Başımızın Üzerine Çöken Sis

Geçmişten bugüne yaşananlar, insanlara politikanın kirli bir çukur olduğunu benimsetmiş artık, ikna olmuyorlar. Siyaset yalnızca ikiyüzlü insanların işi onlar için. Sonuç ne olursa olsun halkın kaybettiği bir çeşit kumar belki de. Politikaya dair en ufak bir pozitif bakışın karşısında duran bu insanlar üstelik şu uydurulmuş ama gerçeğinden daha meşhur olan politika tanımını sürüyorlar önümüze kanıt olarak.

“Poli: Çok, birçok , Tika: yalanlar ve dolayısıyla Politika: Birçok yalan”

Elbette politika kelimesinin etimolojisi bu değil. Olmamalı da. Yönetmenin, yönetilmenin, temsil edilmenin daha basit daha az çamurlu bir yolu olmalı. “Siyaset okuyorum.” ya da “Siyasetle ilgileniyorum.” dediğimizde büyüklerimizin o bize çevrilen kötümser bakışları değişmeli. “Siyasetçi değil mi işleri yalan dolan!” cümlesi aslında hiç var olmamalı. Herkese güven verecek bir sistem, insanlar, siyaset mümkün olmalı.

Gereklilik kiplerini birbiri ardına sıralayıp en baştan bir dünya hayal etmesi kolay. Gelin bir de bu hayalleri gerçeklik kalıplarının içerisinde deneyelim, bakalım karşılık bulacak mı? Bahsettiğimiz insanların ikna olmak için yeterli sebepleri var mı? Şöyle bir bakalım etrafımıza. Hangi siyasetçi yadırgıyor bu “birçok yalan” tanımı? Her seçim öncesi birbirlerine geri dönüşü olmayan sözler sarf eden bu liderler üç ay sonra can ciğer olabiliyorken siyasette dürüstlükten bahsetmek ne kadar mümkün?

Soruların ardından örnekler beliriyor kafamızda. Henüz geçtiğimiz kış masaya oturup el sıkıştıklarına bugün nefret kusanlar… Faiz lobisi deyip, meclise giren 4 siyasi partiyi aynı rengin farklı tonları olmakla suçlayıp beklediği oyu alamayınca iktidarla ortaklık arayışına girenler… Türkiyelileşme yolunda teröre sırt yaslayanlar… Kameraları peşine takıp şehit haberi vermeye gidenler… Ve ağzına kadar dolu gündemimizin bilip bilmediğimiz nice anlamsız çelişkileri…

İnsanlar ve fikirleri değişir denmesin çünkü bunun adı değişim değil. Bu gördüklerimiz yalnızca “yaş yere yatmamak” adına izlenen yollar. İşte bu menfaatçilik, politikayı bataklığa çeviren. Siyasetçilerin(!) çıkarlarını gözetmek adına her çırpınışları ise, onları biraz daha dibe çekiyor. Çünkü olması gereken bu değil. Hayalini kurduğumuz yerlerde söylenen sözler hâlâ senet yerine geçiyor. İnsanların, nefisleri önüne koyabilecekleri değerleri var. Yönetmenin, yönetilmenin, temsil edilmenin daha basit ve daha az çamurlu yolları var.

Gereklilik kiplerinden şimdiki zamana geçişin sertliği bu kez daha da belirginleşiyor.

Yüz sayısı olarak 2, makul bir rakam gibi görünüyor.

Kumarlar kaybediliyor.

Politika, yalana indirgeniyor.

Siyasetçilerin(!) işi yalan dolan oluyor.

Kötümser bakışlar anlamlanıyor.

Ve yeniden bir sis çöküyor başımızın üzerine.

Dağılması ümidiyle en baştan bir dünya hayal ediyoruz.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu