Bugün sizlere içinde bulunduğumuz tüketim çağı için önemli bir konudan bahsetmek istiyorum: markalar. Çoğu insan için (kendim de dahil) marka giyinmek doğal karşılanabilir hatta amaçlanan bir şey olarak da görülebilir. Fakat bu durum ne kadar doğru? Ya da insan, özgür bir varlık olduğu için her istediğini yapabilmeli, ve bu konunun üstünde çok fazla durmamalı mı? Yanlış anlaşılmak istemiyorum ancak bunu ben de yapıyorum, hatta sıklıkla kullandığım aksesuarlarımda da güdülediğim şey bu oluyor, fakat en basitinden bir örnek vermem gerekirse, bir çantanın işlevi her zaman aynıdır. Bir bakıma, birbirinden farklı fiyat değerlerine sahip iki çanta da, açıkta taşımak istemediğimiz eşyaları içinde taşımamızı sağlayan, güzel ve süslü, dayanıklı poşetlerdir. Fakat ne oluyor da insanlar, bu kadar basit ve işlevi birbirinden çok farklı olmayan şeyleri gözünde büyütüp, tercihlerini buna göre yapıyor? Bugün size bundan bahsetmek istiyorum.

Ekonomide ‘Veblen Goods‘ olarak adlandırılan bu tarz lüks tüketim ürünleri, şu şekilde işlemektedir: Bu ürünlerin fiyatı arttıkça talebi artmaktadır. Normalde, bir üründe fiyat azaldıkça talep artmaktayken, Veblen etkisine sahip mallarda bu durum tersine işlemektedir. Bu durum da insanları ikiye ayırmaktadır: Bir ürünü ‘marka değeri’nden dolayı almak isteyenler ve istemeyenler. Çoğunlukla bu durum, toplumda statüsel bir fark yarattığı için gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar toplumda sınıfların olmadığını savunan görüşler olsa da, toplumda ne yazıkki sınıflar vardır ve sınıflar sayesinde şekillenen toplumlarda bu özellikler yaygınca görülür. Bundan dolayı, kişilerin ‘Veblen Goods’ adını verdiğimiz Veblen etkisine sahip malları almasının birinci sebebi olarak toplumda kendine bir sınıf edinme arayışı olarak görebiliriz.

İkinci bir sebep olarak, azımsanmayacak bir kitlenin bu tarz ürünleri, ‘fiyatı ne kadar yüksek ise o kadar kalitelidir’ mantığı güderek aldığı gerçeği de yadsınamaz. Hatta daha ileri bir sebep sunarsak ortaya, birçok kişi bunu sağlığı için de yaptığını söylemektedir. Bu açıdan bakınca, benim fikrim bu görüşün haklılık payının olduğu yönünde. Bu sefer de bir kozmetik malzemesinden örnek verirsek: örneğin bir yüz kremi alacağız, doğrudan cildimize temas eden bu ürüne belki biraz fazla harcama yapmak, kişiye bir noktada sağlığından daha az ödün vermesini sağlamaktadır. Şahsen ikinci seçenekteki sebepleri mantıklı görmemin sebebini de bu örnekle açıklayabilirim.

Son olarak da yine birinci sebebe benzer bir sebepten bahsedelim, bu da insanların kendini bir gruba ait hissetme ihtiyacı. Bunun da en basit örneği, belki de şu anda kullandığımız iPhoneları örnek verebilirz. Bu konuda lise yıllarımda dikkatimi çeken bir şey olmuştu. Telefonlarımızı koyduğumuz dolapta bir adet bile başka marka telefon görmemiştim. Bu durum da insanların bir gruba ait olma ihtiyacından kaynaklanarak telefon seçiminde neden aynı markayı tercih ettiğine güzel bir örnek olmakta.

Hermès places fifth on the ranking

Özetlemek gerekirse, yukarıda sizlere neden marka ürünleri tercih ettiğimizi, ve bizi bunları yapmaya iten üç sebebi açıklamak istedim. Aslında bu konuda kendime de bir öz eleştiri yapıyorum, çünkü yukarıda yazan sebeplerden kaynaklı olarak benim de zaman zaman bunları yaptığım oluyor. Her ne kadar doğru/yanlış’ı belirlemek çok zor ve kişiden kişiye göre değişecek bir kavram olsa da, yukarıdaki sebeplerden ikincisi, bana bir nebze daha mantıklı gözükmekte. Sizlere de bu yazıyla birlikte neden bir ürün satın alırken markalara/fiyatlara bu kadar çok takıldığımızı örneklere anlatmak istedim.

Kaynakça :

https://www.ft.com/content/1e10808d-ab19-4f8d-b568-508290cc1192

Leave a Reply