Dünya Sağlık Örgütü: Geçmişi ve Geleceği

Dünya çapında bir sağlık örgütünün ilk iş birliği ihtiyacı, 19. yüzyılda Avrupa kıtasında ortaya çıkan kolera salgının ardından ortaya çıkmıştır. Paris’te 1851 yılında yapılan I. Uluslararası Sağlık Konferansı’na katılan 12 ülke tarafından 137 maddelik Sağlık Yönetmeliği oluşturulmuştur. 19. yüzyılın sonuna kadar 12 kez toplanan bu konferansların genelinde Avrupa kıtasında görülen kolera, veba gibi salgın hastalıkların tespiti ve korunması konusunda bu koşulları ortadan kaldırma çözümleri görüşülmüştür. Bu durumun ardından 1902 yılında Washington merkezli olarak Amerika Sağlık Örgütü (PAHO) kurulmuştur. 1907 yılında ise  Paris’te bulunan Uluslararası Halk Sağlık Bürosu kurulmuştur.

2. Dünya savaşından sonra ulusal çapta kurulan sağlık örgütlerinin yetersiz olduğu düşünülerek uluslararası, dünyanın her yerindeki sağlık problemlerine çözüm bulabilecek bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine kurulan Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler bünyesinde uluslararası sağlık çalışmalarını yürütmekle sorumludur. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda 1945 yılında, San Francisco’da (ABD) Birleşmiş Milletler Konferansı esnasında Çinli ve Brezilyalı temsilciler uluslararası bir sağlık örgütü fikrini gündeme getirdiler.

Bu örgütün kurulması için BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi, kısa sürede hukuksal altyapı ve anayasal taslağı oluşturarak örgüt için gerekli tüm yol haritaları ve alınacak kararları belirlemiştir. Örgütün, 19-22 Temmuz tarihlerinde New York’da düzenlenen “Uluslararası Sağlık Konferansı” sırasında; BM üyesi olan 51 ülkenin delegeleri, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Uluslararası Halk Sağlığı Bürosu (OIHP-Paris), PAHO, Kızılhaç, Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu ve Rockefeller Vakfı temsilcileri tarafından DSÖ Anayasası oluşturulmuştur.

Üzerinde anlaşmaya varılan Dünya Sağlık Örgütü Anayasası toplam 61 ülkenin temsilcisinin onayı ile birlikte 22 Temmuz 1946 tarihinde imzalanarak, anayasanın 26 ülke tarafından onay alması ile birlikte 7 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıca bu tarih her yıl “Dünya Sağlık Günü” olarak tüm dünyada kutlanmaktadır. Mayıs 2020 itibariyle Dünya Sağlık Örgütü, 194 üye ülke ve 2 ortak ülke ile çalışmalarını genel merkezinin bulunduğu Cenevre’de sürdürmeye devam etmektedir.

İçinde bulunduğumuz bu dönemde, dünya genelinde DSÖ’nün çalışmaları gerçekten yeterli mi? DSÖ, çocuklardaki çiçek hastalığı ile verilen mücadelede başarılı olmakla birlikte, sonrasında 21. yüzyılda ortaya çıkan Ebola, HIV, SARS ve MERS gibi küresel salgınlarda etkin rol alamayan bir örgüt olarak karşımıza çıkıyor. Bölgesel sağlık konusunda şimdiye dek pek çok başarı sağlanmış olsa da DSÖ’ye yönelik eleştiriler her zaman olmuştur. Bu eleştirilerin temelinde DSÖ’nün aldığı kararların zaman zaman doğrudan sağlıkla ilgili olmadığı ve örgütün siyasileşmiş bir organizasyon olduğu iddiaları bulunuyor. Bu iddiaların çoğu soğuk savaş dönemindeki kutuplaşmaya ve örgütün o dönemdeki etkisizliğine dayanmaktadır.   

DSÖ tüzüğünün 21. maddesi hükmüne göre çıkarılan ve pek çok ülkede 2007 yılından itibaren yürürlüğe giren güncellenmiş Uluslararası Sağlık Kuralları Yönetmeliği, salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında belirleyici olan ve tüm dünyada ortak geçerliliği olan ana hukuki mevzuattır. Bu yönetmeliğin 2. maddesine göre yönetmeliğin amacı, kamusal sağlığı etkileyecek her türlü hastalığın uluslararası yayılımını önlemek maksadıyla koruma tedbirlerinin ve yayılımın kontrol altına alınması ve buna bağlı olarak uluslararası ticaret ve yolcu trafiğine gereksiz müdahalelerin önlenmesi olarak sayılmıştır. Fakat, yeni tip koronavirüs salgınıyla ülkeler yönetmelik hükümleri çerçevesinde uluslararası mekanizma ile birlikte hareket etmek yerine, salgınla mücadele konusunda kendi milli komitelerinin kararları doğrultusunda ülkesel bazda hareket ettiler.

DSÖ neredeyse dokunulmaz hukuki yapısına rağmen Covid-19 salgınının ortaya çıkmasından itibaren aldığı eleştiriler artmış olup,  başta ABD Başkanı Donald Trump, salgının ABD’ye ulaşması nedeniyle DSÖ’yü suçlayarak salgının kötü yönetildiğini iddia etmiştir. Aynı şekilde BM Güvenlik Konseyi’nin Covid-19 salgınının ve müteakip krizin önlenmesi ve halihazırda kriz ve uyuşmazlık durumunda bulunan bölgelerde salgının en hafif şekilde atlatılmasının sağlanmasına ilişkin harekete geçmemesi de bu kapsamda hayli eleştirilmiştir.

DSÖ’ne Covid-19 pandemisi sürecinde getirilen bir başka eleştiri de, örgütün Çin’i, salgını önleme konusundaki kifayetsizliği konusunda yeterince sorgulamadığı ve ona bu konuda baskı yapmadığıdır. Ancak sürecin tamamı ele alındığında, DSÖ’nün üye olan her ülke için bağlayıcı olan “uluslararası sağlık hükümleri” çerçevesinde, salgın ve bulaşıcı hastalıkları önlemede ve salgın hastalıkla mücadele konusunda ilk olarak salgının ortaya çıktığı ülkenin kontrol altına alınması gerekirken DSÖ’nün neden buna yönelik hukuki yaptırımlara başvurmaması eleştirilere sebep olmuştur. Bu yönde getirilen eleştirilerin merkezinde 2020 Ocak sonunda salgın konusunda dünyayı uyaran DSÖ’nün Çin tarafından gereksiz yere oyalandığı ve DSÖ’nün de Çin’den salgın konusunda yeterli bilgi almak için baskı uygulamadığı iddiaları yatmaktadır.

Aynı şekilde DSÖ’nün Kovid-19 salgınıyla mücadele konusunda çelişkili açıklamalarda bulunması, bazı ülkeler tarafından tedavide kullanılan ilaçların sonuç raporlarını görmeden önyargıyla hareket ederek bu ilaçların tedavide kullanılmasının yasaklanması gibi girişimlerde bulunması dikkatlerden kaçmamıştır ve yüksek sesle dillendirilmese de geçmişten beri DSÖ’nün ilaç endüstrisinin arka bahçesi haline geldiği iddiaları yeniden gündeme gelmiş durumdadır.

DSÖ ve BM üzerinden yürütülen tartışmalarda diğer ülkeler de doğrudan olmasa bile zaman zaman DSÖ’yü suçladılar. Ancak gerek BM’in ve gerekse DSÖ’nün ülkeler üzerinde bir yaptırım mekanizmasının olmayışı, sadece yaşadığımız Covid-19 salgınında değil diğer uluslararası meselelerde de yaptırım gücü olmayan bu tür mekanizmaların varlığının diğer ülkeler tarafından gelecekte daha sık sorgulanmasına sebep olacağı sonucunu ortaya koyuyor.

Kaynaklar

Dilbirliği, D. (2020, July 16). Kovid-19 ve Dünya Sağlık Örgütü’nün geleceği. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/kovid-19-ve-dunya-saglik-orgutunun-gelecegi/1912500

Dünya Sağlık Örgütü (WHO-World Health Organization). https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/dunya-saglik-orgutu-who-world-health-organization-483

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu