Bazı anları gerçekleştiği zamanda, olduğu ve yaşandığı gibi bırakıyoruz. Üzerine düşünmüyor, önemsemiyor ve sonrasında da hatırlamıyoruz. Ancak her an böyle gelip geçmiyor. Bazı anlar bizimle kalıyor. Ama onları da yaşandığı gibi yanımızda tutamıyoruz. O anın bize hissettirdiklerini ve etkisini, yani o anı düşünmekle doldurduğumuz diğer anları da topluyor ve hepsini ”ı” harfine koyuyoruz. Hafızamız ve bakış açımızla yoğurduğumuz anlardan anılarımızı yaratıyoruz. O anın izini taşımaya başlıyoruz.

Bu anlar ve anılar arasında çok duyduğum bir felsefeden bahsetmek istiyorum: ”Anı yaşa”. Çok kısa ve basit duyuluyor. Ama bir anı diğer hatıralarımızdan ve geleceğe ilişkin düşüncelerimizde uzaklaştırıp tek başına bırakmak çok zor. Tek başına bıraktığın o an ile yalnız kalmak da. Ama o kadar çok söyleniyor ki bu laf, üzerine düşünmemek mümkün değil. Anın tadını çıkar! Bugün son gününmüş gibi yaşa! Bence bu felsefeyi özümsemek imkansıza çok yakın, en azından benim için. Geleceğe dair umut ve kaygılardan, geçmişte takıldığım güzel ve kötü anılardan kopmak zor. Sanki çok kaşınan bir yara izini kaşımayı bırakmak ve yürürken gözlerini kapamak gibi.

Gözlerimi kapayamamam ve yara izini kaşımayı bırakamamam yani anda kalmayı çok iyi becerememem üzerine bir atölyeye katıldım. Tek seferlik bir seramik atölyesine. Atölyede döküm yöntemi ile bardaklar yaptık. Ne çok fazla yetenek, ne de çok fazla uğraş gerekliydi. Önce kalıpları getirdiler. Kalıplar içi oyulmuş bir taşa benziyordu. O kalıplardan nasıl bardak elde edeceğimizi çok anlamadım. Kalıplarımızın içine istediğimiz şekilleri ve figürleri çizdik. Renkli çamurlarla boyadık. Fırçalarla sıçratma yaptık. Ben biraz çamurla oynadım. Sonrasında yeşil-gri renkli bir çamuru kalıbın oyuk kısmına boşalttık.

Oyuğun tamamını doldurduk. Bardağın dış kısmı bizim boyadığımız şekilde olacaktı ancak oyuğun içi tamamen dolu olduğu için iç kısmını hala gözümde canlandıramıyordum. Biraz daha bekledik ve sonrasında oyuğun içini doldurduğumuz bütün çamuru geri boşalttık. Geriye bir bardak kalınlığında bir katman kaldı. Baştan beri çözemediğim kalıbın işleyişini anladım. İçine döktüğümüz çamur dıştan kurumaya başladığından, belli bir süre sonra döktüğümüzde bardak şeklini alıyordu. İçinde kalan çamuru döktükten sonra, akarken üstte kalan parçaları kestik. Kalan katmanı da çıkardık, bardağımıza baktık ve fırına verilmek üzere atölyeye verdik.

Bardak yapma sürecimi, anı yakalayabildiğim için veya döküm yaparken bütün düşüncelerimden ve anılarımdan arındığım için anlatmadım. Aksine, tek başıma gittiğim bu atölyede bardağı yaparken, bardak dışında düşünebileceğim her şeyi düşündüm. Buradan çıkınca ne yapacağımı düşündüm, yarınımı planladım. Küçükken katıldığım seramik derslerini, ileride seramik dersi alıp almayacağımı düşündüm. Yani anlayacağınız an’ımla yalnız kalmadım, etrafımız oldukça kalabalıktı.

Niye bu atölyeyi anlattığımı soracak olursanız, bardağımı gördüğümde bir şey fark ettim. Bardağım, döküm yaparken kurtulamadığım düşüncelerimden kurtulmuştu. Üzerindeki hiçbir iz, kesin veya bardağın şeklinin ne benim yarın için yaptığım planlarla ne de küçükken katıldığım derslerle bir alakası vardı. Bardağım sadece atölye sırasında yaptıklarımdan, benim onun üzerinde bıraktığım izlerden ibaretti. Ben uzak kalamasam da bardağım anılardan, geçmişe ve geleceğe dair düşüncelerden uzaktı. Ama boyadığım anı da yansıtıyordu diyemem çünkü o anda sadece bardak yoktu aklımda. Ne an ne de anı, bardağım sadece ‘ı’ydı. Bardağı yaparken hissettiklerim ve düşündüklerimdi. O anın etkisiyle yaptığım bir üründü.

Sanatla uğraşın, seramik yapın gibi bir tavsiye vermem mümkün değil. Sadece anı yaşayamayan ve anıların izlerini üzerinden atamayan biri olarak anılardan ayıramadığım bir anın üzerinde kendime ait bir iz bırakmayı sevdiğimi söyleyebilirim. Merak ediyorsanız, bardağım çok güzel olmadı. Ancak döküm atölyesine dair düşündüklerimi buraya yazarak o an’ı değiştirmiş, düşüncelerimle şekillendirmiş ve bir anı daha toplamış oldum. ‘I’ harfini ‘an’a ekledim ancak bu harfin bir kısmını da yanıma almış oldum. Hem o an’a hem de bu anıma dair bir bardağım olmuş oldu.

Kaynakça

https://www.freepik.com/free-photos-vectors/pottery

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu