Türk Basketbolu’nda olmayan oldu. Kimilerine göre tarih yazıldı. Kimilerine göre Galatasaray sergilediği duruşla federasyona, güvenlik güçlerine ve rakip takıma saygısız davrandı. Kimilerine göre ise sadece korktu, kaçıyor. Bana göre ise Galatasaray birçok başka takımın yapmak istediğini yaptı, tepki verdi, ses çıkardı, haklı ya da haksız düşündüklerine göre somut bir adım attı. Beko Basketbol Ligi Play Off Turu Final Serisi’nin Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena’da oynanacak 7. maçında sahaya çıkmadı ve Fenerbahçe, 2013-2014 sezonu Beko Basketbol Ligi’nin şampiyonu oldu.

sam_G5J7H

Galatasaray’ın yaptığı rest basketbolu ilk defa gerçekten de Türk sporu gündemine oturttu hem de Dünya Kupası’nın oynandığı bir dönemde. Ünal Aysal’ın yaptığı açıklamanın ardından Türkiye Basketbol Federasyon’undan, Spor Bakanlığı’ndan, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yöneticilerinden birçok açıklama geldi. Galatasaray başta planladığı gibi maça çıkmadı, şimdi ise tartışmalar, yorumlar, söylentiler …

Fenerbahçe’nin yaptığı basın açıklaması ise bence skandal. Haber sitelerinde Fenerbahçe sert açıklamalarda bulundu, şeklinde yorumlandı ama Fenerbahçe kamuoyu açıklamasında Galatasaray’ın aslında ne kadar da doğru bir adım attığını gösterdi herkese. Üslup çok çirkin. Sanki Türkiye’nin en büyük takımlarından biri bu açıklamayı yapmıyormuş gibi. Tabiri caizse sokak ağzı ile başka büyük bir takıma laf çarpmak için yayınlanmış bir kamuoyu açıklaması. Galatasaray’a açıkça korkak deniyor. Fransız kültürüne gönderme yapılarak ırkçılık yapılıyor. Bence bu açıklama üzerinde gerçekten durulmalı. Tüm süreci çok güzel özetliyor.

Fenerbahçe de bu duyurusunda belirttiği gibi rahatsız olduğu haksızlıklar, saldırılar varsa bir hukuki yola başvurabilir, şikayette bulunabilir, protesto edebilir, haklı kamuoyu duyuruları yayınlayabilir. Galatasaray maça çıkmayacağını açıkladıktan sonra “siz de bunları bunları yaptınız” tadında bir açıklama Fenerbahçe’ye yakışmadı, Fenerbahçe gerekli açıklamaları, kınamaları, şikayetleri, boykotları olaylar yaşandıktan hemen sonra yapabilir ya da Galatasaray’ın yaptıklarına karşılık da Fenerbahçe basketbol tarihinin en büyük boykotunu yapıp maça çıkmayabilir, tepkisini ortaya koyabilir. Fenerbahçe’nin maça çıkmayı tercih ediyor olması Galatasaray’ın da çıkmasını gerektirmez, aksine kimse iddia edemez.

Fenerbahçe ise bu açıklama ile aslında tepkiyi ne kadar hak ettiğini kanıtlamıştır. Bu haksızlıklarda payı yoksa daha ılımlı Galatasaray’ı katılmaya teşvik edecek bir yazı yayınlayabilirdi. Oysa kamuoyu açıklamasında “Fransa ve Belçika başta olmak üzere istedikleri her yerde bu müsabakayı oynamaya amade ve hazır” olduklarını bildirmek haricinde olaya pozitif bir yaklaşım sergilemiyor. Federasyon’u, Devlet’i ve Güvenlik Güçleri’ni savunuyor. “Güvenlik”in Türk Sporu’nun en büyük sorunlarından birini olduğunu biliyoruz. Basketbolda da var bu sorun ve bunu Fenerbahçe de biliyor. Dile getirdiği gibi birçok başka güvenlik sorunu ile Fenerbahçe de karşılaşıyor ve bunu devleti küçük düşürme olarak görmek yerine böyle bir sorunu göz ardı etmeyerek hakkını hukukla aramalı. Eğer aramıyorsa da arayanları desteklemeli ya da engel olmamalı ve protestoları da devlete hakaret olarak algılamak yerine nedenine yoğunlaşmalıdır.

Turgay Demirel gerek yazılı gerek sözlü yaptığı açıklamalarla Galatasaray’ı tatmin edemedi. Galatasaray rest çekmeyi kafasına koymuştu, Demirel’in açıklamaları ve görüşmeleri zaten işe yaramayacaktı. Ünal Aysal, “Galatasaray, tarihsel yükümlülüklerinin gereği olarak ‘ETİK SPOR İÇİN BOYKOT’ kararını uygulamaya sokmuştur.” ifadelerini kullandı. Belki de Galatasaray şike soruşturması sürecinde yapmadığı boykotlar hatırına şimdi tarih yazan bir boykot yapıyor. Kim bilir…

Eğer şike Türk sporuna bulaştıysa branş, takım ayrımı yapmayacaktır ve hak edenin hakkını gasp edecektir. Varlığı bilindiği sürece de başarılara leke sürecektir, o başarılar hak edilmiş olsa bile. Şampiyon bu sene sahada belli olmalıydı. Galatasaray maça çıksaydı da bence Fenerbahçe Ülker şampiyonluğunu o gece ilan edecekti. Şampiyon aynı fakat Galatasaray’ın boykotu nedeniyle bu sezon şampiyonluğu hep bu olayla hatırlanacak. Kimse Fenerbahçe’nin döktüğü terleri konuşmayacak seneler sonra. 15 dakika da gelen şampiyonluk olarak hatırlanacak. Aslında öyle mi? Oynanan 6 maçta Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ortaya koyduklarını eforu ne yapacağız? Şike ya da şike iddiaları bir takımı boykot yapmaya itiyorsa ve başka bir takımın da şampiyonluğunu bu şekilde lekeliyorsa yapılması gereken temiz spor için, etik spor için bunun karşısında durmaktır.

Bir Fenerbahçeli olarak Fenerbahçe Ülker’i kutluyorum, şampiyonluğumuz hayırlı olsun. Galatasaray’ı da kutlarım, yaptıkları boykotu da destekliyorum.

Şampiyonluğun sahalarda alındığı günlere …

 

Leave a Reply

8 comments

  1. Bahadır Biçer

    Eline sağlık Nazlı güzel bir yazı olmuş. Eğer ortada gerçekten bir hak gasbı var ise böyle böyle büyük bir klübün birçok şeyi göze alarak yaptığı boykot gerçekten takdiri hak ediyor. Fakat aklıma da gelmiyor değil, yakın tarihimizden bir olay, twitter’ın kapatılması. Madem birçok sorun vardı, şikayetçi olunan konu vardı, twitter uymuyordu Türk hükümetinin uyarılarına o zaman neden seçimden hemen önce kapatıldı? Neden şimdi diye sorarlar insana. Bu da onun gibi, ince düşününce aynı noktaya vardım.

    • Nazlı Hilal Kaya

      Sevgili Bahadır,
      Kesinlikle dikkat çekmek istediğin noktaya katılıyorum. Galatasaray’ın zamanlaması manidardır. Güzel olan bence bu manidarlık. Yani bu boykot’un tam da 7.maç öncesi sahaya çıkmayarak yapılması. Fenerbahçe’nin (bence) kazanacağı bir maçtan hemen önce. Aslında bu nedenle destekliyorum. Fenerbahçe yine şampiyon oldu, final maçında çok iyi bir oyun sergilemeden, ter dökmeden oldu, 15 dakikada. Bu boykot Fenerbahçe’nin bu seneki şampiyonluğunu soluklaştırdı, bu da Galatasaray’ın boykotunun basketbolda tarafsız federasyon istemesinin yanı sıra başka bir amacı daha olduğunu gösterir: Federasyon’un desteklediğini iddia ettiği Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu (onlara göre haksız elde edilmiş) şampiyonluğunu lekelemek, soluklaştırmak. Türk basketbolunda ilk defa bir takım (hem de büyük bir takım) yapıldığını düşündüğü hak gasbına isyan ediyor, etik spor için boykot yapıyor, zamanlama zaten manidar olmalıdır, Türk basketbolunda unutulmayacak bir sayfa açmak için, bir şeylerin değiştirilmesi için, bu boykot en çok ses duyuracağı ve onlara göre bu haksızlığın sebebi olan takıma en çok zarar vereceği şekilde yapılmıştır, bu nedenle çok akıllıca planlanmış bir boykot.

      Teşekkürler,
      Nazlı

      • Bahadır Biçer

        Yorumunu okuyunca biraz dar düşündüğümü anladım açıkçası doğru diyorsun. Teşekkür ederim cevabın için :)

  2. Burak Yitgin

    Yazar Fenerbahçe Spor Kulübünü “açıkca” ırkçılık yapmak ile suçluyor.Bu büyük bir ayıptır.

    Ya Irkçılık nedir bilgisi yok yazarın ya da asılsız, dayanaksız ağır bir şekilde yazılmış Fenerbahçe Spor Kulubü aleyhinende olan algı yönetiminin bir parçasıdır bu yazı.

    Her iki durumda da busuçlama karşısında bir özür yazısı yazılarak yazı editlenmelidir.

    • Nazlı Hilal Kaya

      Burak,
      “Sanırız yüksek Fransız kültürünün gereği olarak (!) bayan basketbol takımı otobüsüne ve scorboardlarına hakaret ve küfürlü pankartların asıldığı” cümlesinde bence açıkça ırkçılık yapılmıştır çünkü bayan basketbol takımının otobüslerine asılan küfürlü pankartlar Fransız olmalarının gereği gibi yansıtılmıştır.
      Senin için, “ırkçılık’ın anlamlarını buraya kopyalıyorum.
      TDK, “insanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti” olarak tanımlamış. Fenerbahçe’nin o cümlesine bakarsak yapılan bu kötü tavır bir Fransız’a yakıştırılmış, ünlem işareti ile bu nokta vurgulanmış, Fransız kültürü bunları yapmayı gerektiriyor gibi sunulmuş, çok açık ki burada bir karşılaştırma var, Türk kültürü bunları yaptırmaz, Fransız kültürü yaptırmıştır.
      İngilizce de ırkçılık (racism) şöyle tanımlanıyor ki, “The belief that all members of each race possess characteristics, abilities, or qualities specific to that race, especially so as to distinguish it as inferior or superior to another race or races”. Türklerin, Fransızlardan “superior ” olduğu mesajını çıkardım buradan ben. Böyle bir tavır Türklere yakıştırılamaz algısı ile yazılmış.
      Halbuki Türk vatandaşları (sen, ben, o, biz, siz, onlar) Türkiye’nin dört bir yanında bu ve buna benzeri kötü davranışlar sergiliyor, gerçek hayatın bir parçası olarak. Fransızlar da yapıyordur elbet. Fransız geleneği ile büyümüş Türkler de yapıyordur. Türk geleneği ile büyümüş Fransızlar da. Bunu bir ırka, o ırkın getirdiği bir geleneğe mal edemezsin.
      Fenerbahçe ise kötü bir tavrı başka bir ırka mensup olmanın ya da etkilenmenin sonucu olarak göstermiştir, ırkçılık yapmıştır.
      Bu bir suçlama değildir, Fenerbahçe’nin yaptığı açıklamanın benim tarafımdan anlaşılması, bana yansıması budur. Bu nedenle bir okur istiyor diye bir özür yazısı yazmam söz konusu değildir.

      Teşekkürler,
      Nazlı

  3. Ali Yağız Baltacı

    Nazlı bir Fenerbahçeli olmana rağmen başta kulüp başkanları, yöneticileri ve taraftarları olmak üzere herkesin fanatizm duygularıyla hareket ettiği bir süreçte böyle sağ duyulu bir yazı kaleme almandan dolayı seni kutlarım.

    Yazını gayet başarılı buldum. Ben de bir Galatasaray’lı olarak Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu kutluyorum. Yazının sonunda ifade ettiğin gibi “şampiyonluğun sahalarda alındığı günlere” diyelim :)

    GazeteBilkent’de bir kaç gün önce bu konuya Fenerbahçe açısından bakan ve Galatasaray’ı ağır bir dille eleştiren bir başka yazı yayınlanmıştı. Bu yazı konuya farklı bir açıdan bakmış ve farklı düşünen insanların düşüncelerinin de paylaşılmasına izin vermiştir. Bu çok seslilik GB spor biriminin kalitesini de ortaya koymuştur.

    Önce ki yazıyı yazan arkadaşımı da, seni de, editörünüzü de tebrik ediyorum.

    • Nazlı Hilal Kaya

      Sevgili Yağız,
      Yorumların için teşekkür ederim. Birim olarak bu süreç üzerine tek bir bakış ile yazmak yerine planlı olarak böyle yaptık. Dilay da benim gibi Fenerbahçeli ama farklı düşünüyoruz senin de bu çeşitliliği begenmene sevindim.
      Teşekkürler,
      Nazli

  4. Barbaros Ataer

    Merhaba Nazlı, öncelikle sporla bu derece ilgilenmen gerçekten çok önemli. Senin gibi erkekler arasında hiç ezilmeden sporla alakalı güçlü yazılar yazabilecek insanların olması bana gelecek için umut aşılıyor. Ülkemizde ki tabuları yıkmanı şiddetle destekliyorum. :)

    Fakat yazınla ilgili Galatasaray’ı tebrik ettiğin kısımlara farklı bir bakış açısından bakmanı öneriyorum. Herkesin bildiği gibi Galatasaray, son 2-3 yılda tüm spor dallarında (tıpkı 90’ların sonu ve 2000’lerin başında olduğu gibi) şuursuzca transfer harcamaları yaptı. Tıpkı ilk dönemde olduğu gibi yine büyük başarılar geldi.

    Futbol’da şampiyonluklar, ŞL çeyrek finali vs.
    Kadın basketbolunda Avrupa şampiyonluğu, erkeklerde EL top 8 vs.

    Şimdi bunlar çok güzel, harika. Fakat ekonomi?
    Geçtiğimiz hafta GS kulübü, paramparça hale gelen, hiçbir spor dalında oyuncularına maaş ödeyemecek durumdaki ekonomisi yüzünden başkanlık seçimine gitti. Kulüp, defalarca sevgili Ünal Aysal’ın gittiği vizyon* toplantılarının*da yardımıyla affedilen vergi borçlarına rağmen milyonlarca liralık borca batmış durumda.

    Şimdi, GS yönetimi bu durumun geçen sene farkına vardı. İşin içinden uzun vadede çıkabilirlerdi fakat UEFA’nin mali yaptırımları yüzünden kısa vadede çözüm üretmek zorunda kaldılar. Ürettikleri çözüm; Futbol dışında tüm branşlarda küçülmeye gitmekti. Bunuda bütün yaz gizlemeye çalıştılar hatta aylarca inkar ettiler. Taa ki Aysal yönetiminden ilk çatlak ses yükeselene kadar.

    Bütün sene Türk sporunu her açıdan takip eden herkes gibi bende bunu geçen sene içerisinde zaten fark etmiştim. Bu konuda biraz kulüplerin borsadaki durumlarınıda takip etmeni öneriyorum. Gelelim tüm bunların konumuzla ne alakası olduğuna…

    GS yönetimi geçen sene son maçtan çekilirken “Biz böyle çamura bulanmış ligte oynamayız, biz Galatasaray’ız!” şeklinde kahramanca bir açıklama yapmaya hazırlanıyordu. (aslında ona benzer 3-5 bir şeyde soylediler zaten) O dönemin haberlerine tekrar göz gezdirirsen eminim sende bunun farkına varabilirsin. İşte orada Fenerbahçe yönetimi bu oyunun farkına vardı ve “GS zaten küçülmeye gidecek, kılıf arıyorlar” kıvamında bir açıklama yaptı. Tabii GS yönetimi altta kalmadı ve “yok öyle bir şey ” temalı başka açıklamalar yaptı. Sonunda yine tükürdüklerini yalayıp çatır çatır küçülmeye gittiler.

    Bugünkü duruma bakacak olursak, geçen sene resmen EL kupasını Galatasaray’a getiren Alba Torrens kaybedildi, bu sezon GS, erkek basketbolda FB ve Efes’in transferlerine karşılık vermeyi bırak, bu haftaki dedikodulara göre, Aroyyo’yu bile kaybetme riskini taşıyor. Demek istediğim, (özellikle NFL ve NBA yazılarını beğeniyle okuyan biri olarak söylüyorum) bu tarz politik (baya siyaset dönüyor bu kulüplerin arasında bence :D) olaylara bakarken biraz daha geniş bir çerçeveden bakmalısın.

    son olarak;

    Bu yazı tamamiyle yapıcı bir eleştiri getirme niyetiyle yazıldı, lütfen yanlış anlama, gelecekte yazılarını takip etmeye devam edeceğim. Umarım yanlış anlamazsın.

    Bu arada ırkçılıkla alakalı tespitlerine sonuna kadar katılıyorum. Yani bu yazı kesinlikle taraftar aklıyla değil, bir sporsever gözüyle yazıldı. Nitekim artık kendine “4 büyük” diyen bu kulüplerin ve özellikle başkanlarının tavrından çok sıkıldım. Artık susup işe yarar bir şeyler yapmalarını diliyorum.

    bu yazıma bir geri dönüş yaparsan sevinirim, hoşçakal. Yazmaya devam..

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu