Siad Barre; nam-ı diğer "Yoldaş Barre"

Siad Barre; nam-ı diğer “Yoldaş Barre”

 Bugünden tam 23 yıl önce başlayan Somali İç Savaşı, artık medya tarafından unutulmuş durumda, büyük ihtimalle de bir devlet büyüğü yeniden Somali’ye gidene kadar hatırlanmayacak. Oysa ki Somali İç Savaşı İnsani Müdahale (humanitarian intervention) kavramını ve uygulamasını derinden etkiledi. Bugün halâ devam etmekte olan bu savaş, Batı’nın İnsani Müdahale kavramına bakışını temelden değiştirdi.
Bugün Somali denince insanın aklına gelen ilk şey başarısız olmuş, parçalanmış bir devlet ve yanlarından geçen gemileri rehin alıp, Amerikan filmlerine ilham veren korsanlardır. Bu tablo her ne kadar doğru sayılabilecek olsa da, aslında ilk ortaya çıktığında herkes için büyük bir şok olmuştu.
Bundan 30 yıl önce Afrika’nın en istikrarlı ülkeleri arasında gösteriliyordu o zaman ki adıyla Somali Demokratik Cumhuriyeti; ama anarşiye, tam teşekküllü bir kaosa düşmesi sadece birkaç yıl sürdü. Somali Demokratik Cumhuriyeti, adında demokrasi kullanan diğer tüm ülkeler gibi, aslında bir demokrasi değildi. Siad Barre yönetiminde kurulmuş bir tek parti iktidarıydı. Soğuk Savaşın gergin ortamında, kendisini himaye edecek bir süper güç bulmakta zorlanmadı Siad Barre ve işine geldikçe Amerikalılarla da Ruslarla da yakınlaştı. Somali’nin süper güçler arasında ki bu oyunu 1977’de Etiyopa’ya saldırana kadar sürdü. Başa geldiği 1969 yılından beri kendini halkına Nasır gibi yansıtan “Yoldaş Barre”, ülke çapındaki yoksulluğu bitirememiş ve halk desteğini yitirmeye başlamıştı. Bu durumu düzeltmek için o zaman büyük iç karışıklıklar yaşayan Etiyopya’ya tarihsel iddialar öne sürerek savaş ilân etti. Savaşın başında Sovyetler Somali’yi destekliyordu. İyi teçhizatlı ve eğitimli Somali ordusu çok hızlı bir şekilde Barre’nin hak iddia ettiği toprakları ele geçirmeyi başardı ama tam bu noktada işler tersine döndü. Doğu bloğunun sempatisini kaybeden Somali, Sovyet desteğini Etiyopya’ya kaptırdı. Yirmi binden fazla Kübalı Etiyopya’ya “gönüllü” olarak gitti ve Somali ordusunu, zaten sayısal olarak dezavantajlı oldukları Etiyopya ordusu karşısında zor durumda bıraktı. Somalililer Sovyet destekli Etiyopya ordusu karşısında çok dayanamadı ve bozguna uğradı. Bunun sonucu olarak da statükoyu geri getiren bir antlaşma yapıldı ve Somali savaştan eli boş döndü. Ogaden savaşından sonra Barre, yönetimde kalmak için ülke içinde baskıyı arttırdı ve Amerika’nın desteği ile birlikte yeni oluşan muhalefete karşı 91 yılına kadar görevinde kalmayı başardı.

1991 yılında Barre karşıtı güçler başkent Mogadişu’yu ele geçirince Barre ülkeden kaçtı. Barre’yi deviren muhalif guruplar, ilk iş olarak bütün devlet çalışanlarının işine son verdi. Buradaki amaç yeni kadrolar işe alarak eski yönetimin mirasını temizlemekti ama bir hükumet kuramadan bütün taraflar birbirleriyle savaşmaya başladı. Bu, iç savaşın başlangıcı olarak kabul edilir. İki yıla kalmadan ülkedeki herkesin herkes ile savaşması sonucu olarak çok büyük bir kıtlık ortaya çıktı. Bu noktada soğuk savaşın bitmesini de fırsat bilen Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi duruma müdahale etmeye karar verdi. UNOSOM I 1993 yılında başlatıldı ve yıl bitmeden durdurulmak zorunda kalındı. Anarşinin hüküm sürdüğü bir ortamda yemeğin ne kadar güçlü bir kontrol aracı olduğunu anlayan rakip çeteler, BM askerlerine saldırıp yemekleri dağıtılmadan ele geçirmeye çalıştılar. Bunun üzerine BM güvenlik konseyi Mogadişu ve çevresinde güvenliği sağlamak için UNİTAF operasyonuna yetki verdi ve Mogadişu’yu kısa bir süreliğine çetelerden temizlemeyi başardı. Bunun üzerine, bu sefer Amerika Birleşik Devletleri önderliğinde UNOSOM II başlatıldı. UNOSOM II dünya tarihinde hatırlanmasına neden olan şey ne yazık ki karınları doyan Afrikalılar değil, Mogadişu üzerinde uçan Kara Şahin helikopterleri ve Amerika’ya gönderilen 18 ceset torbasıdır. Amerikan halkının çok hızlı bir şekilde savaşın aleyhine dönmesi sonucu 1994 sonunda Amerikan askerleri Somali’den çekildi ve ülkeyi bugün halen devam eden iç savaş durumuyla baş başa bıraktı.

Somali’den dönen ceset torbaları batı medyasında body bag trauma diye bilinen olayı başlattı. Ölen askerlerin ceset torbalarının medya tarafından servis edilmesi toplumu çok hızlı bir şekilde savaş karşıtı bir konuma getirmiştir. Body bag trauma artık bu tarihten sonra Batılı bütün yöneticilerin aklını kurcalamıştır ve doğrudan asker göndermektense, hava bombardımanını tercih etmelerine yol açmıştır. Somali iç savaşının bir başka acı sonucu ise Başkan Bill Clinton’ın Ruanda’ya müdahale etmemesidir. Çünkü bu tarihlerde Monica Lewinsky skandalıyla uğraşan Clinton, oy oranlarına bir başka darbe yemek istememişti. Body bag trauma’nın batılı devletlerin davranışları üzerindeki etkisi küçümsenmemeli. Bugün Amerika Suriye’ye müdahale etmiyorsa ya da dünyanın farklı yerlerinde kara harekâtından çok insansız hava araçları kullanıyorsa, bunun nedeni body bag trauma’dır.

Somali iç savaşı bugün çözülmeye her zamankinden daha yakın. Birçok ülkenin tanıdığı bir yönetim ülkenin çoğunluğunu kontrol etmekte ve Amerika Birleşik Devletleri otuz yıl aradan sonra ilk  kez büyükelçisini Somali’de bulundurmakta. Bütün bu iyi gelişmelere rağmen El-shebab ve korsanlar halâ yenilebilmiş değil ve yakın bir zamanda da yenilecekmiş gibi görünmüyorlar.


Kaynakça
Görünmeyen Ordular, Boot Max, İnkilap Kitapevi, İstanbul 2014
Büyük Oyunu Anlamak Jeopolitik: Bugünün Uzun Tarihi, Lacoste Yves, NTV yayınları, İstanbul 2007

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu