2002.2007.2011 Genel Seçimleri Adalet ve Kalkınma Partisi haricindeki tüm partiler için hüsran seçimleri olmuştur. Ana muhalefet partisi CHP her ne kadar oylarını yükseltse de, iktidar partisinin aldığı oyun yarısını alabilmiştir.2011 Seçimlerinden sonra Ak Parti’nin milletvekili sayısının düşmesi ve Chp’nin milletvekili sayısının yükselmesi kimseyi yanıltmasın. Çünkü CHP zaten muhalefet yapamıyor.10 yıldır iktidarda olup hala oylarını yükseltebilen bir iktidar varsa, o ülkede muhalefet iyi çalışmıyordur. Her seçimden sonra millete ”Bidon kafa, göbek kaşıyan, uykucu, koyun” gibi yakıştırmalar yapan bir zihniyet ancak iktidarın işini kolaylaştırabilir. Bu ülkede başbakan olan devlet adamlarına baktığınızda, %100’ünün ‘Millet’ diyerek söze başladığını görürsünüz. İktidara sahip olan bu devlet adamlarının %90’ı 1946 ruhunu temsil ettiği için başarılı olmuşlardır. Milletle 1946 yılının arasındaki bağ büyüktür. En solcu insanlar bile kabul eder ki, İnönü dönemi Türkiye için baskı dolu, karanlık yıllardır. Atatürk’ün vefatından sonra CHP başkalaşmış, Atatürk’ün izleri silinmeye başlanmıştır. Atatürk resimleri para ve pullardan, heykelleri Dolmabahçe’den kaldırılmış, Atatürk’ün ”Millet” anlayışının yerine İnönü’nün ”Devlet” anlayışı topluma yansıtılmıştır. İnönü milli kahramanımızdır. Ancak Atatürk’ten sonra beklentileri karşılayamamış, hatalar da yapmıştır. Aslında Chplilerin çoğu bunları bilmez, Ezanın Türkçeden Arapçaya çevrilmesini eleştirirler ama bu durum mecliste Chplilerin de oyuyla kabul edilmiştir.Atatürk’ü koruma kanununu DP çıkarmıştır.Anıtkabir’i Adnan Menderes yaptırmıştır.Bütün bunlar tek bir şeyin göstergesidir.. İktidara gelen partiler Milletin tüm değerlerini bir arada tutup dengeyi sağlayabilmişken, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisi CHP, siyasetteki dengeyi sağlayamamış ve milletle ters düşmüştür. 1950’de göreve gelen DP iktidarı hem Ezanı Arapçaya çevirmiş hem de Atatürk’ü koruma kanunu çıkarmıştır ve böylece bir denge sağlanmıştır. Chp ise her seçime ‘Halkın iktidarını kuracağız’ diyerek başlamış, her seçim sonu halka ‘koyun’ yakıştırması yapmıştır. Durum 1950lerde nasılsa şimdi de öyledir. Chp bu yüzden kaybetmektedir, rakipleri bu yüzden kazanmaktadır. Bugün de hatayı kendilerinde aramak yerine halkı uyumakla suçlamakta bulmuşlardır. Milletler kadın gibidir, bir kadını ne kadar över, onu mutlu etmeye çalışırsanız o kadar karşılık alırsınız. Demokrasi tarihimizin başından beri bunu yapan siyasi oluşumlar başarılı olmuş, yapmayan siyasi oluşumlar kaybetmeye mahkûm olmuşlardır. Geçmişten geleceğe doğru bir hat çizildiğinde, muhalefetin alması gereken büyük dersler vardır. Cumhuriyet Halk Partisi gerçekten iktidar olmak istiyorsa önce bütün özgürlüklere kapısını açmalı, daha sonra da politika tarzını değiştirmelidir. Bülent Ecevit buna çok uğraşmış, başarılı olmuştur. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişmeyen iklimi Ecevit’i partiden ayrılıp DSP’yi kurmaya yöneltmiştir. Dünya’da ‘Demokrasi’ naraları atılırken, Demokrasiden başka yollarda ilerlemek hatadır. Başarılı olmak isteyen siyasi gruplar, özgürlük ve demokrasiyi temel ilke edinmelidir. Unutulmamalıdır ki demokrasinin olmadığı yerde cumhuriyet de olmaz. Muhalefet şekli de çok önemlidir. Eğer amacınız üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olursa millet size inanmaz. Gerçekten yediğiniz üzümlerin kalitesiz olduğunu düşünüyorsanız ve hakkınızı arıyorsanız millet bunu görür, hakkınızı alırsınız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hataları icraatlarından büyüktür ancak muhalefetin hataları daha büyüktür. Muhalefetin yetersiz olması, iktidar partisinin gücüne güç katmaktadır. Uykuda olan Millet değildir, Koyun olan Millet değildir, Aptal olan Millet değildir, Suçlu Millet değildir. Tüm suç muhalefettedir. Suç, parolayı bilmemektir, Parola ‘Millet’tir.

Leave a Reply