The Hauntıng of Bly Manor ve Korku Sineması Üzerine

Netflix’in popüler dizileri arasında yer almasa da kendi çapında önemli bir izleyici kitlesine sahip olan The Haunting of Hill House, ikinci sezonu The Haunting of Bly Manor ile tekrar karşımıza geldi. İlk sezonu izlemiş olanların bileceği üzere, bir hikaye o sezonda sonlanmıştı, bu nedenle ikinci sezonda dizi bambaşka bir hikayeyi işliyor. Aynı kadroyla her sezon farklı hikaye temasına Ryan Murphy ve Brad Falchuk’ın American Horror Story’sinden aşinayız, Haunting serisinin bu sezonundan gördüğümüz kadarıyla da ilk sezonun kadrosu büyük ölçüde korunmuş. Yine bir ev üzerinden ilerleyen bu sezon, çeşitli kötü yorumlar alsa ve ilk sezona kıyasla genel anlamda daha başarısız bulunsa da, ilk sezon takip edilmesi zor bir başarı yakaladığı için bu sezonun tamamen kıyas üzerinden yorumlanmaması ve önyargılar bir kenara bırakılarak izlenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Tabii bir yandan da dizinin korku yönüne öncelik verenlerin neden hayal kırıklığına uğramış olabileceği de ortada.

Yazının devamı dizi ile ilgili sürpriz gelişmeleri ele verebilir, bu nedenle diziyi izledikten sonra okumanızı tavsiye ederim.

Bu sezonda da geçen sezondaki gibi, ana hikaye her bölüm ayrı bir karaktere daha fazla odaklanılarak yavaş yavaş işleniyor. Klasik bir korku hikayesi başlangıcına sahip olan sezon, zamanla bu karakterlerin hikayeleriyle farklı boyutlar kazanıyor. Ailelerini kaybetmiş ve yaşayan tek akrabaları olan amcaları Henry’nin de onları görmeye dayanamamasından dolayı herhangi bir kan bağları olmayan ama onlara sıcak bir aile oluşturmuş üç kişiyle birlikte Bly Malikanesi’nde yaşayan Flora ve Miles’ın yanına yeni mürebbiyeleri Dani’nin gelmesiyle bizim için hikaye başlamış oluyor. Başlarda karakterleri tanıyoruz, ilerde dizinin korku elementlerini oluşturacak ve hikayeyi geliştirecek küçük gariplikleri ve rahatsız edici olayları görüyoruz. Dizi bu yönleriyle daha ilk bölümden izleyicide merak uyandırmayı başarıyor.

Öncelikle sezonda eksik bulduğum noktalardan bahsetmek istiyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi, ne yazık ki Haunting’in bu sezonu geçen sezonla aynı korku düzeyini yakalayamamış. İlk sezonun aksine gerçekten korkutucu olan sahne sayısı yok denecek kadar az. Ana korku ögesini barındıran hikayenin, yani Göldeki Kadın’ın hikayesinin bağlandığı nokta da dizinin korkutuculuğuna veya özgünlüğüne katkı sağlamış diyemiyoruz. Oyunculuklar da genel anlamda kötü olmasa da, ilk sezondaki bazı performansları aramamak mümkün olmuyor. Ancak The Haunting of Bly Manor, bu eksikliklerini farklı bir şekilde kapatma yoluna gidiyor.

Haunting serisini genel korku sinemasından farklı yapan ve belki de kötü yorumlar almasına neden olan yönü, dizinin genel anlamda dramı korkunun önüne koyması. Korku izleme umuduyla bu diziye başlayan birçok izleyici, aradığını bulamayınca izlediğinden memnun kalmıyor ancak günümüzde sayının çok artmasıyla oldukça monotonlaşan ve artık özgünlük sağlayamayan korku sinemasına böyle farklı yorumlar getirilmesini ve korku yönünden zenginleştirilemese de başka yönlerden zenginleştirilmesini yanlış bulmuyorum. Bana sorarsanız Haunting serisi, korku sinemasına kendi yorumunu katıyor ve bunu yaparken merak unsurunu oldukça başarılı bir şekilde kullanıp izleyiciyi sonuna kadar olayın içinde tutabiliyor.

O zaman biraz da dizinin dram yönünden bahsedelim. Birçok korku filminin veya dizisinin sıkıntısı, korku yönüne verilen önem ve süre yüzünden filmin en önemli bileşenlerinden bazılarının göz ardı edilmesi, sonuç olarak da korkunç bir film elde edilse de bu filmin genel açılardan başarısız olmasıdır. Bir filmin en önemli yapı taşlarından biri karakterlerdir ve eğer izleyiciler karakterlerle empati kuramıyorsa, onlarla mutlu olup onlarla üzülemiyorsa, bu bir film için büyük bir eksiktir, izleyicinin filmi kişiselleştirmesini, uzun vadede etkilenmesini engeller. Sonuç olarak sinemanın amaçlarından biri de izleyene ulaşmak, izlediği yapıtta kendinden bir parça bulmasını sağlamak değil midir? Korku filmlerinin ve dizilerinin genel anlamda başarılı bulunmamasının en önemli sebeplerinden biri de karakterlerin derinliksizliğidir bana sorarsanız. Bu sorun, son yıllarda The Conjuring serisi öncülüğünde daha fazla ele alınmaya başlandı.

The Haunting de bu yönden fazlasıyla güçlü, hem ilk sezonda hem de bu sezonda her karaktere ayrı ayrı odaklanarak herkesin kapılarını izleyici için açıyor, ilişkilere izleyiciyi de dahil ediyor, dizideki her karakteri önemsememizi sağlıyor. Dizi boyunca izlediğimiz hikaye çok boyutlu, her bölümde başka bir boyutunu çözerken o boyutu yaşayan karakterlerin hayallerine, pişmanlıklarına, acılarına tanık oluyoruz. Bu sezonda geleneksel anlamda bir kötü adam bile yok. Malikanede yaşanan en korkunç olayların arkasındaki kişilere bile bir noktada üzülüp onlarla empati kurabiliyoruz. Bunun sağlanabildiği noktada ise dizi kendini başka bir yönden özgünleştirip izleyici üzerindeki etkisini artırıyor. Hannah’yı kaybettiğinde Owen için derin bir üzüntü duyuyoruz, Jamie ile birlikte Dani’nin dönmesini bekliyoruz, bir şeylerin yarım kaldığını derinden hissediyoruz. Bu şekilde The Haunting of Bly Manor sonuna geldiğinde, bizi herhangi bir korku filmi gibi sona eren hikayenin hafifliğiyle değil, göğsümüzde bir ağırlıkla, izlediklerimizden etkilenmiş olmanın bilinciyle baş başa bırakıyor. Akılda kalan nokta korku değil, karakterlerin hikayesi oluyor. Son sahnelerden birinde gördüğümüz “Bu bir hayalet hikayesi değil, aşk hikayesi.” yorumuyla bu durumun bilinçli olarak yaratıldığına da değiniliyor. 

Sonuç olarak The Haunting of Bly Manor, beklenilenden daha farklı bir sezonla karşımızda. Korku yönündeki eksikliği, korku dizisi olarak geçen bir yapım için ciddi bir sorun teşkil ediyor ve izleyici kitlesinin korunabilmesi için ilerleyen sezonlarda bunun geliştirilmesi gerektiği kesin. Ancak kişisel fikrim bu sezonun kötü olmadığı yönünde. Sezonun size sunmak istediklerine önyargısız bir şekilde yaklaştığınız noktada bu iç ısıtan “korku hikayesi”ni severek izleyebileceğinizi düşünüyorum. Dizinin son sahnesinde ne kadar korkmuş olduğunuzu düşüneceğinizin garantisini veremem, ancak elinizde bir peçete olma ihtimali yüksek.

Kaynaklar

https://www.bolumsonucanavari.com/HaberYazdir-104204.htm

https://www.elle.com/culture/movies-tv/a34349721/victoria-pedretti-haunting-of-bly-manor-interview/

https://www.vulture.com/article/the-haunting-of-bly-manor-hidden-ghosts.html

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu