Müzikal Tiyatro Tarihine Bir Yolculuk: Bölüm I

Yazılarımda hep çeşitli müzikal tiyatro örneklerine yer veriyorum fakat bu yazımda, zamanda geriye doğru yolculuk yapıp biraz da müzikal tarihinden bahsedelim istedim.

Önce temel bir sorudan başlayalım: Müzikal nedir? Müzikal, şarkı söyleyerek, oyunculuk yaparak ve dans ederek hikaye anlatma sanatıdır. Hikayenin ilerlemesi müzikal performanslar eşliğinde olur.

Peki müzikal ve opera farkı nedir? Operada müzik ve şan öne çıkarken, müzikalde şarkı sözleri ve oyunculuk daha çok öne çıkmaktadır.

Commedia Dell’arte

İlk müzikli tiyatro gösterileri yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır ve amfi tiyatrolarda oynanmıştır. Tür olarak; müzikli-danslı komedi ve trajedi olarak oynanmışlardır.Romalıların tiyatro gösterilerinde ise bu tekniğe koreografi ve orkestra eklenmiştir. Ayrıca Romalılar, açık hava tiyatrosunda ayak seslerinin duyulmasını sağlamak için ayakkabılara metal parçalar takarak, ilk tap ayakkabılarını icat etmişlerdir. 12 ve 13. yüzyıllarda kiliseler, ilahilerini sergilemek için müzik ve tiyatroyu birlikte kullanmışlardır. Rönesans döneminde, palyoçolar maske takıp, şarkı söyleyip dans ederken hikayelerini sergilemişlerdir.(Commedia dell’arte) Arka plan kullanımı da bu sırada popüler olmuştur. 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan operalar ise İngiltere, Fransa ve Almanya’da çok popüler olmuşlardır.

Biraz da Amerika’da çağdaş anlamdaki müzikal tiyatronun nasıl geliştiğinden bahsedelim. Amerika’daki ilk “müzikli” performans, 1735’te Amerika henüz teknik olarak “Amerika” değilken oynanmıştır. Bu performans, Flora ismindeki İngiliz Operası’dır ve günümüzde de hâlâ popülerliğini sürdürmektedir. Opera ve Operetler de müzikallerin doğuşunu çok etkilemiştir. Operet; eğlenceli, hafif konulu, içinde şarkısız diyaloglar da bulunan “küçük opera” anlamına geliyor ki bu da müzikal tanımına oldukça yakındır. Bu iki tür dışında müzikallerin gelişimine katkıda bulunan Amerikan şovlarına yakından göz atalım.

            Bunların ilki, 1840’tan 1900’lerin başına kadar süren Minstrel Şovları’dır.Oldukça ırkçı olan bu şovlar, Amerika’ya özgü ilk müzikli gösteri türüydü. Oyuncular yüzlerini siyah boya ile boyayıp Afro-Amerikanları aşağılayıcı bir şekilde taklit eden skeçler yapar, şarkı söyleyip dans ederlerdi. Bu şovlar şu açıdan önemliydi: 1840’lı yıllarda Kuzeyli beyazlar tarafından, siyahilerin özgürlük kazanması için girişimler başlamıştı. Fakat siyahilere ucuz iş gücü olarak ihtiyaç duyan Güneyliler, köleliğin kaldırılma olasılığından oldukça rahatsızdı. Rahatsızlık duydukları bir başka konu ise yıllardır kölelik yapan bu insanların özgürlüğe kavuşunca saldırgan olup olmayacaklarıydı. Bu şovlar, insanların korkularını yatıştırdı çünkü özgür “köleleri” hayatlarından memnun ve çok da zeki olmayan insanlar gibi gösterdiler. Bu şovlar, ailece izlenen şovlardı ve 1900’lere kadar sergilendi. Hatta 1940’ların Hollywood’unda bile Minstrel Şovları, “Ah o eski güzel günler” diye özlem ile anılıyordu.

            İnceleyeceğimiz ikinci gösteri türü ise 1880-1930 yılları arasındaki popüler eğlence anlayışı olan Vodvil (Vaudeville)’dir. Bu tür, önceki yıllarda sahnelenen daha kaba ve müstehcen oyunlara alternatif “aile dostu bir eğlence” olarak ortaya çıktı. Gösteriler, kısa ve birbirinden bağımsız skeçlerden oluşuyordu. Bu gösteriler, özellikle daha az ilgi çekici bir skeçle bitirilirdi. Bunun nedeni de izleyicilerin bir an önce gösteri alanını terk etmesini ve yeni izleyicinin alana girmesini sağlamaktı. Vodvil şovlarında; şarkıcılar, jonglörler, komedyenler, dansçılar, sihirbazlar ve daha pek çok farklı alandaki sanatçılar da yer alırdı.

İnceleyeceğimiz son gösteri türü ise Burlesque. Her ne kadar bu isim akıllara Christina Aguilera ve Cher’in baş rollerde oynadığı 2010 yapımı filmi getirse de aslında Viktoryan dönemdeki bir aile eğlencesi idi. Bu kelime, parodi, karikatür gibi bir anlama geliyordu. Bu müzikal gösteri türü; danslarıyla ve göz alıcı, abartılı kostümleriyle popüler oldu. Bu şovlar daha çok parodi şeklindeydi ve zamanın ünlü insanlarıyla alay etmek amacıyla yapılırdı. 19. ve 20. yüzyılda da Amerika’da popülerdi.

Müzikal Tiyatro deyince aklımıza gelen modern müzikal anlayışı ise 1800’lerin sonlarında ortaya çıktı. “Müzikal Tiyatro”nun ortaya çıkışını bir sonraki yazımızda ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. O zamana kadar hoşçakalın!

Leave a Reply

1 comment

  1. Anonim

    Müzikal Tarihine Yolculuk yazınız çok güzel ve aydınlatıcı. Çok şey öğrendim. Tebrikler 👍👏

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu