Irak’ta Seçim (1) – Öncesi ve Aktörler

“Seçim sonuçları eğer ülkenin kurtuluşunu sağlamaz, siyasi sahne üzerindeki baskıyı, dışlamayı azaltmaz, iktidarın muhalefeti marjinalleştirmesinin önüne geçmez, Irak halkının meşru talepleri doğrultusunda işletilmezse, bu seçim sadece teröristlere yarar.” [Iyad Allavi/Iraklı Sünni Siyasetçi]

Men gesture with their ink-stained fingers after casting their ballots during voting for Iraqi parliamentary election, in Najaf, south of Baghdad

Irak halkı, Amerikan güçlerinin 18 Aralık 2011’de çekilmesinden sonraki ilk parlamento seçimlerinin atmosferine geçtiğimiz hafta itibariyle girmiş bulunuyor. 21 milyon 400 bin seçmen bulunan ülkede, 12 milyon 101 bin oy kullanıldı. Ülkenin siyasi sahnesinde 36 koalisyon ve 71 siyasi grubun oluşturduğu 107 listeden 9 bin aday, 328 sandalye için yarıştı. Seçimlerin nihai sonucunun ise birkaç hafta sonra açıklanması bekleniyor.

Her ne kadar  katılım oranı (%60) tarihinin en düşük seviyelerinde olsa da, bu seçimler Irak istikrarını derinden etkileyecek mahiyette bir önem taşıyor. Sorulması gereken soru ise, Irak sokaklarının Birleşik Devletler gölgesinden kısmen kurtulduğu ve demokratik olarak kendini yönetenleri seçebilme imkânı bulduğu böylesine kritik bir seçime olan ilgisizliğin sebebi nedir? Görünen o ki, bu soruyu cevaplandırabilmek, Irak siyasi aktörlerinin serencamını ve Irak vatandaşlarının beklentilerini doğru yorumlayabilmeye vabestedir.

iraqi-government-plant-bombs.si

Irak’ta yaşanan intihar saldırıları, Suriye’deki istikrarsızlıkla birlikte artmış durumda.

Irak seçimlerini gölgeleyen ilk sebep artan şiddet olayları. Kerkük’teki 9 patlama, Musul’daki 6 intihar saldırısının son anda önlenmesi ve Anbar şehrinde devam eden IŞİD saldırıları seçimi şimdiden kana bulamış durumda. Nisan ayındaki saldırılarda toplam 750 Iraklı hayatını kaybetti. Bu atmosfer, seçimden sonraki dönemin nasıl geçebileceği ile ilgili de ipuçları taşıması itibariyle, seçimi kazanan hükümet için de başlıca problem olma özelliğini koruyor.

Diğer sebep ise hala Irak’ın bütününü kucaklayan ve etnik-mezhepsel kalıplardan arındırılmış bir siyasi parti ve koalisyonun bulunmayışı. Kuzeyinde Kürtlerin, merkezi coğrafyasında Sünnilerin ve güneyinde Şiilerin demografik üstünlüğü, bu partinin oluşmasını engelleyen başlıca sebep. Nuri El Maliki‘nin bütün siyasi aktörleri ve etnik grupları baskı altında tutmaya çalışması, mevcut hükümetin meşruiyetinin sorgulanmasına sebebiyet verse de alternatif güçlü muhaliflerin parçalanmışlığı, vatandaşların seçimde oy kullanmayarak tepki göstermesine sebep olmuş durumda.

Tüm bu sebeplerin ışığı altında Irak seçimleri, Sünni-Şii ve Arap-Türkmen-Kürt arasındaki kutuplaşmalar ve geçici mutualist ilişkiler ikliminde devam ediyor. Sonuçlar açıklanmadan önce, mevcut siyasi blokları tanımanın seçim sonrasındeki atmosferi yorumlamayı kolaylaştıracaktır.

Şİİ KOALİSYONLAR

şii

Irak nüfusunun %62’sini oluşturan Şiiler, mevcut devlet politikasını yönlendiren etnik grup. Nuri el Maliki’nin İslami Dava Partisi’yle 2010 seçimlerinde 89 milletvekili kazanarak 2. parti olmuşlar ve 9 ay süren tartışmaların ardından bazı Kürt ve Sünni partilerin desteğiyle koalisyon hükümetini kurmuşlardı.

Parlamento seçimleri, Maliki’nin giderek otoriterleştiği, ancak karşısında durabilecek herhangi muhalif partinin bulunmadığı bir zaman diliminde yapılıyor. Amerika Irak’tan ayrıldıktan sonra giderek baskıyı artıran ve toplumun kutuplaşmasına sebebiyet verdiği yönünde iddialara  muhatap olan Maliki, 2012’deki güven oylamasından da kıl payı kurtulmuştu. Dahası 2013 yerel seçimlerinde Maliki taraftarları %22 oy alarak, %6’lık bir oy kaybıyla yüzleşmişlerdi.

Aynı cephedeki muhaliflerin ise bu seçimde esamelerinin dahi okunmadığını söylemek mümkün. Bunda Maliki’nin, diğer siyasi partilerin radikalleştiği yönündeki telkinleriyle seçmenleri kendi tarafına çekmeye çalışmasının büyük önemi olduğu iddia ediliyor. Kürtlerin uzun süre destek verdiği en güçlü Şii muhalif Mukteda Es-Sadr, 16 Şubat’ta siyasi, kültürel ve sosyal alanda yurt içi ve yurt dışında faaliyet gösteren bütün ofislerin kapatılmasını isteyerek kendisinin ve hareketinin siyasi hayattan çekileceğini açıklamıştı. Sadr eksenli politika yürüten Ammar Hekim‘in ise Sadr’ın yerini doldurabilecek donanımda görülmemesi, Kürtlerin oylarının Şii partiler arasında dağılmasına veya Kürt muhalif eksenine kaymasına sebebiyet verebileceği tahmin ediliyor.

SÜNNİ KOALİSYONLAR

sünni

Sünni koalisyonun en güçlü temsilciliğini Irak Meclis Başkanlığı görevini de yürüten Usame Nuceyfi üstlenmiş durumda. İçerisinde Türkmenlerin de bulunduğu 13 siyasi partinin kolalisyonunu yönetmekte olan Nuceyfi, Maliki’yi en sert şekilde eleştiren liderlerin de başında geliyor. Nuceyfi, Anbar şehrinde Sünnilere uygulanan şiddetin ve 40 binden fazla insanın Kuzey Irak’a göç etmesinin müsebbibini Maliki yönetimi olarak göstermişti. İran ile olan dirsek teması ve terörü Irak içerisine çeken Suriye politikası Sünni bloğun hükümeti tenkit ettiği konuların başında geliyor.

Irak’ta Saddam’dan sonraki ilk başbakan olan Iyad Allavi ise bir önceki parlamento seçimlerini 91 milletvekili kazanarak lider tamamlamıştı. Ancak Maliki ile koalisyon kuramaması onun yalnız kalmasına ve hükümeti oluşturamamasına sebep oldu. Bu seçimlerde ise Allavi soluk bir portre çiziyor. Kürtlerle hasım olmaktan öteye geçemeyeceklerini belirten Allavi’ye, Türkmenlerin desteği ise yetersiz kalacağa benziyor. Çoğunlukla yurt dışında yaşıyor olması da onun Irak siyasi nabzını yakından takip etmesini engelliyor.

KÜRTLER

KÜRTLER

Kuzey Irak Kürt yönetimi için ise sular giderek ısınmaya devam ediyor. Merkezi yönetimle yaşanan petrol krizi ile kamu çalışanları ve peşmergelerin maaşlarının kesilmesi Barzani ve Maliki yönetimi arasında soğuk rüzgarlar esmesine sebebiyet veriyor. Bu gerilim söylemlere de yansımış durumda. Nitekim Barzani’nin “bağımsız Kürt devleti” istemi ve “seçimlerde değişiklik olmaması halinde, sorunlara muhatab olunmayacağı” açıklaması ipleri kopma noktasına getirmiş durumda.

Cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren Celal Talabani ise son dönemde ciddi sağlık problemleri yaşıyor. 1,5 yıldır görüntülenemeyen Talabani, 27 Nisan’da uzun zamanın ardından kameraların karşısına çıkarak oy kullanmıştı. Cumhurbaşkanlığı süresi sona erecek olan Talabani’nin yerine, seçimlerden sonra bir diğer Kürt siyasetçi Necmettin Kerim‘in geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

TÜRKMENLER

Irak’ta azınlık olarak tanımlanabilecek grup ise Türkmenler. 2010 seçimlerinde Türk Dış Politikası’nın da yoğun desteğiyle Irak genelinde 5 milletvekili çıkarmışlar ve kendilerini Irak siyasetine dahil etmeyi başarmışlardır. Ancak Irak Türkmen Cephesi, Türkmenler’in desteğini tam anlamıyla alabilmiş değil.

Türkmen siyasetçilerin de en çok dile getirdikleri mesele tüm Türkmen oylarının birleşmesi. Özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük’teki Kürt yönetiminin Türkmen dilini resmi dil olarak tanıması bazı bölgelerde Türkmen oylarını Kürtlere kaydırıyor. Irak Türkmen Cephesi’nin başarılı olması için etnik siyaseti bırakması gerektiği dile getiriliyor. Kürtlere karşı dışlayıcı tutum siyaseti, Irak gibi kaotik bir coğrafyada bu cephenin oylarını daha fazla artırmayacaktır. Nitekim Süleymaniye gibi Türkmen bölgelerindeki şiddet olaylarının sona ermesi, bu cephenin kendisini Irak siyasetinde hissettirebilmesiyle doğrudan ilişkili.

Tüm bu siyasi aktörlerin yarıştığı 2014 Irak parlamento seçimleri sonuçları, ülkenin etnik ve dini yapısından kaynaklanan siyasi bölünmüşlüğü ve bir asra yaklaşan istikrar ve huzur özlemini sona erdirmesi temennnisiyle açıklanması bekleniyor. Seçimden sonraki muhtemel Irak iç politikası üzerine yorumları ise diğer başlığa saklayalım.

Not: İllustrasyonlar Al Jazeera’den alınmıştır.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu