Ne istiyorum biliyor musun?

Şu son yaşananlara, hazin mi dersin hızlandırılmış mı dersin yoksa çıkar çatışmasına en güzel örnek teşkil eden olaylar mı dersin sana kalmış. Bir teorinin, bir sistemin –demokrasi gibi- eldivenleri takılmadan incelensin, düşünülsün de işlerin nasıl yürüdüğü iyice anlaşılsın artık derim ben sadece.
Ne  “demokratik ülke olmanın gereklilikleri” kalıbıyla başlayan cümleleri her fırsatta  gözüne sokacağım, ne de bu sistemin gerekliliğinden dem vuracağım.

Gerek yok!

İhtiyaç dahi hissetmiyoruz, hissetmiyorlar!

Göstermelik hak hukuktan bahseden metinlerle vakit kaybetmeyeceğim! Yıkın, unutun şu kalıbı… Ve  hatta bitirin şu pek “demokratik sistemi” de işler daha rahat yürüsün en azından.
Dur sakinleş de dinle hele, anlatacaklarım bitmedi.
Demokrasi rüyasına takılıp verdiğin oyların haddi hesabı yok. Sandığına her oy atışında, attıktan sonra dışarı çıktığın vakit vatanseverlik duyguların kabarmış bir şekilde yaktığın keyif sigarasından başka hangi amacına ulaştı bu pek “demokratik” eylemin, sorarım sana.  Hangi sonucu değiştirebildiğine inandın bugüne kadar? İnandıysan da yol yakınken dön geri kandırmayalım birbirimizi…
Neden mi? Müsaade et izah edeyim.
Dedin ve dedik ki son seçimlerde, Erdoğan’a bir ders verip vazgeçilmez olmadığını bu sefer göstereceğim. Gösterebildin mi gerçekten?  Gördün mü sen şu “uzun adamın” yaptıklarını?.. Kavrayabildin mi ona ne kadar da muhtaç olduğunu, olduğumuzu?
O istemediği sürece, yazı yazılamayacak, haber yapılamayacak derken listeye yeni bir madde daha ekledik. Hükümet dahi kurulamayacak…
Ne demek bu “hükümet dahi kurulamayacak”?
Takip ediyor musun bilmiyorum. Sahi kaç gün geçti sen birilerini seçeli? Nerede senin seçtiklerin? Geçebildi mi işlerinin başına?.. Temsil edebildi mi layıkıyla seni?..  Bu soru listesi böylece uzayıp gidiyor. Ağrıtmayacağım başını merak etme.

Onlar da senin gibi paşadan ve onun danışman ordusundan ferman bekliyorlar. İki dudağının arasına bakıyorlar.
“Tez hükümet kurula!”
Kurulmadıysa da “biz seçilene kadar seçim” paradoksu… Şimdi tekrar hatırlatıyorum. Yaşasın üç aşağı beş yukarı yan sanayi demokrasi! Gerek var mı?

***

Demek ki neymiş? Sen oy vermişsin ya da vermemişsin bir vasfın, bir önemin yok.

Bu ülke için, yönetimi elinde bulunduranlar için yoldaki küçük bir taş parçasından ibaretsin.Sana takılsalar dahi en fazla yavaşlatabilirsin. Olacak olanların önüne geçebileceğini sana düşündüren neydi?
Sen halk olarak yeni ve köklü  bir çözüm üretene kadar seni yok saymaktan başka çaremiz yok.

Ne demişler vakti zamanında?..“Halka rağmen, halk için”. Şimdi çok daha iyi anlaşılıyor bu laf değil mi ?

***

“Dağdaki çobanla benim oyum bir mi” lafını hatırlıyorsundur. Ne de güzel tepki vermiştik… Olur mu öyle şey canım diyerek. Aslında mevzu aynen o lafta dediği gibi ancak “masum köylüye” saldırmasındandır bunca tepkiyi alması.
Bu yüzden, güncelliyorum o lafı senin için…

Şehirli, okumuş “basit” bir adamla; tepenin, seni yönetenin ve hatta senin benim henüz bilmediğimiz yöneticilerimizin oyu bir mi güzel kardeşim?

Sen hala %13’ünü sağda solda anlatıp övün demokrasi diye. Sen hala yaşasın hakların kardeşliği, özgür bir ülke için demokrasi kalıplarını günde üç posta vicdanına yedir. Mecliste çözsün diye gönderdiğimiz adamların da gücünün bir yere kadar etkili olduğunu anlaman için daha kaç olay yaşanması gerek, düşün derim. Örgüte bağlı olmadığını her fırsatta dile getiren bu insanlarımız neden onlara toz kondurmuyor, bilmek gerek. Hem örgütten hem meclisten yediği tokatlarla nereye kadar dayanır bu %13. Butün bunlar da demokrasi paketine dahil miydi?

Sen hala bu meclisin milliyetçilere ihtiyacı olduğunu düşün. Senin milliyetçin çok değil daha bir iki gün önce yapılan saldırının faillerini araştırmama taraftarı oldu. Sen cenazelerde saf tutup, göz yaşı dökerken senin milliyetçilerin, senin “oyuna” ihanet etmedi mi?
Artık kim hangi fikri savunur oldu bilmiyorum, göremiyorum. Eskiden sokaklarda güzel bir oyun vardı. Tekerlemesi meşhurdur hatta.”Bul karayı, al parayı”. Her kap, her parti artık birbirine benzer duruma geldi. İşi şansa bırakıp da attığın oy sana ne karayı ne de parayı buldurabilir. O yüzdendir ki, oyundan da partinden de bir şey bekleme. Yalnızca arkana otur ve olanları izle. Senin demokrasin ancak bunu yapmana izin verebiliyor.
Ve tüm bu anlattıklarımdan hareketle sana kondurabileceğim tek şey kalıyor. Sen bir ayısın güzel kardeşim… Köprüyü geçene kadar “dayı” olan bir “ayısın”. Bunu kabul etmekle başlayalım.

Leave a Reply