Bir “Yenilmez Armada” İktidarı: Ak Parti

1464_10201213885773913_1834962103_n

Halkın kendi kendini yönetmesi üzerine temellendirilen rejim; aslında çoğu zaman halkı dışarıda bırakıyor.

  Mevcut iktidarın başarısının sırlarını, yükselişinin püf noktalarına kafa patlatırken; aslında bu yükselişin pek de meşru olmayan yollardan geçtiğini, halkın selametine balta vuran birtakım müdahaleler üzerine konuşlandırılmış ve hatta yazılmış olduğunu görebilmek de mümkün. Ancak bu analizler pek de sesini duyuramamıştır. Bu sesi cılız analizlerin bir kez daha üzerinden geçerek iktidarın aslında neleri başarıp bu noktalara geldiği değil de, bizden ne alarak bu müdahale edilemez sistemi kurduğunu kavramak, son dönemlerde şu pek meşhur “bu saatten sonra elimizden ne gelir ki” sorunsalına verilebilecek en güzel cevap niteliğindedir.  İktidarın gücünü halktan aldığı, bu memleketin halkının sandıkta cevabını verdiği  düşüncesi doğru olduğu kadar arkasındaki  iktidar olmayı destekleyici faktörlerin görmezden gelinmesi ya da mevcut iktidarın müdahaleleri sonucu bu durumların üstünün örtülmesi sadece kağıt üzerinde bir cumhuriyet bırakmış, devletin denetleme makamlarının elindeki müdahale hakkı alınarak, iktidar adı altında tarihi geri sarıp  bir padişahlık sisteminin önünü açmıştır. Peki mevcut iktidar, iktidar olmak için sandıktaki başarısından başka ne yapmıştır?

Her iktidarın uygulamaya çalışıp eline yüzüne bulaştırdığı hamle, “yenilmez armada” iktidarı  tarafından da denenmiştir. İktidara geldiği vakit, ilk iş olarak devlet kadrolarındaki memurlarda köklü değişiklikler yaparak işin ehli yapıyı reddedip yandaşlarının yükselmesine göz yummuş ve bugünkü çarpık düzeni doğurmuştur. Şu andaki “devlet memurluğu” statüsü devletin sırtından refah elde etme peşinde olan zihniyetle doldurulmuş ve halkın gözünde memurluğun itibarı zedelenmiştir. Bu durumun ortaya çıkması iktidarın yönetimini kolaylaştırırken, halk kanadında ayıplayıp söylenmekten öteye gitmemiş olacak ki bu çarpık düzen geri döndürelemez boyutlara ulaşmıştır. İktidar, ilk sınavından başarıyla geçerek kendini başka bir konuda hakim kılmaya odaklamıştır.

Yeterince büyük bir borç altında olan devletin durumunu düzeltmek amacıyla sürekli artırılan vergiler aslında devletin menfaatine kullanılmadığı aşikar. Artırılan vergiler, halkın gücünü kısıtlayarak refaha kavuşmasını bir nebze olsun engelleyebilmektedir. Her politikacı bilir ki, bir halkın refaha kavuşması demek o halkın düşünmesi, eylem hakkını daha çok kullanması demektir. Tabiri caizse halkı zapt edilemez bir boyuta getirir. Bu faktör tırmanmakta olan bir gücün sevmeyeceği türden bir durumdur. Bugün meydanlarda ufak çaplı bir anket yapılsa, gelir düzeyi ortanın altında olan kesimin söz hakkının olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. Uzun lafın kısası : “Katıra benzer avam; yük altında uysaldır, fazla dinlenince azar.”

Bir milletin yönetenlerinin yegane amacı ülkenin refahını yüceltmek olduğu gibi emniyetini de sağlamaktır. Bu emniyet mevcut iktidar tarafından düşünce üzerine yapılan zorbalıklarla sağlanmaya çalışılmıştır. Zorbalık, ülkenin her alanda hürriyetini baltaladığı gibi her türlü fenalığın da baş göstermesine ortam hazırlar.Unutulmamalıdır ki milletin düşüncesini baskı altında tutmak, tek tip düşünceye boyun eğilmesini sağlamak bu toprakların fertlerini birtakım gizli yollar aramaya zorlar.  Basın hürriyeti bu konuda son zamanlarda en fazla darbe yemiş alanlardan biridir. Karşısına alarak yahut bünyesine ekleyerek basını  “tek tip basın ordusu” haline çeviren iktidar,  aslında basının  kötülükle savaşmak ve faydalı olmak isteyen her hükümetin vazgeçilmez müttefiki olduğu fikrini görmezden gelmiştir. Medyanın  ve özgür kalemlerin yazdıkları- yayınladıkları eleştiriler, analizler ancak hatalarını düzeltmek istemeyen, tenkite karşı duvar örmüş bir iktidar için tehlikedir.

Yukarıda belirttiğim  sorunların çözümü aranmadığı sürece iktidarın gücü gün geçtikçe tekelleşmeye devam edecektir.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu