Japon İşgali Altında Kore-5: Comfort Women-2: Hukuki ve Siyasi Gelişmeler

Bir önceki yazıda, yaklaşık %80’i Koreli olan çok sayıda Asyalı kadının iş vaadiyle kandırılarak ya da kaçırılarak Japon ordusu tarafından kurulan ve işletilen genelevlerde tutulduğundan bahsedilmişti. Japon ordusu tarafından ‘Rahatlama Merkezi’ olarak adlandırılan genelevlerde alıkonulan kadınlara ‘Comfort Women’ deniliyor, bu kadınlar Japon askerleri tarafından ve ordunun onayı dahilinde tecavüze uğruyordu.

Japon ordusunun desteklediği bu uygulama sonucunda hayatları yerle bir olan kadınlar yıllar boyunca yaşadıklarını anlatmamayı tercih etti. Ancak 1991 yılında Kim Hak-Sun tarafından bu sessizlik bozulacak, kadınlar konuşmanın tüm zorluğuna rağmen yaşadıklarını kamuoyu ile paylaşmayı tercih edecekti. 1991 yılından sonra Comfort Women adıyla anılan Asyalı kadınlar acılarını paylaştı ama esas istedikleri onlara hayatlarının en zor dönemlerini yaşatan kişilerin yaptıklarının karşılığını bulması, onlara yaşattıklarının cezasını çekmesiydi. İşte tam da bu sebeple adalet arayışı içinde çok sayıda ‘Comfort Women’ Japonya’ya karşı dava açtı. Ancak bu yazı dizisi Kore’nin Japon İşgali altında bulunduğu dönem hakkında olduğu için sadece Koreli mağdur kadınlar tarafından açılan davalar ve onlar etrafında gelişen hukuki süreç ele alınacaktır.

Davacıların talepleri genel olarak Japon Hükümeti tarafından resmi bir şekilde özür dilenmesi ve tazminat ödenmesi, genelevlerin kurulması ve kadınların cinsel özgürlükleri ellerinden alınmak suretiyle köleleştirilmesinin doğrudan Japon ordusunun bir uygulaması olduğunun kabul edilmesi ve Japon tarih kitaplarının gerçeklere uygun şekilde değiştirilmesiydi.

Ancak Japonya, 1992 yılına dek kadınların Japon ordusuna gönüllü olarak katılmış olduklarını; dolayısıyla Japon ordusu tarafından zorla alıkonulma, köleleştime gibi uygulamaların meydana gelmiş olamayacağını savundu. Çünkü Japon ordusuna kadınların katılımı 1942 yılına kadar gönüllük esasına dayalıydı ve resmi olarak askerlik yapan kadın bulunmamaktaydı. Japonya da bu durumu belirterek comfort women adıyla anılan kadınların, Japon ordusunda gönüllü olarak yer aldıklarını iddia ediyordu.

Japonya’nın yıllar boyunca uyguladığı bu inkar politikası, 1992 yılında  Japon tarihçi Profesör Yoshimi Yoshiaki’nin ortaya çıkardığı resmi belgeler ile sona erdi. Bu gelişmenin ardından Japonya, savaş hattı boyunca Japon ordusu tarafından yönetilen genelevlerin ve seks kölelerinin varlığını kabul etti. Bu kabullenişi Başbakan Yohei Kono’nun ‘Kono Açıklaması’ takip etti. 1993 yılında yayımlanan Kono Açıklaması ile Japon ordusu tarafından kurulan ve kontrol edilen genelevlerde çok sayıda Asyalı kadının rızası dışında tutulduğu ve cinsel birlikteliğe zorlandığı kabul edildi.

Yine 1993 yılında Güney Kore başkanı Kim Young Sam, Japonya’dan comfort women için bir tazminat talep etmediklerini sadece konunun araştırılmasını ve mağdurlardan özür dilenmesini isteklerini açıkladı. Bu adımın üzerine Japonya, genelevlerde çalışan kadınların zorla alıkonularak çalıştırıldıklarını ve bu uygulamayla uluslararası hukukun ihlal edilmiş olduğunu kabul etti.

Koreli bir kadın tarafından Japonya karşı ilk dava, 1992 yılında Kore’nin Busan şehrinde yaşayan savaş köleleri tarafından Japon mahkemelerinde açıldı. Davada Japonların köleliği yasaklayan uluslararası hukuk hükümlerini ihlal ettiğini savunuldu. Koreli kadınlar da yaşadıkları sebebiyle Japon hükümetinden tazminat talebinde bulundular. Mahkeme, kadınların tazminat talebini kabul etti ancak hükmedilen tazminat miktarı kadınlar tarafından ‘yaşadıkları karşısında bir hakaret’ olarak nitelendirildiği ve tazminatın kabul edilmesi kararı Japon hükümeti tarafından yayımlanacak resmi bir özrü kapsamadığı gerekçesiyle temyiz merciine götürüldü. Daha iyi bir sonuç alınması umuduyla başvurulan temyiz makamı Hiroshima Yüksek Mahkemesi, alt mahkemenin kararını bozdu. Hiroshima Yüksek Mahkemesi, Japonya’nın bahsedilen uluslararası hukuk kuralını uygulamak zorunda olmadığını söyledi. Ardından dava Japon Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüyse de Mahkeme davayı reddetti.

Bu davanın ardından 1993 yılında Tokyo mahkemesinde yine bir dava açıldı. Davayı açmış olan Song Shin Do da diğer Koreli kadınlar gibi Japonya tarafından resmi bir özür dilenmesini isteyerek ve tazminat ödenmesi talebinde bulundu. Tokyo Mahkemesi açılan davayı uygulamada bulunan hukuka göre, bir gerçek kişinin tazminat talebiyle bir ülkeye karşı dava açamayacağını söyleyerek reddetti. Davacıların temyiz istemiyle başvurdukları Tokyo Yüksek Mahkemesi ve başvurdukları Japon Anayasa Mahkemesi de davayı görmeyi reddetti.

Başka bir önemli dava da içlerinde Japon ordusu tarafından zorla tecavüze uğradığını kamuoyu ile paylaşan ilk ‘comfort women’ Kim Hak-Soon’un da bulunduğu Koreli Mağdurlar Derneği (Korean Victims Association) tarafından Tokyo Mahkemesi’nde yine Japon Hükümeti’ne karşı açıldı. Koreli Mağdurlar Derneği, Japon İmparatorluğu’nun 2. Dünya Savaşı sırasında insan haklarını ihlal ettiğini iddia ediyordu. Ancak Tokyo Mahkemesi tazminat meselesinin 1965 yılında Kore ve Japonya arasında imzalanmış olan anlaşma ile çözüldüğünü söyledi. Tokyo Mahkemesi 1965 yılında imzalanan anlaşmayı göstererek tazminat talebini reddedince davacılar, temyiz isteğiyle Tokyo Yüksek Mahkemesine başvurdu.Tokyo Yüksek Mahkemesi ise Japon Ceza Kanunu’na göre cezası idam olan suçlar için 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu belirterek tazminat talebini reddetti. Japon Anayasa Mahkemesi de Tokyo Yüksek Mahkemesi’nin bu kararına katıldığını belirtti. 

Yukarıda bahsedilen 1965 tarihli Kore- Japon anlaşması, mağdur kadınlar yaşadıkları sebebiyle her tazminat talebinde bulunduğunda karşılarına çıkan önemli bir engel. Bu yüzden anlaşmanın neleri kapsadığını, neden tazminat talebi karşısında öne sürüldüğünü anlamak önem teşkil ediyor. 1965 yılında imzalanmış olan anlaşmaya göre Japon İmparatorluğu ve Kore arasında, Kore’nin resmen işgal edildiği tarih olan 22 Ağustos 1910’a kadar yapılmış her anlaşma geçersiz sayıldı. Ayrıca Japonya, Kore’ye geçmişte yaşananlar sebebiyle tazminat meselesini tamamen halletmek ve iki ülke arasında ekonomik işbirliği sağlamak için maddi yardımda bulundu. Kore halkı bu anlaşmaya tepki göstermiş olsa dahi dönemin Güney Kore Park Chung-Hee sıkıyönetim ilan ederek halkın tepkisine son verdi.

Fakat anlaşmanın imzalanmış olduğu 1965 yılında ‘comfort women’ konusu hakkında konuşmuş ya da yaşadıklarını paylaşmış hiçbir Koreli mağdur yoktu. Dolayısıyla 1965 yılında imzalanan anlaşmada Koreli kadınlara ödenecek tazminat ile igili bir hüküm bulunmuyordu.

Yukarıda anlatılan farklı dava örneklerinden de anlaşılabileceği üzere, Japon mahkemeleri, farklı sebepler belirtilmiş olsa dahi,  düzenli bir şekilde tazminat ve özür taleplerini reddetti. Bu yüzden Asyalı kadınların alıkonulması, tecavüze uğraması ve köleleştirilmesi Japon iç hukuku ile çözülebilir mevzu değil.

Ancak Japon Anayasası’na göre Japonya, kurallarına göre iç hukuka aktarılmış her uluslararası anlaşmayla bağlı olduğunu belirtmektedir. Bu yüzden Japon mahkemeleri, ‘comfort women’ konusu söz konusu olduğunda 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek ulusal hukuki yolların kapandığını söylese de uluslararası hukuku uygulayarak soruna bir çözüm bulmalıdır.

Her ne kadar uygulamanın bu yönde olması gerekse de cinsel köleler olarak kullanılmış olan kadınlar Japon mahkemelerinde açmış oldukları davalarda istedikleri sonucu alamadılar. Bu sebeple köleliği yasaklayan uluslararası hukuk kurallara aykırılık, insan haklarının ihlali gibi sebeplerle benzer bir dava da ABD’de açıldı.

2000 yılında, Japon askerileri tarafından tecavüze uğramış 15 kadın Amerika Birleşik Devletleri’nde Japonya’ya dava açarak insan kaçakçılığı mağduru olduklarını, tecavüz ve işkenceye maruz kaldıklarını belirttiler. Japonya’da açılmış olan davalar gibi yine resmi bir şekilde özür dilenmesini istiyor, tazminat talebinde bulunuyorlardı. Açılan bu dava karşısında Japon Hükümeti, Amerikan mahkemelerinin davayı görmek için yargı yetkisinin bulunmadığını söyledi. Ayrıca Japonya’nın  “Foreign Sovereign Immunities Act (FSIA)” sebebiyle yabancı bir devlet olarak Amerikan mahkemelerinde yargılanmaya karşı bağışıklığı bulunduğunu belirtti. Hem ilk derece mahkemesi hem de temyiz merci Japonya’nın iddialarını kabul ederek  Japonya’nın bu davada yargılanmak için bağımsızlığı bulunduğunu söyledi.

İşte tüm bu anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere, Japon ordusu tarafından tecavüze uğramış Koreli kadınlar; Japonya, Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nde dava açmış olsalar dahi yıllardır süren mücadelelerinde umdukları sonuca ulaşamadılar.

Bu durum dikkate alındığında akla ilk gelen soru, “Neden uluslararası mahkemelere başvurmuyorlar?” olabilir. Fakat uluslararası mahkemelere başvurulabilmesi için devletlerin başvurusu ve yargılanma rızası gerekmektedir. Örneğin Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 34. maddesine göre, Uluslararası Adalet Divanı’na gidilebilmesi için tarafların devletler olması gerekiyor. Bu yüzden Japon askerleri tarafından zorla genelevlerde tutulan ve tecavüze uğrayan kadınların yaşadıkları sebebiyle Uluslararası Adalet Divanı’na başvuran taraf Kore Cumhuriyeti olmalı. Ayrıca Japonya’nın Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nü imzalarken anlaşmanın imzalanmasından önce gerçekleşen herhangi bir olay sebebiyle yargılanmayacağını belirtmiştir. Japonya, statüyü 2. Dünya Savaşı sona erdikten sonra imzaladığı için 2. Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde- örneğin Kore’nin kolonileştirildiği dönemde- yaptıkları nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanamamaktadır.

Koreli kadınlar tarafından açılan davalara ek olarak mağdur olan kadınların adalete kavuşması amacıyla hayata geçirilmiş çeşitli çalışmalar da var. Asyalı Kadınlar Derneği’nin kurulması, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği’nin konu hakkındaki kararları ve son olarak ABD Temsilciler Meclisi’nin 121 numaralı kararı bu çalışmalara örnek olarak incelenebilir.

Asyalı Kadınlar Derneği:

Asyalı Kadınlar Derneği (Asian Women’s Fund) doğrudan Japon hükümeti tarafından 1995 yılında kurulmuş bir dernek. Asyalı Kadınlar Derneği, geçmişte comfort women olarak yaşamak zorunda kalmış kadınlara maddi tazminat ödemek, geçmişte yaşanmış olayların günümüzde doğru bir şekilde anlatılmasını ve bilinmesini sağlamak, hayatta kalan kadınlara yardımda bulunmak ve kadına karşı şiddet farkındalığı uyandırmak için eğitici programlar düzenlemek amacıyla kurulmuş.

Her ne kadar bu amaçlarla kurulmuş olsa da Asyalı Kadınlar Derneği, ‘Comfort Women’ tarafından olumlu karşılanmadı. Çünkü kadınlara ödenecek tazminatın büyük bir kısmı Japon hükümeti tarafından değil derneğe yapılan yardımlardan sağlanıyordu. Kadınlar Japonya’nın bu derneği açma konusunda samimi olmadığını düşünüyorlardı. Hayatlarının bir bölümünü köleleştirilmiş bir şekilde geçiren bu kadınlar Japonya’dan sadece tazminat değil talep etmiyor ayrıca resmi bir özür dilenmesini ve Japon hükümetinin sorumluluğunun  kabul edilmesini istiyordu (Ladino 343).

Eskiden bir Comfort women olan Kim Soo-Ja da Asyalı Kadınlar Derneği’ne (Asian Women’s Fund)  karşı olan tutumunu şöyle açıklıyor: “İçten bir özür dilenmesi, sadece maddi tazminat ödenmesinden daha önemli. Ben para karşılığında alınıp satılabilecek bir eşya değilim. Bana bütün Japonya’yı verseler hayatım boyunca çektiğim acıları telafi edemezler. Ben hiç bir zaman Asyalı Kadınlar Derneği’nden para kabul etmeyeceğim. Japon hükümeti içten bir şekilde özür dilemeli ve  kendisi tazminat ödemelidir.” Çok sayıda Comfort Women Kim’e katıldığını kanıtlar bir şekilde Asyalı Kadınlar Derneği tarafından ödenen tazminatları sadece 9 kadın kabul etti (Ladino 344).

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği’nin Comfort Women ile İlgili Kararı:

1992 yılında Japon Ordusu Tarafından Askeri Cinsel Köleliğe Zorlanan Kadınlar İçin Kore Konseyi (KCWS), BM İnsan Hakları Komiserliği’ne Japonya tarafından Koreli kadınlara karşı işlenmiş savaş suçlarının araştırılması konusunda yardım talep eden bir dilekçe sundu. İnsan Hakları Komiserliği konuyu 1996 yılında gündeme aldı. Bunun sonucunda İnsan Hakları Komiserliği çeşitli talepler yayımladı. Japonya’nın; hukuki sorumluluk alması, Asyalı kadınların genelevlerde zorla tutularak köleleştirilmesinde sorumluluğu bulunanları tespit ederek cezalandırması, hayatta kalan mağdurlara yazılı bir şekilde özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiği kabul edildi. Ayrıca bu talepler arasında Japonya’nın tarih kitaplarında yazan ve öğrencilere öğretilen bilgilerin tarihi gerçekliğe uyacak şekilde değiştirmesi gerektiği de yer alıyordu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği’nin (UNHCR) bu talepleri yayımlaması Koreli kadınların aradığı adalete ulaşması için atılmış önemli bir adımdı. Ancak taleplerin yayımlanmasının ardından daha somut bir adım atılmadı. Ayrıca Birleşmiş Milletler daha sonra da bu konuyu çok kere tartıştı ve gündemine getirdi. Ancak Japonya’nın comfort women konusundaki tutumu değişmedi.

121 Numaralı Temsilciler Meclisi Kararı (House of Represantatives Resolution 121):

Karar taslağı, Japon kökenli bir Amerikan olan Michael Honda tarafından meclise sunuldu ve 121 numaralı Temsilciler Meclisi Kararı 30 Temmuz 2007 tarihinde kabul edildi. Bu kararda da tıpkı BM İnsan Hakları Komiserliği kararı gibi Japonya’nın yerine getirmesi gerektiği düşünülen talepler yer alıyordu. Böylece Japonya’nın Japon ordusunun kadınları cinsel köleler haline getirildiğinin kabul edilerek sorumluluk alınması gerektiği söylendi. Ayrıca tarih kitapların yer alan bilgilerin gerçeklere uygun hale getirilmesi, Japonya’nın daha önce Japon İmparatorluğu tarafından comfort women uygulaması olmadığın iddiaların yanlış olduğunun kabul edilmesi talep edildi. Kararda yer alan en önemli talep ise doğrudan Japonya başbakanının mağdurlardan özür dilemesi gerektiğiydi (Ladino 346)

Temsilciler Meclisi’nin bu karar tasarısını ABD’nin Uzak Doğu’daki dostu Japoya tarafından olumlu karşılanmadı. Kararın Temsilciler Meclisi’nden geçmemesi için çeşitli çalışmalar başlatıldı. Hatta Japon kökenli bir Amerikan olan ve tasarıyı meclise sunan Michael Honda, Çin ajanı olmak ve suçlandı. Ancak Honda amacının Japonya’yı ABD’de aşağılamak değil hayatta kalan az sayıda mağdurun adalete kavuşmasını sağlamak olduğunu söyledi. Ayrıca Honda daha önce Japon başbakanlar tarafından sadece dile getirilmiş özürlerin resmi bir özür niteliği taşımadığını belirtiyordu. Gerçekten de daha önce Yohei Kono gibi bazı Japon başbakanlar tarafından comfort women meselesi gündeme alınmış ve başbakanlar özür dilediklerini belirtmiş olsalar dahi bunların hiçbiri Japon Hükümeti tarafından yayımlanan resmi bir özür niteliğine sahip değildi.

Kadınlar Japonya Başbakanı Shinzo Abe’ye tecavüze uğradıklarını anlatmaya çalışıyor

ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği 121 numaralı karara karşı  Japonya başbakanı Shinzo Abe, Japonya’nın resmi özür dilenmesi gerektiği yönündeki bu karara uymayacaklarını belirtti. Böylece 121 sayılı karar Japonya’nın tutumunda bir değişikliğe sebep olmadı.

Peki, uluslararası boyutlarda da bu kadar dikkat çeken ‘Comfort Women’ konusu ve Japonya’ın tutumu neden bu kadar önemli? Comfort Women konusu yani Asya’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan kadınların, doğrudan Japon İmparatorluğu ordusu tarafından kurulmuş genelevlerde zorla tutulması ve cinsel köleler halinde getirilmesi, örneğin bir grup askerin belirli bölgede yaşayan kadınlara tecavüz etmelerinden farklı bir durum teşkil ediyor. Bu, bir ülkenin doğrudan onayı dahilinde gerçekleşen ve uluslararası hukukun ihlali teşkil eden bir uygulama. Bu yüzden ‘Comfort Women’ uygulamasın gerçekleşmesinde doğrudan etkisi olan Japonya’nın gerekli adımları atması, yaşananları ve sorumluluğunu kabul ederek mağdurlardan özür dilemesi gerekiyor. Çünkü hayatlarının tamamı ‘Rahatlama Merkezleri’nde (Comfort Stations) yaşadıkları sonucunda mahvolan mağdur kadınlar; yıllardır aradıkları adalete, ve belki bir miktar huzura,  ancak bu şekilde kavuşabilecekler.

Kaynakça:

Carmen M. Argibay,Sexual Slavery and the Comfort Women of World War II, 21 BerkeleyJ. Int’lLaw. 375 (2003). Available at: http://scholarship.law.berkeley.edu/bjil/vol21/iss2/6

Ethan Hee-Seok Shin, The Comfort Women Reparation Movement: Between Universal Women’s Human Right and Particular Anti-Colonial Nationalism, 28 Fla. J. Int’l L. 87  (2016) 

James Ladino, Ianfu: No Comment Yet for Korean Comfort Women and the Impact of House Resolution 121, 15 Cardozo J.L. & Gender 333  (2009)  

Howard, Keith. True Stories of the Korean Comfort Women: Testimonies Compiled by the Korean Council for Women Drafted for Military Sexual Slavery by Japan and the Research Association on the Women Drafted for Military Sexual Slavery by Japan. Cassell, 1995.

Timothy Tree, International Law: A Solution or a Hinderance towards Resolving the Asian Comfort Women Controversy, 5 UCLA J. Int’l L. & Foreign Aff. 461 (2000)  

Maki Arakawa, A New Forum for Comfort Women: Fighting Japan in United States Federal Court, 16 Berkeley Women’s L.J. 174  (2001) 

Görsel Kaynakça:

Silence Broken: Korean Comfort Women
https://www.huffingtonpost.com/rep-jane-harman/comfort-women-deal-japan-korea_b_8916886.html
https://justiceforcomfortwomen.org/tag/comfort-women-statue/

Leave a Reply

1 comment

  1. Sıla Öz

    Bu konuya dikkat çektiğiniz ve bizleri aydınlattığınız için çok teşekkür ediyorum, konunun gündemde yer bulamaması ne kadar acı olmalı o kadınlar için…

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu