Müzikal Bir Süper Kahraman: ZOEY’S EXTRAORDINARY PLAYLIST

Zoey’s Extraordinary Playlist, 2020’de çıkmış taptaze bir müzikal dizi. Yalnız “müzikal” sözcüğü size yanıltmasın çünkü bu dizi “müzikal dizi” kategorisindeki dizilerden biraz farklı. Hatta “müzikal”i burada müzikal tiyatro yerine müzikli içerik olarak kullanmak daha doğru olur çünkü bu dizi ne Smash’teki gibi Broadway’de bir müzikalin yaratılma sürecini anlatıyor ne de Crazy Ex-Girlfriend gibi müzikal hayranı bir kadının hayatını müzikal gibi yaşamasını. Aksine Zoey’s Extraordinary Playlist’in, izlediğim ilk 3 bölümde “Broadway” kelimesini kullandığını bile fark etmedim.

Biraz dizinin konusundan bahsedelim: Zoey, hayat seçimi olarak podcast dinlemeyi müzik dinlemeye tercih eden, bilgisayar programcısı bir kadındır. Bir gün baş ağrısından dolayı MRI çektirmeye gider ve tarama yapılırken Zoey’e müzik dinletilir. Tam bu tarama sırasında deprem olur ve Zoey süper güçlerini kazanır, artık ne zaman etrafında yardıma ihtiyaç duyan veya arzu, sevgi gibi yoğun duygular yaşayan, seslerini duyurmaya ihtiyaçları olan insanlar varsa, Zoey bu duyguları şarkı olarak duymaya başlar. Böylece Zoey, müziğin diliyle zihin okuma yetisi kazanır. Bir çeşit müzikal süper kahraman diyebiliriz yani! Konuyu daha iyi kavramak için fragmanına bir göz atalım:

Dizideki şarkılara gelince de dizi, müzik türü açısından oldukça zengin. “Müzikal” diziler arasından en çok Glee’ye benzediğini söyleyebilirim. Söylenen şarkılar arasında Help-The Beatles, I Wanna Dance With Somebody– Whitney Houston, Wrecking Ball-Miley Cyrus, Should I Stay or Should I Go- The Clash bulunuyor. Yani dizi, sadece müzikal tiyatrodan hoşlanan bünyelere hitap etmeye çalışmayıp şarkı skalasını oldukça geniş tutuyor.

“Müzikal” olgusuyla çok ilgilenmeyen veya yeni yeni ilgilenmeye başlayan insanları müzikallere ısındırmak için biçilmiş kaftan bir dizi! Dahası, benim gibi müzikal şarkılar konusunda fazlaca bilgiye sahip olup popüler kültürden oldukça uzak kalmış insanlar için de kola altın bilezik olacak popüler şarkılar öğretiyor. Yani dizinin müzikal bilmeyen insanlar ve müzikal tiyatro hayranları arasında bir uzlaşma niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan dizinin bende oldukça olumlu bir izlenim bıraktığını söyleyebilirim. Daha önce incelediğim Crazy Ex Girlfriend ile karşılaştırırsak; bir anda başlayan, herkesin koreografileri bildiği müzikal sahneleri çok daha “inanılabilir” ve gerçekçi kılmayı başarıyor Zoey’s Extraordinary Playlist, hem de bu başarıya ana karaktere doğa üstü güçler vererek erişiyor!

İlk bölüm hakkındaki izlenimlerime gelirsek, her ne kadar böyle bir dizinin yapılmış olmasına çok sevinsem de bütün olayların ilk bölüme sıkıştırılmış olması beni biraz şüpheye düşürdü ve dizinin gelecekte konu sıkıntısı çekeceği izlenimini yarattı. Bunun yanında ana karakterimizin süper gücü haricindeki konular klişelikten uzak durmayı başaramıyordu fakat diziye devam ettikçe bu yargılarımda haksız çıktığımı gördüm ve konseptin -süper gücün- ilgi çekiciliği artmaya başladı.

Dizinin en hoşuma giden yanlarından bir diğeri de benzeri diğer dizilere göre sıradan hayattaki mücadeleler, ailevi sıkıntılar üzerine daha çok odaklanması. Bu dizi, gerçekçi sorunlarla gerçekçi olmayan yollarla baş eden bir süper kahramanın hikayesi.

Her ne kadar “ailevi sıkıntılar” konusuna daha çok dikkat çekmek istesem de insanlara spoiler vermis olmak istemiyorum. Söz ettiğim gibi ilk bölümde neredeyse bir sezona yetecek fazlalıkta olay gerçekleştiği için söyleyeceklerimin diziyle ilgili çok önemli bir ipucu taşımayacığını umuyorum. İlk bölümde Zoey’nin, yeni güçleriyle herkesin derdini duyup onlara yardım etme koşuşturmacasına dalmışken kendi dertlerine vakit ayıramayan bir duruma düştüğünü görüyoruz. Fakat kendi hayatı da pek sakin değil. Günlük işlerinin arasında oldukça yoğun bir meslek hayatının yanında hasta babasına destek olmak da var. Baba figürünün yaşadığı nörolojik hastalıktan dolayı konuşma yetisini kaybetmiş olduğunu görüyoruz. İşte tam burada Zoey’nin süper gücü kendi işine de yaramaya başlıyor ve Zoey ilk defa babasının şarkısını duyuyor. Bu güzel baba-kız ilişkisi ve bütün aile üyelerinin bir araya gelip birbirlerine verdikleri destek bana göre bu diziyi biraz da olsa “çerezlik dizi” niteliğinden kurtaran detaylar. Merak edenler bahsettiğim anın performansına aşağıdaki linkten ulaşabilirler.

Yazımı bitirmeden önce dizideki ünlü isimlerden bahsetmek istiyorum. Dizinin başrolü Zoey’i Suburgatory adlı diziden hatırlayabileceğiniz Jane Levy canlandırıyor. En yakın arkadaşı Max ise Pitch Perfect ve Crazy Ex Girlfriend’den hatırlayabileceğiniz Skylar Astin tarafından canlandırılıyor. Bunun yanında oyuncu kadrosunda Glee’nin Unique karakteri Alex Newell ve Gilmore Girls’den Lauren Graham yer alıyor. Benim oldukça keyifli bulduğum bu yepyeni diziye sizin de bir şans vereceğinizi umuyorum, şimdiden iyi seyirler!

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu