Bir Efsanenin Ardından : Manchester United

Kırmızı Şeytanlar

Kırmızı Şeytanlar

İngiltere futbolunu biraz takip etmiş biriyseniz bir adamın bir takımın kaderini nasıl değiştirebileceğini yakından görmüşsünüzdür. ”Sir” Alex Ferguson ‘‘kaybeden” bir takım olarak 1986 yılında devraldığı Manchester United’i bir ”dünya devi” olarak 2013 yılında David Moyes’e bırakırken bir çok futbolseverin gözü arkada kalmamış gibi gözüküyordu. Dile kolay Moyes’e 11 defa Premier Lig‘i 2 defa da Şampiyonlar Ligi‘ni kazanmış bir kadro bırakıyordu. Takımın belli başlı bir problemi gözükmüyor her mevkide dünyaca ünlü isimlere sahip bu takım transfer döneminde de bunların hiçbirini kaybetmezken yeni sezona da takviyelerle giriyordu.

 

Yıldızlarla dolu bir kadro.

Yıldızlarla dolu bir kadro.

Tablo bu kadar parlak gözükürken Moyes’te işler bir türlü yolunda gitmedi. Takım yapısını bir türlü oluşturamamış bir de üstüne Rooney gibi bir yıldızla problem yaşamışsanız eleştirilmeniz gayet doğaldır. İşin gerçeği Alex Ferguson hemen hemen her sene bir yıldızla problem yaşardı ama taviz vermeyen yapısı sayesinde yıldız oyuncular ya Ferguson’un sözüne gelir veya da yüksek bedellere satılırdı ki Ferguson hemen yeni takviyelerle boşluklarını doldururdu. Bunu da Chelsea veya Real Madrid gibi büyük paralar dökerek yapmaz genç oyunculara güvenirdi. Beckham, Stam, Yorke ve Ruud Van Nistelrooy ‘u gönderip hala taraftarının 1 numarası olmak sadece Ferguson’un yapabileceği bir iş olsa gerek. Hatta hangi antrenör Beckham’a krampon fırlatabilir ki ? Moyes mi ? Moyes, Beckham’ı görse imzalı fotoğrafını ister. İşte bunu bilen Rooney’de taviz vermedi ” ya oynatırsın ya giderim ” kozu işe yaradı. Kurt teknik adam Mourinho’da Rooney’e talip olduklarını söyleyince Moyes çaresiz kaldı ve Rooney’e boyun eğdi. Bu olay yıllar sonra Manchester United’ta ilk defa oluyordu. Peki Ferguson olsa ne mi olurdu? Rooney’i rakibi Chelsea’ye satmaz gider Real Madrid’e yüksek bir bedele satar yerine de ya sattığının yarı fiyatına genç bir oyuncu alır ya da Welbeck veya Chicharito‘dan birini parlatırdı.

Öğreneceğin çok şey var Moyes.

Öğreneceğin çok şey var Moyes.

Peki kupadan elenmiş lige çoktan havlu atmış Moyes’in tutanacak bir dalı kaldı mı ? Aslında bunun olduğu söylenebilir. Ferguson takımın başına geldiği ilk yıl elinde 19 yıldır şampiyon olamamış bir takım, iç sahada alınmış ağır yenilgiler ve peşpeşe gelen mağlubiyet serileri vardı. Ligi ilk sezon 11. sırada bitiren takımın Ferguson’u ilk sezonundan kovması gayet anlaşılır karşılanabilirdi. Ama kulüp Ferguson’un arkasında durdu ve ” Ferguson Çetesi ” diye tabir edebileceğimiz Beckham- Scholes – Giggs – Neville Kardeşler – Cantona gibi genç oyuncularla başarı kaçınılmaz oldu.

1992 sezonu gençleri.

1992 sezonu gençleri.

Yıllar onları yıpratamadı.

Yıllar onları yıpratamadı.

Yani Moyes’in ilk sezonu kötü olabilir  ve Ferguson örneğini vererek yönetimden 1 sene daha kazanabilir. Ama 2. sezon herhangi bir başarısızlık durumunda bahanesi kalmamış olacak. Bu yüzden Moyes’in acil bir ” Moyes Çetesi ” ne  ihtiyacı var, Moyes’te bunun farkında olacak ki kulüpten 100 milyon euro‘luk bir transfer bütçesi talep ettiği bütün spor bültenlerinde konuşuluyor. Yönetimin ise buna nasıl yaklaşacağı merak konusu  çünkü Ferguson tarzı parlat – sat mantığıyla hareket eden bir yapıdan Real Madrid tarzı ” hazıra kon ” mentalitesine bürünmek kulübün alışık olmadığı bir durum ve Moyes’in yıldız oyuncularla geçinip geçinemeyeceğini de ayrı bir problem olarak göze çarpıyor. Moyes’in  bir Ferguson olamayacağını gördük, peki kendi tarzıyla bir efsane olabilecek mi ? Hikayenin sonunu hep beraber izleyip göreceğiz.

Hem yıldızlarını hem ağzındaki sakızı özlüyoruz Fergie..

Hem yıldızlarını hem ağzındaki sakızı özlüyoruz Fergie..

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu