AKP ve Cemaat: Zulüm Kardeşliği

page_abdli-yetkililer-chpye-en-cok-akp-cemaat-kavgasini-soruyor_278981285               Bu topraklar üzerinde siyaset yapılmaya devam ettiği sürece  yakındığımız meşhur “kadrolaşma” konusundan bir türlü uzak duramayacağız anlaşılan. Devletin başına demokratik yollarla getirdiğimiz her hükümet, kendi menfaatleri doğrultusunda birçok mevkiye kendi adamlarını yerleştirecek; koltuğun sahip olduğu birtakım güçleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir. “Bu teşebbüse her aklı selim insan gibi benim de karşı duruşum değişmez.” dediğim zamanları hatırlıyorum. Yanıldım mı bilmiyorum ancak bir şeyleri karmaşık siyaset denkleminden çıkarmadığım sürece bir çözüm üretilemeyeceğini fark etmem bu yazının gidişatını epey değiştirecek gibi.

Belki de siyaset dediğimiz bu kavramın içerdiği  bir takım pislikleri yokmuş gibi farz etmek, siyasetin içinde mevcut olan gücü dizginleyebilmemiz ve siyaseti doğru yolda kullanılan bir araca çevirmemiz için fırsat doğurur. Bu yüzdendir ki kadrolaşma gerçeğini kabul ediyor ve bu durumu artık suç olarak tanımlamamaya başlıyorum. Velhasıl kelam bir şeyleri düzeltmek için biraz da kirlenmek gerektiğini öğreniyorum.
                 “Son yıllarda kamuoyunu oldukça meşgul eden cemaat-hükümet kavgasının galibi kim olursa olsun oturup büyük bir keyifle izleyeceğim” argümanına karşı olmakla birlikte, bu karşı duruşum “it dalaşının” taraflarından birine dahil olduğum anlamına da gelmez elbette. İçinde bulunduğumuz durumu örnekle somutlaştıracak olursam eğer:
Siyasetimiz, kumar masası; bizler, çıkış yoluna çare olarak cebindeki son parasını kumara yatıran adamın durumundan farksızız.

 

Madem ki oturduk bir kez bu masaya, elimizden az kayıpla çıkmak adına bir şeyler yapmaya da başlayabiliriz.

Yakın geçmişte  yaşanan kurumlar arası çatışmalara şöyle bir göz gezdirdiğimizde mevcut hükümetin gitmek istediği yolu az buçuk tahmin edebiliriz. Yönetimde tek söz sahibi olma arzusu yegane amaçlarıymış gibi bir tablo çiziyorlar. Elinde bulundurduğu gücü kaybetme korkusu olmasına rağmen daha da fazla güç isteği  talebini görüyor ve bahsi dengeyi sağlamak adına  karşı taraftan yana(cemaat) arttırıyorum.

 

Güzide memleketimin resmi belgeler olmadan söylenenleri kuru gürültü olarak kabul ettiğinin farkındayım. Bunun içindir ki akp ve cemaatin ortak çalışmasını bir varsayım kabul ederek başlıyorum akıl yürütmeye. Diyelim ki kaç dönemdir akp hükümeti  bu güzel(!) kardeş oluşumuna belli vazifeler verip belli makamlara getirmiş olsun. Ve yine diyelim ki bu kardeşi ona ihanet ederek büyük bir savaşın fitilini ateşlesin. Halkın tepkisi sadece devletin içinde oluşan bu oluşuma mı olmalıdır? Etrafta mazlumu oynayan hükümet için yapabilecek hiç mi bir şey yoktur? recep-tayyip-erdogan-vs-fethullah-gulen-318908-07C6-5763-783C
Ülkemizde mevcut olan ancak belini kendi iç çatışmalarından dolayı doğrultamayan muhalefet partilerinden çözüm ummanın boşa tüketilen zamandan başka bir anlam ifade etmediğini artık halk anlamış, bu işi yeni yöntemlerle çözmek gerektiği fikrinde toplanmıştır.

Peki belirleyeceğimiz  yöntem nasıl olmalıdır?

Cemaatin bu topraklar üzerinden silinmesi fikri, oluşumun içinde bulunmayan insanlar tarafından sıcak karşılansa da bu durum onları da dahil tüm ülkeyi felakete bir adım daha yaklaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hükümet, karşısında bir güç bulmayacak ve denetlenememezlik durumu onları daha da güçlü kılacaktır.  Hükümetin politikalarına isyan edip de karşı güç oluşturulsun talebinde bulunan insanlarımız daha önce toparlanamayan bu gücün önümüze hazır sunulduğunu fark etmeli. Bu  güçten kaynak alarak dengeyi tekrar  getirmeye çalışmak etik değil ancak mantıklı bir hamle olacaktır. Akp hükümetinin yıllarca üstünde durup hazırladığı, ona “ihanet eden” mevcut kadroları muhafaza etmeye çalışarak hükümetin bu mutlak  güce ulaşma çabasını bir nebze olsun baltayabilir miyiz bilmiyorum ancak denemeye değer. Bahsini ettiğimiz teşebbüsü elimizin tersiyle ittirdiğimiz takdirde hükümet kanadının yeni kadrolaşma operasyonları hız kazanarak kadrolarını “iyileştirmeye” çalışacaktır. Nitekim adalet için yapıldığı kılıfının altına saklanan 14 Aralık operasyonu olarak adlandırdığımız hamle hükümetin “paralel” safsatalarını öne sürerek kadrolarını iyileştirmeye yönelik attığı adımların en günceli olarak kabul edilebilir.

Bu son adımın bir başlangıç olduğunu anlamak çok da zor olmasa gerek.

 

*İt dalaşı, iki ülkeye ait savaş uçaklarının birbiri çevresinde burgu gibi dönüşlerle taciz için manevra yapması anlamında kullanılmaktadır.

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu