Emily In Paris: Emily’nin Paris’i

Herkese merhaba! Okulun hiç olmadığı kadar yoğun olduğu, okul dışındaki hayatımızın da halen askıda olduğu bu dönemde umarım hepiniz iyisinizdir. Benim gibi tüm bunlardan biraz uzaklaşmak isteyenler için bir dizi önerisiyle geldim bu ay: Emily In Paris.

Netflix kullananlar muhtemelen bu diziyi ana sayfalarında onlarca kez görmüşlerdir, bazılarınız çoktan izlemişsindir belki. Bu dizi benim için derin bir iç çekişti. Hem iyi hem kötü anlamda.

Bir kere her sahnede Paris gözüme daha da güzel gözüktü, orada olmak istedim. Dizinin başrolünde oynayan Lily Collins Paris sokaklarında özgürce dolaşırken, aşık olurken, kariyerinde yükselirken ve aynı anda iş arkadaşlarıyla çatışırken onun yerinde olmak, karakteri Emily’nin gözünden bakmak istedim Paris’e.

Lily Collins Love, Rosie adlı filmde tanımıştım ilk. Şimdi fark ettim ki o filmde de fark edilen masumiyetini, samimiyetini kaybetmemiş. Bu yüzden bu dizi sizi içine alıyor, bölümleri bir çerez gibi geliyor. Bir çay eşlik edebiliyor size her bölümde, etmese bile içiniz ısınıyor.

Emily In Paris, bir Amerikalının gözünden Fransa’yı, Fransız kültürünü, Fransızları ve Paris’i anlatıyor. Çoğumuzun soğukkanlı olarak gördüğü Fransızların ne kadar içten olabileceğini aktarıyor, Paris’in neden “aşıklar şehri” olduğunu tekrar gözler önüne seriyor. Çekici Fransız erkekleriyle tanıştırıyor bizi ve onlara aldanan, onlarla aldatan kadınlarla.

Bir pazarlama şirketine “Amerikan” bakış açısını getiren Emily Cooper ilk olarak dışlansa, istenmese de tüm iş arkadaşlarının, patronu Sylvie’nin kalbini kazanıyor. Bu sırada alt komşusu Gabriel’e de kalbini kaptırıyor. Yalnız bir şekilde Paris’e gelmişken, Paris onun evi, arkadaşı, aşkı ve her şeyi oluyor. Emily dahice pazarlama fikirleriyle şirketini hiç uçmadığı kadar yüksekten uçuruyor.

Emily yabancı olduğu bir şehirde kendini buluyor, kendi stilini yakalıyor.

Sanırım bu, beni en çok yakalayan özelliği oldu bu dizinin.

Diziden bu kadar bahsetmişken kostümlerden bahsetmeden geçmek istemiyorum. Her karakterin kendine has bir moda anlayışı olduğunu, kıyafetlerini onları kendileri yapan bazı parçalar olduğunu daha ilk bölümden itibaren fark edebiliyorsunuz. Bu açıdan karakterleri yakından tanıyabiliyor, onlarla gerçek bir iletişim kurabiliyorsunuz.

Vize haftası yaklaşırken, bu kadar ödev ve dersin içinde zaman bulabilirsiniz bu diziyi kesinlikle izlemenizi öneriyorum. Hem Paris’i görmüş hem de sizi rahatlatacak karakterlerle birkaç saat geçirmiş olursunuz, umarım bu size de bana geldiği kadar iyi gelir.

Sağlıkla kalmanızı diliyor ve şimdiden hepinize vizelerde başarılar diliyorum.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu