DÖK ÜSTÜNDEKİ KURUMUŞ YAPRAKLARI
Bazen yol gerekir, uzun ve güzel olanlardan hani…

Şöyle iki yanında kocaman kalın gövdeli ağaçlardan var, mevsimlerden de sonbahar. Gri bir şehre gelmişsin. O an renkli olan sadece kurumuş sarı, turuncu yapraklar; öyle hissediyorsun yani. Yürüyorsun hava soğuk, gökyüzünde hep o sevdiğin, anlamlar çıkarmaya çalıştığın bulutlardan var. Boynunda onun verdiği bordo fuların… Yürürken bedenine ve rüzgarda savrulan saçlarına eşlik ediyor. Gri şehre renk katıyor; onu hatırlatıyor, güzel olan her şeyi hatırlatıyor. Yürümeye devam ediyorsun dedim ya, uzun bir yol, bu ne zaman biter sen de bilmiyorsun. Rüzgar şiddetli esiyor, ağaçların fısıldaştıklarını duyuyorsun, gülüyorsun. Sana bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar farkındasın ama takmıyorsun. Her zamanki gibi gülüp geçiyorsun. Birden bir yaprak düşüyor saçlarının arasına. Tam o yaprağı eline alacakken, rüzgar uçuruyor onu elinden gökyüzüne. Bakakalıyorsun arkasından, gözden koyboluncaya kadar izliyorsun yaprağı. Sonra içini bir hüzün kaplıyor: ”yaprak bile terk etti beni” diyorsun.

Oturuyorsun o yaprağını saçına düşüren ağacın altına. Yaslanıyorsun ağaca, sonra gövdesine dokunmaya başlıyorsun. O kadar canlı o kadar güzel ki! Nefes aldığını,yapraklarıyla sana bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissediyorsun. İçindekileri dökmek istiyor ağaç, kusmak istiyor. Onun için rüzgarın onu savurmasına izin veriyor. Tüm bunları düşünürken uyuyakalıyorsun. Uyandığında ağacın içindesin, ağaç olmuşsun. O kalın gövde oluyor bedenin, saçların uzun dalları. Bordo fuların hala boynunda, tanıdık olan bir o var yanında. Günler geçiyor, sonbahar iyice gösteriyor kendini. Bu süre zarfında bazen delirecek gibi oluyorsun, o yoldan geçenlere yapraklarını sallıyorsun, sesini duyurmaya çalışıyorsun. Olmuyor, kimse duymuyor seni. Bir başına uzun bir yolun o güzel ağaçlarından birisin artık. Anlam veremiyorsun bu olanlara. Ve bir gün yapraklarının hepsinin döküldüğünü görüyorsun. Çırılçıplak, yalnız ve savunmasız hissediyorsun kendini. Tıpkı terkedilmiş gibi. Uykuya dalıyorsun yine, uyandığında o ağacın altındasın, boynunda bordu fuların. “Her şey rüya mıydı?” diyorsun kendine. “Evet evet bir rüya olmalı, hiç insan ağaç olabilir mi? Ağaç gibi hissedebilir mi?”

Ayağa kalkıp tekrar yürümeye başlıyorsun. Önce düşecekmiş gibi oluyor sonra topallıyorsun. “Uykudan herhalde…” diyorsun biraz zaman geçince açılıyor ayakların. Ayaklarının altında bin tane yaprak! Şaşırıyorsun hangi ara bu kadar çok yaprak döktü bu ağaç diye düşünüyorsun. Yaprakların çokluğundan yol bile görünmüyor.

kuru-yapraklar8-800x600

Ve sen sırf ses olsun diye değil, öyle hoşuna gittiği için basıyorsun o yapraklara. O yapraklar oluyor sesin bir süre sonra. Yaprakların sesleri geldikçe kulağına önce kalbin devreye giriyor, içinden içler kopuyor. Yaprakların çoğu paramparça oluyor çoğu da az ezilmiş, paçayı kurtarmış olanlar oluyor. O paramparça olanlar artık kalbinde değil, senin aklında olabilir; bak onu bilemem. Ama akılda olan şeylerin unutulmaması için önce kalpte yerlerini almaları gerekir, iyi bilirsin. Az ezilmiş olanlara gelince; onları asla unutmayacaksın ki kalbin ne zaman yeni kan depolasa vücuduna onların ağırlıklarıyla nefes almakta zorlanacaksın. Ama çoğunlukla nefes alamayacaksın. Neden ezemedim o yaprağı diye düşünürken, ağacının yeniden yapraklar çıkardığını görüp şaşıracaksın, hem de ne şaşırma! Bu kadar ağırken bu kalp nasıl olur da yeni nefesler üretiyor diye düşüneceksin. Kalbin durana kadar üretecek ve tüketeceksin o nefesleri. Tıpkı ilkbahar ve sonbahar gibi…

Yapraklara bastığın anda başını kaldırıp ağaca baktın ya, kendi ağacına… O zaman bütün yaprakları dökülmüştü, hepsi ayaklarının altındaydı. İşte o an anladın her şeyin gerçek olduğunu; çünkü ağaca oturup yaslanırken, yaprakların arasından bir çıkıp bir kaybolan güneşin ışıklarını görüyordun uykuyla uyanıklık arasında, hatırladın değil mi? Sen ağaç oldun, kalın gövdesi bedenin, uzun dalları saçların ve boynunda seni sana hatırlatan bordo fuların…

Şimdi dök üstündeki kurumuş yaprakları, yol uzun dedim ya sana! Yürümeye devam et, az ezilmiş yapraklara rağmen.

Leave a Reply

2 comments

  1. Gulcan

    Oncelikle cok profesyonelce oldugunu belirtmek istiyorum yazinin akisi o kadar temiz ki her an sikilmadan okunbilir ve gercekten insanlari alip goturebilir ben nazli arkadasimiza simdiden tesekkur ederim devaminin gelmesini dilerim tebrikler basarilarr :)

  2. Nazlı Terekeme

    Çok teşekkür ederim:)

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu