hakkında detaylı bilgi için.

KAYNAKÇA

1. Fuccaro, Nelida. “İlk Dönem Modern Irak’ta Yezidi Aşiretleri”. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. 2013

2. Teymür, Ahmet Paşa. “Arap Kaynaklarına Göre Yezidiler ve Yezidiliğin Doğuşu”. Ataç Yayınları. 2011

Leave a Reply

2 comments

  1. adsız

    yazında düzeltmek istediğim birkaç nokta var.
    Êzidi halkının Şengal (Sincar)’da katledildiği döneme, ağustos ayına dönelim. Bu dönemde Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimine bağlı peşmerge güçleri halkı savunma gücünü kendinde bulamamış olacak ki bölgeyi bırakıp uzaklaştı. ypg, ypj ve hpg, birlikler göndererek koridor açtı ve binlerce insanı ölümden kurtardı. aynı zamanda Şengal dağında mahsur kalmış susuzlukla cebelleşen halka ise yardım birlikleri gönderildi. yaklaşan Işid tehlikesini fark eden pasaport sahibi aileler bir an önce ağırlıklı olarak Diyarbakır ve Avrupa kentlerine sığındı. Bir süre sonra saldırılar ağırlaşınca Türkiye sınırından girmeye çalışan daha kötü durumdaki mültecilere kapılar kapandı. günlerce sınırda hayatta kalmaya çalıştılar. Urfa, Batman ve Diyarbakırda kamp alanları kurularak yerel belediyelerce konaklamaları ve beslenmeleri sağlandı. bu sırada hükümet êzidilieri, lince uğramaları için olsa gerek, Aksaray gibi yerlere göndermeyi planlıyordu. mevcut kampların yardımını ise tekeline alıp AFAD’ın eline vermeyi, buralarda mültecilere Türkçe dersi vermeyi düşünüyordu.
    Tarih yazmışsın ve tarih yazımına bugünü de eklemiş olman çok kıymetli ancak bugünü çarpıtılmış şekilde yazdığını düşündüğüm için düzeltme ihtiyacı duydum. ağustos ayında kamplarda bulundum ve mültecilerin söylediği çarpıcı ifadeler vardı. türkiyenin mülteci politikasını alternatif medya kanallarından takip etmeni öneriyorum. hatta üşenirsen kızılay’a ve sıhhiye’ye gittiğin bir vakit etrafına bakabilirsin.

    • Ömer Faruk Metin

      Yazımda ifade ettiğim Yezidilerin Türkiye’ye sığınma hadisesi, hükümetin baştan savma mülteci politikasını desteklediğim anlamına gelmiyor. Yada onları ölümden Türkiye hükümeti anlamı da taşımaz. YPG’nin açtığı koridor içinse kendilerini kutlamak lazım. Ancak niyetim son dönemde yaşadıkları zulme odaklanmak değildi. Bunun için ayrı yazı yazılması gerek. Haklısınız, her ne kadar bölgesel kamplarla böylesine büyük göç dalgasının sosyal zeminini hazırlamanız imkansız olsa da, dini ve kültürel hassasiyetleri göz önünde bulundurmak ve mültecileri böyle bir politikayla yerleştirmek zorunludur. Plansız yapılan göç politikası her yanlış adımı da beraberinde getiriyor. Katkınız için teşekkürler.

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu