Lola Kirke as "Tracy" and Greta Gerwig as "Brooke" in MISTRESS AMERICA. Photo courtesy of Fox Searchlight Pictures. © 2015 Twentieth Century Fox Film Corporation All Rights Reserved

Lola Kirke as “Tracy” and Greta Gerwig as “Brooke” in MISTRESS AMERICA. Photo courtesy of Fox Searchlight Pictures. © 2015 Twentieth Century Fox Film Corporation All Rights Reserved

Tam olarak anlamına ilişkin kesin bir sonuca ulaşılamamakla birlikte bağımsız sinemanın, yönetmenlerin sanatlarına fazladan üçüncü şahıslar dahil etmeme isteklerinden kaynaklı olarak yöneldikleri bir alanı kapsadığını söyleyebiliriz. Yapımcılığı üstlenen prodüksiyon şirketleri ve yönetmenlerin çoğu zaman fikir ayrılığına düşüp bütçe çıkmazlarına sürüklenerek sanat kapsamında yapıtın değerini düşürmemek adına bağımsız sinemanın sunduğu tam kapsamlı özgürlük anlayışından faydalanmak için ortaya sunulan çalışmayı farklı bir boyuta taşımaları da bunu gösteriyor diyebiliriz. Bu bağlamda bağımsız sinema yapıtlarının görmeye alışık olduğumuz yüksek bütçeli Hollywood yapımlarının dışında kalarak para kaygısı gütmeyen düşük bütçeli filmlerle sanat adına karşıtlarının çok çok üstünde bir tatminkarlık hissi sağlaması, birçokları açısından belli bir kriteri oluşturarak film seçme aşamasında filtre görevini de üstlenebiliyor. Bu doğrultuda oldukça başarılı esreler veren Noah Baumbach, 14 Ağustos 2015’de Amerika’da gösterime giren son filmi Mistress America ile kendine has metropoliten şehir, yaşam ve insan üçgeninin örneklerinden bir tanesini daha ortaya çıkartmış.

Filmin baş rolünde daha önceden de aynı yönetmenin Frances Ha filminde gördüğümüz Greta Gerwig yer alıyor ve Lola Kirke de ona eşlik ediyor. Ana hatlarıyla bahsetmek gerekirse film, New York’a üniversite için gelmiş şehre ayak uydurmaya çalışan 18 yaşındaki Tracy’nin müstakbel üvey kardeşi Brooke ile birlikte geçirdiği zamanları anlatıyor. Otuzlu yaşlarında hayatını olabildiğine elit bir ortamda, ilhamlarla dolu ve kendi kendisine sunabileceğinden daha azıyla yetinmeyerek geçiren, asla akademik alanda başarılı olmamış hatta üniversiteye bile gitmemiş ama bir şekilde kendi kendisini eğiterek yaşayan Brooke’un, uyum sorunu yaşayan Tracy’nin hayatına adeta parlayan bir ışık gibi girmesiyle devam başlıyor film. Küçük hikayeler yazmaktan hoşlanan Tracy kız kardeşiyle geçirdiği her andan öyle büyük zevk alıyor, ondan öyle çok büyüleniyor ki, her türlü şekilde Brooke’u hayatının baş rolüne ve de merkezine oturtmaya başlıyor.

mistressamerica01

Bir yandan büyümekte olan bu kardeşliği ve birbirlerine olan katıksız desteklerine şahit olurken arka planda karakterlerin birçok yerde esinlenme ve intihal arasındaki çok ince çizgide gidip geldiği bir yapıyla karşılaşıyoruz. Brooke’un muhteşem hayatında kendini hızlı ve üretken, oldukça da iç içe olan yaşantısının akışına kaptırmış bir şekilde, gece gündüz aklına gelen ilginç fikirlerle uykusunu dağıtırken bu fikirlerle aslında ne yapacağını bilemiyor oluşu onu, başkalarının gözünde kullanılmaya açık bir pozisyon haline getiriyor. Bir şeyler düşünmüş ve peşine düşemediği için bu şeyleri çalınmış birisi Brooke. Bunlar yeri geliyor fikirleri oluyor, yeri geliyor kedileri yeri gelince de kıyafetleri. Bir şekilde birileri tarafından kullanılmaya açık bir hale geliyor hep. Yeni başlayan dostluklarında Tracy’nin de buna benzer bir şekilde davranması olayları tartışılır noktaya getiriyor. Kurgulama aşamasında gerçek hayattan izler taşıyan bir eser çıkarmak veya yorumlamak ya da çalmak ve bunların getirebileceği sonuçlarla karşılaşmak da karakterlerin zaman zaman lehine zaman zaman da aleyhine işleyen bir süreci başlatıyor.

Tüm bunların yanında Mistress America, başkalarıyla birlikte yaşamak zorunda olduğumuz hayatımızda onları isteyerek ve istemeyerek ne derece etkilediğimizle alakalı. Bazen farkında olmadan kabalaşırken olayların tersine dönmesi halinde neler hissedebileceğimiz ve iş kendi duygularımız olduğunda ne kadar hassaslaşabileceğimizle de. Her ne kadar beklentilerimin biraz altında kalan bir film olsa da yönetmen ve oyuncu kadrosunun o içten insan anlatışı, izlenmeye değer bir çalışma ortaya çıkartmış. Bağımsız sinema ve bağımsız yönetmenlerin daha çok izlenmesi ve desteklenmesi dileğiyle, iyi seyirler.

 

Yazıda Kullanılan Görseller

  • http://newcityfilm.com/category/genre/comedy/
  • http://www.allmusic.com/album/mistress-america-original-soundtrack-mw0002862987
  • http://www.cinemaldito.com/mistress-america-noah-baumbach/

 

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu