Gavura Kızıp Oruç Bozmak?

HOMELAND SECURITY

 

TBMM Başkanlığı’na sunulan Yeni Yargı Paketi’ndeki ”makul şüphe” ve ”iletişimin tespiti” gibi düzenlemelerin benzeri uygulamalar Avrupa ülkelerinde de bulunuyor. Buna göre, teklifle CMK’nın “şüpheli veya sanıkla ilgili arama” maddesinde yapılan değişiklikle; “yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa, şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir” ifadesindeki “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi, “makul” olarak değiştiriliyor. (AA)

Anadolu Ajansı’nda yayınlanan haberin iddiasına göre benzer uygulamaları birçok Avrupa ülkesinde de görmek mümkün. Öte yandan, yıllardır Ak Parti’ye muhalifliğiyle bilinen Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerinde ve çiçeği burnunda muhalefet diyebileceğimiz Zaman Gazetesi’nde, yapılacak değişiklikler temel hak ve hürriyetler açısından, demokrasi açısından sakıncalı olduğuna dair haberlere, uzman görüşlerine rastlamak mümkün. Toplumda ise kimilerine göre gösteri yapan herkes terörist olduğu için “bu insanlara ne yapılırsa yapılsın mübahtır” anlayışı baş gösterirken kimilerine göre ise sokakta polislerin dolaşıyor olması bile başlı başına kitleleri kışkırtan ve olayların çıkmasına doğrudan sebep olan faktör.

Doğrusu bu iki görüşü de benimsemek taraftarı değilim; hatta yeni düzenlemelerin üzerinde konuşacak kadar bilgi birikimine sahip olduğumu da düşünmüyorum. Bence asıl üzerinde durulması gereken nokta, güvenlik ve özgürlük denklemidir. 1982 Anayasası’yla birlikte zemini hazırlanmış olan ve özellikle 90’lı yıllarda paradigma haline gelmiş olan güvenlik devleti fikrine geri dönülmemesi; güvenlik bahanesiyle oluşturulan kısır antidemokratik döngülere girilmemesi, demokratik hak ve özgürlüklerin ikincilleştirilmemesi gerektiğini vurgulamak gerekiyor.

Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Avrupa müktesebatıyla uyum doğrultusunda demokratikleşme adına (fakat sadece Avrupa Birliği için değil) önemli adımlar atıldı. Teknik olarak 82 Anayasası’nda yapılan değişikliklerin ötesinde, yıllarca kurtulamadığımız askeri vesayetten kurtulma adına ciddi yol katedildiğini söylemek mümkün. Diğer yandan son zamanlara kadar meşruiyeti sürekli sorgulanan ve Meclis’te 1 yıldan fazla aynı isimle kalması pek de muhtemel olmayan Kürt Hareketi partileri artık muhatap alınır hale gelmiş; çözüm süreci birçok muğlak noktayla da olsa başlamıştır.

Son dönemde yaşamış olduğumuz Kobani olayları ise maalesef hem ortaya çıkış şekli hem de sonuçları açısından üzücüdür. Zira, normalleşmenin sağladığı imkanlar sayesinde siyaset yapma hakkını kullanmaya başlayan HDP, özellikle de Demirtaş’ın Türkiyelileşme çabalarıyla sempati toplamışken, tabanını sokağa çıkmaya yönelterek hem halk nezdinde oluşmaya başlayan manevi meşruiyeti hem de siyasi arenadaki hareket kabiliyeti zarar görmüştür.
Hükümet kanadından Kobani olayları süresince gelen ve günlük siyasetin gereği olarak görülebilecek şahin çıkışları bir kenara bırakırsak genel anlamda çözüm süreci sekteye uğratılmayacak gibi gözüküyor. Bu noktayla paralel olarak düşünebileceğimiz yargı paketindeki düzenlemelerin de güvenlik devleti paradigmasına dönmek anlamına gelmediği yönünde açıklamalar yapılması sevindirici.
Fakat, hükümetin iyi niyetli vatandaşların gönüllerini ferahlatması gerektiği düşüncesindeyim. 90’lı yıllara geri dönülmeyeceğinin, demokratikleşme adına atılması gereken adımların devam edeceğinin garantisi verilmelidir. Ne paralel yapılanma ne de Kobani olaylarında parmağı olduğu düşünülen insanlar, olaylara karşı eski Türkiye reflekslerinin verilmesine neden olmalı, güvenlik ve özgürlük arasındaki altın orana dikkat edilmelidir. Zira gavura kızıp oruç bozan bir Türkiye en çok da kendisine zarar verir.

Leave a Reply

2 comments

  1. Ahmetcan Öztürk

    Yazıya daha başlarken başlıktan bariz hatayı vermişsiniz. Yazıyı yazdıktan sonra bir okuyun da öyle yayınlayın bence.

  2. Ismail Noyan

    Merhaba Ahmetcan Bey,

    Baslik bir deyim oncelikle onu tekrar belirtmek isterim ki yanlis anlasilmamis olayim. Ikinci olarak gavur yakistirmasini herhangi bir siyasi gruba ya da kisiye atfetmedigimi; olaylarin vehametini belirtmek icin kullandim.
    Yorum yapma inceliginiz icin tekrar tesekkur ederim.

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu