GazeteBilkent Mezunlar’ın Ağustos ayı konuğu, 2009 yılı İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü mezunumuz Işıl Kuşoğlu. Kuşoğlu’nun birincilikle kazandığı tasarım ödülünü, Haziran ayında siz GazeteBilkent okurlarına duyurmuştuk. Sevgili mezunumuzla yurt dışında bulunması sebebiyle internet üzerinden gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbeti, sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyor ve sevgili mezunumuzu bir kez daha tebrik ediyoruz.

GazeteBilkent: Işıl Kuşoğlu kimdir?
Kuşoğlu:
1987 yılında Ankara’da doğdum. Çok şey borçlu olduğum annem, babam ve şu anda Bilkent İktisat’ta okuyan bir erkek kardeşim var.

GB: Eğitim sürecini hangi okullarda tamamladınız? Şu anda ne yapıyorsunuz?
Kuşoğlu:
İlkokuldan itibaren TED Ankara Koleji’nde okudum. Bilkent Üniversitesi’nde İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden mezun oldum ve 1 sene iç mimar olarak çalıştıktan sonra şu anda London College of Fashion’da Design Management for the Fashion Industries masterıma devam ediyorum.

GB: Gurur verici bir başarıya imza attınız. Türkiye’yi ve Bilkentlileri onurlandırdığınız bu başarınızdan bahseder misiniz?
Kuşoğlu:
Her şey aslında bir okul projesi olarak başladı ve tasarımlar okuldaki hocalar tarafından beğenildiği için Drapers dergisinin açtığı ayakkabı tasarımı yarışmasına gitmeye hak kazandı. Drapers, İngiltere’de moda sektörüne yön veren, çok önemli bir dergi ve her sene önemli moda firmalarının sponsor olduğu çeşitli kategorilerde yarışmalar düzenliyor. Bu sene de ayakkabı sektörü için Marks & Spencer’ın sponsor olduğu ‘en iyi öğrenci ayakkabı tasarımcısı’ kategorisinde ödül verildi. Tasarlanması istenen Marks & Spencer’ın müşteri kitlesini genişletecek, gençlere de hitap edecek bir babet koleksiyonu idi ve ödül, bu koleksiyonun Marks & Spencer tarafından kullanılması ve firmanın tasarım departmanında staj olanağıydı. Şu anda ayakkabıların üretimi için toplantı aşamasındayız. Bu ödülü kazanıp tüm bunların adım adım gerçekleştiğini görmek çok güzel bir duygu.

GB: Çocukluğunuzdan beri çizimle ilgilendiğinizi öğrendik. Neden doğrudan endüstriyel tasarım ya da moda tasarımı değil de İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nü seçtiniz?
Kuşoğlu:
Aslında küçüklüğümden beri hep moda tasarımcısı olmak istemiştim ama üniversiteye başlamadan fikrim değişti ve tasarımın temel bir disiplin olduğunu ve bu disiplini aldıktan sonra bir çok yönde çalışılabileneceğini farkettim. O zaman doğru bir karar verdiğimi şimdi anlıyorum çünkü iç mimarlıktan ürün tasarımına hatta ayakkabı tasarımına kadar bir çok alanda çalışıyorum ve bu çeşitlilikten oldukça zevk alıyorum.

GB: Neden Bilkent? Yeniden seçme şansınız olsa yine aynı okul veya aynı bölümü seçer miydiniz?
Kuşoğlu:
Yeniden seçme şansım olsa yine Bilkent’i ve iç mimarlığı seçerdim çünkü mezun olup çalışmaya başladıktan sonra gördüm ki, Bilkent’te iç mimarlık eğitimi ilerisi için çok sağlam temeller veriyor. Yaratıcılık anlamında istediğiniz kadar uçabilirsiniz ama sonunda tasarımınızı nasil inşaa edeceğinizi sorguluyor hocalar ve ayaklarınızın yere basmasını sağlıyorlar. Bu iş hayatına atıldığınızda oldukça avantajlı kılıyor sizi.

GB: “Bilkentli olmak ayrıcalıktır.” sloganına katılıyor musunuz?
Kuşoğlu:
Bence de bir ayrıcalık, ‘Bilkent’ adı ilerde bir çok kapı açıyor ve okul yıllarından gelen arkadaşlıkları, aynı zamanda iyi bir iş çevresine dönüştürüyor.

GB: Bilkentli günlerinize geri dönecek olursak, nasıl bir öğrencilik süreci geçirdiniz?
Kuşoğlu:
Benim bölümümden de dolayı, okul yıllarım çok eğlenceli geçti. İç mimarlık sadece sınavlara girilen bir bölüm değil aynı zamanda uzun süreli projelerin ve grup çalışmalarının da olduğu bir bölüm, bu sebeple hep arkadaşlarımla proje hazırlarken ve bir mimarlık klasiği olan ‘sabahlarken’ hayatımın en eğlenceli yıllarını yaşadım.

GB: En çok zorlandığınız (ya da en çok sevdiğiniz) ders neydi?
Kuşoğlu:
Tasarım stüdyosu dışında en çok sevdiğim dersler sanat ve mimarlık tarihi dersleriydi ve heralde her iç mimarlık öğrencisinin korktuğu gibi benim de korkulu rüyam inşaat dersleriydi.

GB: Bilkentli günlerinize ait unutamadığınız bir anınızı anlatın desek…
Kuşoğlu:
Bizim jürilerimiz olurdu, hocaların bir araya gelip dönem sonunda projelerimizi değerlendirdikleri jüriler. Jüriden bir önceki gece her zamanki gibi sabahlamıştım ve sadece 1 saat uyuyabilecektim. Sabah uyandığımda bir baktım, teslim saati geçmiş ve jürinin başlamasına 5 dakika var. Meğer annem beni uyandırmaya geldiğinde ben uyku sersemliğiyle ona başka bir saatte uyanmam gerektiğini söylemişim. Hemen jet hızıyla okula gittim, neyse ki tek parça halinde… Ve okulda gördüm ki çok büyük bir teslim kuyruğu olduğu için herkesi tek tek almaya başlamışlar ve böylece ben de yetişebilmiştim jüriye. Tabi ömrümden 10 sene eksilerek …

GB: Bilkentli yıllarınız süresinde keşke şunu da yapsaydım/yapmasaydım dediğiniz bir şey var mı?
Kuşoğlu:
Hayatta hiç keşke demem; ama keşke o günlerin kıymetini bilip daha çok tadını çıkarsaymışım diyebilirim belki.

GB: Geleceğe yönelik planlarınız nelerdir? Hedefinizde neler var?
Kuşoğlu:
Türkiye’de ve dünyada, hem tasarımdan anlayan, tasarımın mutfağında bulunmuş hem de yönetimi bilen insan fazla yok. Bu sebeple benim de hedefim, bir tasarımcı olarak ‘tasarım yönetimi’ masterıyla, bu açığı kapatanlardan biri olmak. Özellikle tasarım ve markalaşma konusunda önü çok açık olan Türkiye’de buna çok ihtiyaç olduğunu düşünüyorum çünkü.

GB: Başta mezun olduğunuz bölüm öğrencilerine, sonrasında diğer Bilkentli arkadaşlarımıza iletmek istediğiniz bir tavsiyeniz var mı?
Kuşoğlu:
Tavsiyem, okurken iş hayatıyla bağlantı içinde olmaları çünkü mezun olup da işe girme zamanı geldiğinde iş hayatının okuldan ne kadar farklı çalıştığını görüyorsunuz, bu yüzden hep bir yerlerle bağlantı içinde olup gözlemlemek gerekiyor.

GB: Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler.
Kuşoğlu:
Rica ederim.

———————————————————————————————————————————————————

16.06.2011 tarihli Işıl Kuşoğlu haberi için:
Ödüllü Ayakkabı Tasarımcısı Bilkentli İç Mimar Işıl Kuşoğlu
http://www.gazetebilkent.com/?p=1853

Leave a Reply