Tarihin akışı içerisinde yer alan bazı olaylar var ki üzerinden yıllar geçse bile hakkında konuşması, -hele ki- eleştirmesi güç. Eğer ki bireyler bu tarihi olayların akışı içerisinde mağdur rolündeyseler; güçlük, imkânsızlığa eviriliyor. Bu olayların başında 80 darbesi geliyor. Bu yazıda 80 darbesini klasik bir biçimde-ki tartışmaya da açık olduğu su götürmez- ele almak yerine, şarkıları, bir anlatma biçimi olarak seçtim. Bu şarkıları da 80 sonrası kuşağın üzerine çöken baskı ve endişe ortamının ürünü olan ve Şeyh Bedrettin, Nazım Hikmet gibi şairlerin şiirlerinin bestesi olan cılız, alışagelmiş şarkılardan değil; yeni sözler içeren özgün, milat olabilecek -hepsi sayılmasada, birçoğu- şarkılardan seçtim. Bir ihtimal ki unuttuğum veya listeye almama gibi bir yanlışlığa düştüğüm şarkı(lar) varsa şimdiden hem okuyucuya hem de müzisyene samimi bir ‘’affola’’.

 

 1) Mozaik- Bildiklerimiz (Albüm: Çook Alâmetler Belirdi, yıl: 1988)

Mozaik grubu, 80’li ve 90’lı yılların kült ve şahsına münhasır gruplarından biri. 80 darbesinin acısını iyi bilen ve o acının odağı olan entelektüellere- özellikle genç olanlara- şarkılarında yer verdiler. ”Bildiklerimiz” şarkısı da bu yer verişlerden biri. Sözleri oldukça özgün: ‘’Her şeyin adı değişir/ Okunmaz yakılır kitaplar’’ ve  ‘’İstedin mi çıkılmaz yurtdışına/ Yollar çok tehlikeli/ Öleceklerin sayısı belli’’ gibi bölümlere sahip. ‘’Geçmişi sorgulamaz kimse’’ bölümüyle de 80 darbesinin, geçmişle (60’lı ve 70’li yıllar) olan ilişkiyi bıçak gibi kesip atmasına referans verilmiş. ‘’Polis kimlik sorar’’ nakaratı da baskıcı kolluk kuvveti imgesini bir kez daha vurgulamış ve şarkıya eksik olan son yapboz parçasını oturtmuş. Bu kadar imge, referans ve özveriden sonra; şarkıyı dinlemesi, okuyucunun omzuna yüklenmiş bir vefa borcu.


 

2) Mozaik- Bindokuzyüzseksenbir (Albüm: Çook Alâmetler Belirdi, yıl: 1988)

Yine grup Mozaik, yine iğneleyici bir darbe sonrası şarkısı. Bu sefer şarkının adına bakıp da merak etmece yok; okuyucuya meydan okuyormuşçasına, şarkının adını 1981 koymuşlar. Şarkıda darbe döneminin meşhur sokağa çıkma yasakları yer bulmuş kendine:

‘’Akşam ayak sesleriyle iner şehre,
Hep birden evlerine kaçışırlar,
Kapılar kilitlenir, perdeler çekilir,
Sokakta kalır sokaklar… ‘’


 

3) Ahmet Kaya- İçeriden Çıkan Adam (Albüm: Başkaldırıyorum, yıl: 1988)

Bu sefer de sahnede Ahmet Kaya var: Bir gün kahraman ilan edilen, diğer gün ise ‘’hain, şerefsiz’’ denerek gazetelerde hedef gösterilen müzisyen… Sahneye tek bir sloganla çıkar: Başkaldırıyorum. Bu sloganın parçalarından biri olan ”İçeriden Çıkan Adam” şarkısı, darbe sonrası mahpustan çıkan ve çıktıktan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi ol(a)mayacağı fark eden birinin temsilcisidir bir bakıma. Üç- dört dizeyle olup biteni özetler:

‘’… Anılar toza toza bulanmıştır,
Kitaplar sobada yanmış,
Ah sazlar duvarda kalmış,
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır… ‘’


 

4) Bulutsuzluk Özlemi- Acil Demokrasi (Albüm: Uçtu Uçtu, yıl:1990)

Bulutsuzluk Özlemi’ni ben ve benim içerisinde yer aldığım kuşak, ”Sözlerimi Geri Alamam” şarkısıyla tanıyor. Şarkının yer aldığı albüm ise grubun şu ana kadar yaptığı en iyi albüm ve genelinde de Türk Rock müziği tarihinin en başarılı albümler arasında sayılıyor. Bu başarılı sayılma durumunun ana sebeplerinden biri albümün –milat sayılabilecek bir biçimde- darbeyi şahsına münhasır bir halde eleştirmesi, özelinde ise ”Acil Demokrasi ”şarkısı. Cezaevinde Bayram Görüşmesi ile açılan kapı, Acil Demokrasi ile kapanıyor:

‘’…Olağanüstü haller,
Geçiş dönemleri,
Sıkıyönetimler,
‘Şimdi sırası değil’ler,
Fikir suçları,
İdam cezası,
141-142
Adalet Mülkün Temeli…’’


 

5) Ahmet Kaya- Eylüle İsyan gibi (Albüm: Sevgi Duvarı, yıl:1990)

Sahnede yine Ahmet Kaya var, bu sefer biraz daha farklı: Artık üniversite öğrencileri için bir umuttur kendisi. Öğrencilerle buluşur yurdun dört bir yanında. Sonucunda da etkilenir onlardan, 12 Eylül’ü sorgulamaya başlar. Bu sefer umutsuzluk, hayal kırıklığı yoktur baş rolde; geleceğe yönelik sıkıca kenetlenmiş bir umut vardır:

‘’ … Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana…’’


 

https://www.youtube.com/watch?v=ZhKIoWd9wUU

6) Cem Karaca- Raptiye Rap Rap (Albüm: Nerde Kalmıştık, yıl:1992)

Cem Karaca’nın eleştirmeyi seven, muhalif şarkı sözü yazarlığını bilmeyen yoktur. Raptiye Rap Rap da bu yazarlığının en başarılı örneklerinden biri. Bir nevi, her dönemin şarkısı. Özelinde ise 80 sonrası Türkiye’de değişim ele alınmış. Liberalleşmeyle birlikte Türkiye’nin küçük Amerika’ya dönüşme isteği ve bunun sonucunda memleketin içinde bulunduğu hal ve nice benzeri durum şarkıya üstü kapalı bir şekilde yedirilmiş. Üstü kapalılık da dediysem öyle basitinden değil: ‘’Rap Rap’’ asker çizmesi sesini, ‘’nitekim’’ sözü Kenan Evren’i, ‘’şapka’’ ise Süleyman Demirel’i temsil ediyor. Bir kısım ipuçları vermek benden, keşfetmesi okuyucudan:

‘’alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap
köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap
raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap
n’aber nitekim gene geldi şapka rap rap’’


 

7) Bülent Ortaçgil- Normal (Albüm: Light, yıl: 1998)

Normal, Bülent Ortaçgil’in belki de en politik şarkısı. Darbe sonrası olanları anlamlandıramayan bir kimlikle karşımıza çıkıyor kendisi. Kendisi olanları anlamlandıramayınca –ee, haliyle- etrafındakilere sorma isteği duyuyor, aldığı cevap ise onu tamamıyla dumura uğratıyor: Her şey normal! Darbe sonrası yapılan yanlışları, baskıyı ve bunlar karşısından sessiz kalan toplumu, kanıksamayı reddediyor Bülent Ortaçgil ve bu dizeler dökülüyor ağzından:

‘’… Peki dedim Türkiye? Dedi ki normal
Ya AB? Bilmem! Normal
Ya ABD dedim? Dedi ki çok normal
Peki dedim ya DGM? Dedi ki normal
Ya OHAL, o kadar yıl? Bilmem! Normal
Peki GAP, ZAP Hasankeyf? Hepsi normal…’’


Kaynakça:

‘Darbe’den bugüne, gündemde kopmayan 21 şarkı

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/40/2144

https://eksisozluk.com/entry/13745211

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu