Cesurlar da Korktu, Korkuyor, Korkacak!

tel_örgüEsra’ya…

Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı, ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren;

Bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları !
Bunu size yaşatan ve yaşatmaya devam edecek bu korku elinizden daha ne alabilir?
Hitabım sizedir aslında. Ne bir partiye olacak sitemim ne de bir usulsüzlüğe yükleneceğim. Bir öğretmene yazacağım mesela yahut bir askere, belki de bir siyasetçiye. Kimliği bir önem teşkil eder mi?

Varmak istediğim nokta, sokakta yürüyen herhangi bir adamın düşüncelerinde saklı: Korkmadığını iddia eden ancak gözlerinde, dizlerinde bu duyguyu muhafaza eden her adamda. Aldığı her soluktan, attığı adımdan sorumlu; insanın her hamlesinde tereddüt etmesini sağlayan korkuyu yazacağım. Bize bu kurallarla bezenmiş, baskıdan başka bir şey barındırmayan hayatı yaşamaya zorlayan korkudan bahsedeceğim. Bir siyasi adamdan korkan köşe yazarına, bir törenin emrettiği dayatmalarından korkan yurdum insanına, üst mevkiden yağdırılan insanlık dışı emirleri korktuğu için uygulayan polise, yaşanan zulmü hükümet tarafından yasaklandı diye korkup görüntü almayan televizyonlara ve onların kukla kameramanlarına çatacağım.
Korku; bir kapana kısılmışlık, doğrusunu bildiğin yolu görmezden gelmek, yanlışı değiştirmeye cesareti olmamak. Amalgam gibi düşüncelerine yapışmış, tek tek her hücrenin hissettiği duygu.
Despot bir yönetime ses çıkarmamak mesela. Çalan çalsın, kaçan kaçsın mantığıyla kendi diyarında ömrünü bir hiç olarak tüketmek. Hak bildiğin yolu çıkarınla takas etmek.

Yazıktır ki bildiğimiz tek korkusuzluk dizilerde, kitaplarda varlığını sürdürür olmuş.

Ve hatta,

Don Kişot dahi inanmaz olmuş düşmanlarıyla savaştığına! Gördüğü güçlü düşmanların yel değirmenlerinden ibaret oluşunun farkına varmış! Korkmasa bile vazgeçmiş bir şeylere karşı çıkıp yanlışı düzeltmekten.

don_kisot_yuzunden_vatandasligi_reddedildi13675790800_h1021777

 

Korku, bir menfaatte gizli belki de. Yükselişin anahtarı, korkan evlatların mükafatı bir koltuk yahut para. Öyleyse sana soruyorum: Çıkarı olduğu için mi korkmalı bir insan evladı?

Kovulmaktan, yükselememekten, ayağının kaydırılmasından korkan insanım…

Güce tapan güçten öte kendi menfaatine köle insanım…

Diyeceğim şudur ki; ecelimiz, ülkemizin felaket sonu senin elinden olacak eminim. Ve bu ecel geldiği vakit korkun pişmanlığa dönüşecektir.

Kafasında daha fazla fikir barındıran bir insan diğer insanlara nazaran daha fazla eylemci sayılır.Bu eylemini ancak yazarak yahut konuşarak sürdürebilir. Baskıcı bir sisteme karşı koyabilecek gücümüzü ancak yazarak ve konuşarak toparlayabiliriz.  Sen sustukça, sen korktukça ne yazılması gerekenler yazılacak ne de müdahale edilmesi gereken olaylar gün ışığı görecektir. Yazmak da, yanlışı tespit etmek de, bunu dillendirmek de korkutmamalı seni.

Ve bil ki,

Biz aciz varlıklarız. Her insanoğlunun hissedeceği bir duygudur bu. Mesele korkusuz olmak değildir. Asıl mesele, korkunu seni harekete geçirecek gücü sağlayan yegane unsura çevirmektir. Hiç risk almadan, herkes tarafından pozitif değerlere sahip çıkarak kendini sevdirmeye çalıştığın bir dünyada varlığını sürdürme fikri kölelikten farksızdır. Şunu asla unutma: Bu ülkede, cesurlar da korktu, korkuyor ve korkacak!

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu