Şizofreni Odağında İkili, Üçlü… Mücadele – Bölüm 1

Yasemin Şenyurt… 33 yaşında, 20 yaşından beri şizofreni hastası. Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde son sınıf öğrencisiyken tanışmıştı şizofreniyle, şimdi ise doktorasını bitirmek üzere.  Bütün bu süreçte “Mayıs Islığı”, “Mavi Çimenlerde Nefes Al” ve “Umut Defteri” adlı üç kitap ve şizofreni arkadaşlarıyla beraber sunmak için çeşitli tiyatro oyunlarına imza attı. Toplumu şizofreni konusunda bilinçlendirmek için etkinliklerde aktif görev aldı, zaman zaman televizyon programlarına çıktı ve belgesellerde rol aldı. Toplumdaki şizofreni algısına iyi ki de zıt düşen Yasemin Şenyurt’la şizofreniyi ve mücadelesini konuştuk.

“Kendiniz bir dünya kuruyorsunuz, o dünyanın hiç olmadığı fikriyle karşı karşıya kalıyorsunuz ve yıkılıyorsunuz…”

Öncelikle şizofreni öncesi hayatınızdan biraz bahsedelim. Nasıl bir hayatınız vardı, çevrenizdekiler sizi nasıl bilirdi?

Çocukluğum “normal”di. Şizofreni hastalığı benim hayatıma yirmi yaşında girdi. Yirmi yaşından önce, Ankara Üniversitesi’nde felsefe bölümünde öğrenciydim. Bu öğrenciliğim sırasında, arkadaşlarımla aram gayet iyiydi. Derslerde her öğrenci gibi bazen başarılı, bazen başarısızdım. Ailem Alanya’da yaşıyordu ve iki yaş küçük kız kardeşim Odtü Psikoloji’de okuyordu. Felsefe derslerine çalışmak dışında sürekli yazı yazıyordum. Yazı yazmaya tutkuyla bağlıydım, çok seviyordum kitap okumayı ve yazı yazmayı. Doğal, herkes gibi böyle bir yaşantım vardı. Şizofreniden önce biraz da çekingendim. Hocalarımın kapısını çalıp içeri girmeye ya da derste soru sormaya korkardım mesela. Arkadaşlarımla aram iyiydi ama kendimi çok rahat ifade edemiyordum. İçine kapanık bir durumum vardı biraz.

 

Hasta olmadan önce şizofreni hakkında ne biliyordunuz?

Dayım şizofreni hastasıydı. Dayımın hastalığıyla ilgili anneme on dört, on beş yaşlarımda “Ne oluyor dayıma anne?” demeye başladım. Annem, dayımın zaman zaman olmayan sesleri duyduğunu söyledi. Bir de ben üniversiteye hazırlanırken “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” kitabını okudum. Şizofreniyi çok güzel anlatan bir kitaptı. Bilgim dayımdan ve bu kitaptan öğrendiklerim kadardı.

 

Dayınızla aranız nasıl? Nasıl bir ilişkiniz var?

Hastalıktan önce ve hastalıktan sonra diye ikiye ayıralım. Hastalıktan önce ilişkim iyiydi ama hastalıktan sonra daha da iyi olmasını istedim ama dayım hiç konuşmuyordu. İlaçlar kullanıyordu, çoğu zaman tedavisini yarım bırakmıştı, şok tedavisi görmüştü. Ben dayımla yürüyüş yapmayı, müzik dinlemeyi seviyordum. Hiçbir şey anlatmıyordu, soruyordum, geçiştiriyordu. Öncekinden daha çok vakit geçirdim vefatından önce.

 

Ne zaman bir şeyler ters gitmeye başladı?

Bir platonik aşk meselesi vardı, o beni çok etkiledi, çok da uzun sürdü. Benim hayatımdaki tetikleyici, böyle duygular hissetmemdi. Okul hayatım aksamaya başladı üniversitede. Uykusuzluk ve alınganlık başladı. Kafamda bir sürü şey dönüyordu. Mesela karşı eve biri taşınıyor, ben tanıdık bir insan olabileceğini, ya da  annemin ve babamın başka insanlar olabileceğini düşünüyorum. Benden gizli bir hayatım daha olduğunu farz ediyorum. Bütün bunları kafamda kurarken uykusuzluk da bunlarla seyreden bir şeydi. Kimseyle konuşmamaya ve okula gitmemeye başladım. Hastalığın tam olarak ortaya çıkışı ve ailemin bunu fark edişi benim kaybolmamla oldu. Eskiden sevdiğim insanı yeniden bulabileceğimi düşündüm ve birini ona benzeterek peşinden giderek kayboldum. O geceyi dışarıda ve karakolda geçirdim. Tekrar ortaya çıktığımda, annem babam “Ne oldu Yasemin sana?” dediler, ben hiçbir şey söyleyip anlatmıyordum. Doktora gittik ve o şekilde tedavim başladı.

Doktorlardan birbirine benzer birçok şizofreni tanımı duyuyoruz, sizin için nasıl bir şey şizofreni ve şizofreni hastası olmak?

Bilimsel tanımı, insanın duygu düşünce ve davranışlarında bir takım değişikliklere neden olan beyin hastalığı. Şizofreni insanın algılarını çok sorgulamasına yol açan bir şey. Kendiniz bir dünya kuruyorsunuz, o dünyanın hiç olmadığı fikriyle karşı karşıya kalıyorsunuz ve yıkılıyorsunuz. Aslında kendi yazdığınız bir senaryoda oynuyorsunuz, herkesi buna uyduruyorsunuz kafanızda, sonra bir bakıyorsunuz her şey olduğu ve eskisi gibi. Bu durum, şaşkınlık, hüsran, kırgınlık yaratıyor ve toplumun şizofreni korkusuyla damgalama durumu da işin içine girince daha da kötü oluyor. Bazen depresyonu çok ağır yaşıyorsunuz, bazen halüsinasyonlar sizi çok zorluyor, sanrılardan bıkıyorsunuz, ama eğer beraber yaşamayı öğrenebilirsek, Empati kurma, yaratıcılık, diğer insanların acılarını daha iyi kavrama gibi açılardan çok da artı katıyor. Şizofreni benim hayatımı zenginleştiren bir süreç oldu. Önceleri çekingen olan Yasemin, tedaviyle beraber daha aktif ve sosyal olmaya başladı. Şizofreniden kazanabileceklerimiz, dönüştürebileceklerimiz olduğunu fark edersek artı katabileceğini düşünüyorum ama tabii o ilk süreçten çıkabilmek çok önemli. Atak dönemlerini atlattıktan sonra da dört elle sarılmak gerekiyor.

Normalde  şizofreni hastaları içine kapanıktır diye bilinir, sizse önceden içine kapanık olduğunuzu, hastalıktan sonra utangaçlığınızı aştığınızı söylüyorsunuz. Nasıl böyle gelişti?

Terapiler sayesinde aslında çekingenliğin gereksizliğini kavradım. Her zaman her yerde varlığını gösterme ve ispatlama çabası gereksizdir ama çekingenlik de öyle. Varız ve hissediyoruz, düşünüyoruz. Kendimizi ifade etme olanağımız da var. o halde neden saklanalım?

Atak dönemlerinde gerçeklikle hayal dünyasını (akıl oyunlarını) nasıl ayırt ediyorsunuz? Farkına varmaya nasıl başlıyorsunuz?

Ben insanların yüzlerinde maskeler görüyordum. Bu maskelerden korkmuyordum, çünkü bana bir sürpriz hazırlandığını düşünüyordum. Maskelerin kalkabileceğini ve arkasında hep aynı insanın olabileceğini düşünüyordum ve bütün insanları bu şekilde tanımlarken, görürken, doktoruma gittiğimde onu da öyle görüyordum ve o insanın bir gün kendisini göstereceğini düşünüyordum. Doktorumu da o insan zannettim ve kendisi sonrasında bana bazı sorular sormaya başladı, ama ben hiçbirine cevap vermiyordum çünkü o insanın benimle konuşmaya çabaladığını görüyor ve gülümsüyordum, ben onu seviyorum o da beni seviyor gibisinden. Fakat doktorum bana öyle sorular sordu ki ben bir yerde cevap vermek durumunda kaldım. Bu arada maskenin arkasında o olduğunu düşündüğüm doktorumun aslında kendisi olduğunu fark etmeye başladım bu sorularla beraber. Oradan ve ilaçların da etkisiyle yavaş yavaş bir uyanma başladı. Bu insan o değil dedim. Tabii ki ailem bana söylüyordu doktora gidiyoruz diye, ama ben kendi kurgumun içindeydim. Çocuklukla ilgili sorular sorularak sorunların ortaya çıkarılabileceğini biliyordum o yüzden psikiyatr olduğunu anladım. Peki diğer insanlar dedim o zaman anladım herkesin kendi yüzü olduğunu ve maskelerin olmadığını. Bunlar zaman içinde ve sabırla oldu ama zordu.

Doktorlardan birbirine benzer birçok şizofreni tanımı duyuyoruz, sizin için nasıl bir şey şizofreni ve şizofreni hastası olmak?

Bilimsel tanımı, insanın duygu düşünce ve davranışlarında bir takım değişikliklere neden olan beyin hastalığı. Şizofreni insanın algılarını çok sorgulamasına yol açan bir şey. Kendiniz bir dünya kuruyorsunuz, o dünyanın hiç olmadığı fikriyle karşı karşıya kalıyorsunuz ve yıkılıyorsunuz. Aslında kendi yazdığınız bir senaryoda oynuyorsunuz, herkesi buna uyduruyorsunuz kafanızda, sonra bir bakıyorsunuz her şey olduğu ve eskisi gibi. Bu durum, şaşkınlık, hüsran, kırgınlık yaratıyor ve toplumun şizofreni korkusuyla damgalama durumu da işin içine girince daha da kötü oluyor. Bazen depresyonu çok ağır yaşıyorsunuz, bazen halüsinasyonlar sizi çok zorluyor, sanrılardan bıkıyorsunuz, ama eğer beraber yaşamayı öğrenebilirsek, Empati kurma, yaratıcılık, diğer insanların acılarını daha iyi kavrama gibi açılardan çok da artı katıyor. Şizofreni benim hayatımı zenginleştiren bir süreç oldu. Önceleri çekingen olan Yasemin, tedaviyle beraber daha aktif ve sosyal olmaya başladı. Şizofreniden kazanabileceklerimiz, dönüştürebileceklerimiz olduğunu fark edersek artı katabileceğini düşünüyorum ama tabii o ilk süreçten çıkabilmek çok önemli. Atak dönemlerini atlattıktan sonra da dört elle sarılmak gerekiyor.

Röportajın diğer diğer bölümleri için:

Şizofreni Odağında İkili, Üçlü… Mücadele – Bölüm 2

Şizofreni Odağında İkili, Üçlü… Mücadele – Bölüm 3

Leave a Reply

7 comments

  1. Dilara Günışık

    Çok zor bir durum ya… okurken şizofren hastası Yaseminin hayatıyla empati yapmaya çalışmak ve onun tüm yaşadıklarına rağmen bu hastalıktan kazanabildikleri ve dönüştürebildiklerinin olmasını söylemesi takdir – e şayan gerçekten

  2. Ayşegül Tekten

    çok takdir edilesi bir mücadele, ayrıca bunu bütün açıklığıyla paylaşması da cabası..tebrikler…

  3. ercan yuvalı

    Benim kızımdada aynı rahatsızlık var belirtiler sizin yazdığınızla bire bir aynı daha fazlası var bu oyun ne zaman bitecek bana gerçekleri ne zaman söyleyeceksiniz diyor bu hastalığın tedavisi nasıl olur ne tavsiye edersiniz çok mağduruz kızım risperdal 2 mg ve akineton tablet verildi onları kullanıyor doktoru paranoid şizofreni teşhisi koydu yanılmış olabilirmi tedavi için kime ve nereye baş vuralım

  4. ercan yuvalı

    Telim 0507 3810701

  5. Aygen Ecevit

    Ercan Bey merhaba, öncelikle yaşadıklarınıza üzüldüm. Ben bir psikiyatr değilim, psikiyatri öğrencisi bile değilim sadece bu konuyla ilgilenen bir birey olarak bir röportaj yaptım; size tıbbi bir şeyler önerecek bilgim veya yetkim kesinlikle yok o yüzden ilaçlar veya tedavi hakkında hiçbir şey söyleyemem. Eğer doktorunuza güveniniz tam değilse başka doktorlara da danışmanızı tavsiye edebilirim sadece. Hangi şehirde yaşadığınızı bilmiyorum ama eğer Ankara’daysanız bu alanda en tanınmış doktor sayın Haldun Soygür’dür, kendisine ulaşmayı deneyebilirsiniz. Ayrıca şizofreni hastaları ve yakınları dayanışma derneği var gene burada. Oraya ulaşarak sorularınızı danışabilirsiniz. Ne kadar yararlı olur bilemiyorum ancak aklıma gelenler bunlar. Benim kendileriyle direkt bir bağlantım yok ama size yardımcı olmaya çalışabilirler diye düşünüyorum. Derneğin facebook sayfası burada: https://www.facebook.com/pages/Şizofreni-Hastaları-ve-Yakınları-Dayanışma-Derneği-Ankara/254441403859 oraya mesaj gönderebilirsiniz ilk olarak. numara, adres vs. de internetten bulabilirsiniz. Süreci bizzat yaşayan insanlar olduğundan bir yol gösterebilirler bence. Elimden başka bir şey gelmez kendi adıma. Kızınıza sevgiler. Bu uzun bir yol ama tıbbi ve psikolojik destekle kızınız çok daha iyi hissedebilir kendini, sabrınızı ve ilginizi kaybetmemeye çalışın, saygılar.

    • Mehmet Burak

      Arkadaslar benim annemde de ayni durum soz konusu bana ve diger kardesime. Surekli suclayici tavirlar icerisinde bana oynadiginiz oyunlar ortaya cikacak diyor her tasindigimiz yerde babamin ondan baska bir esi dahaa oldugunu her gittigimiz yere onu da goturdugumuzu soyluyor zamaninda doktor apranax taarzi antidepresanlar vermisdi onlari kullaninca. Biraz duzzelmisti ancak suan daha da kotu olmaya dogru gidiiyor ve tedaviyi de. Kabul etmiyor ne yapacagimizi bilemiyoruz lutfen yardim Canakkale

  6. hakan bobur

    allah rahmet eylesin

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu