Karbon Ayak İzimizi Azaltmak: Bölüm II

Dünyamıza bıraktığımız karbon salınımının zararlarından ve bu konuda yok etmek için yapabileceklerimizden bu yazı dizisinin ilk bölümünde daha önce bahsetmiştim. Şimdiyse bunların ötesinde yapabileceğimiz şeylerden bahsetmek istiyorum.

1. Permakültür tarımı desteklemek ve kendi sebzelerimizi yetiştirmek

Ülkemiz için permakültür tarım kavramı henüz çok yeni olsa da bu girişimde bulunan pek çok çiftlik var. Permakültür kavramının isim babası Bill Mollison, Permakültür: Bir Tasarımcı Elkitabı adlı eserinde permakültürü şöyle tanımlar: Permakültür, doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnekliğine sahip olan tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır. Üzerinde yaşayan insanlar ile arazinin, gıda, enerji, barınak ve diğer maddi ve manevi ihtiyaçları sürdürülebilir bir şekilde karşılayan ahenkli bütünleşmeleridir.

Kısacası, permakültür sürdürülebilir insan yerleşimleri kurgulayabilmemizi sağlayan bütünsel bir tasarım bilimidir. Bill Mollison permakültürün etik ilkelerini şöyle sıralamaktadır

1. Yeryüzüne özen gösterme: bütün yaşam sistemlerinin, canlı cansız bütün varlıkların devamı ve çoğalması için gerekli koşulları sağlama.

2. İnsanlara özen gösterme: İnsanların gıda, barınak, eğitim, tatmin edici iş ve keyifli insan ilişkilerine sahip olarak sağlıklı bir şekilde var olmaları için gerekli kaynaklara ulaşmalarını sağlama.

3. Nüfus ve tüketime sınır getirme: ihtiyaçların kontrol altına alarak yukarıdaki ilkeleri desteklemek için kaynaklar temin edilebilir Zaman, para veya enerji cinsinden olabilecek bu kaynaklar birinci ve ikinci ilkelerin gerçekleştirilmesinde kullanılabilir.

Ayrıca kendi balkonumuzda da sayısız sebzeyi toprağa dahi ihtiyaç duymadan, sadece su kullanarak yetiştirebilirsiniz.

2. Ev yapımı kozmetik ve temizlik malzemeleri üretmek

Piyasada üretilen neredeyse her kozmetik ürün etik olmayan şartlarda üretiliyor. Ne yazık ki hayvanlar üzerinde deney yapmadan, emek ve işçi sömürüsü olmadan, yüksek enerji tüketimiyle çevreye zarar vermeden üretim yapan etik firmalar oldukça az.

Mümkün olduğunca kendi kozmetik ve ev temizliği ürünlerimizi kendimiz üreterek bu piyasayı desteklememek hem dünyamız, hem bütçemiz için hem de kendi bedenimiz için en sağlıklısı olacaktır. İçinde ne olduğunu bilerek, kendinize en iyi geleni seçerek kendi ürünlerinizi üretmenin mutluluğu gerçekten paha biçilemez. Ayrıca şu günlerde YouTube gibi platformlarda bu konuda binlerce kaynak bulunuyor. Karantina günlerinde kendinize yeni bir uğraş arıyorsanız bu işe kesinlikle göz atmalısınız!

3. Çevreci arabalar kullanmamak

Başlıktan da anlaşılacağı gibi, çevreye duyarlı arabalar kullanmak dünyamız için oldukça önemli. Karbon salımının en büyük sonuçlarından biri olan küresel ısınmanın başlıca sebeplerinden biri aşırı nüfus ve tüketim sonucu atmosfere salınan zararlı gazlar. Bunun ise çözümü çok basit: çevreye duyarlı arabalar tercih etmek!

Ayrıca araba yolculuğunu paylaşmak ve mümkün olduğu durumlarda toplu taşıma tercih etmek de güzel bir adım olabilir. Araba yolculuğunu aynı yöne giden bir başkasıyla paylaşmanızı sağlayıp size hem paradan hem vakitten kazandıracak pek çok telefon uygulaması da bulunuyor.

4. Fast-Fashion markalardan uzaklaşmak

Tüketim çağının en büyük sorunlarından biri de neslimizin alışveriş bağımlılığı. Her hafta yeni kıyafetler satın alan, dışarı çıkınca ilk soluğu AVM’lerde alan bir nesil olarak fast-fashion kavramını yarattık. Adından da anlaşılacağı üzere fast-fashion modası hızlı geçen, çok kolay eskiyip birkaç ayda giyilemeyecek kıyafetlerden oluşan ve bu yüzden de biz sürekli yeni giysiler almaya teşvik eden bir nevi bir zincir. Bundan 50 sene önce herkesin bir ayakkabısı varken ve bu ayakkabı senelerce kullanılabiliyorken şimdiyse böyle bir şeyi düşünmek bile oldukça güç.

Elbette ki her seri üretimde olduğu gibi bu hızlı üretim çılgınlığı sonucunda da doğaya tonlarca karbon salınımı yapılmış oluyor. Yani bu sistemin dışında kalmayı tercih ederek hem etik olmayan üretimleri desteklemeyecek hem de çevreci bir hareketi desteklemiş olacaksanız.

Bunun için ilk adım sahip olduğun kıyafetlere çok iyi bakmak olacaktır. Doğal, hatta mümkünse ev yapımı temizlik malzemeleri kullanmayı unutma.

İkinci adım eskiyen kıyafetlerini ve ayakkabılarını terziye götürüp tamir ettirmek veya başka bir kıyafete dönüştürmek harika bir seçenek! Ayrıca annenin veya babanın gençliklerinden kalan giysileri varsa bu adımı onlar için de uygulamak çabasız ve güzel bir vintage tarz yaratmanıza yardımcı olabilir!

Üçüncü adım ise ikinci el kültürüne alışmak ve bu tarz alışveriş yapmak olabilir. Bu konuda aslında çok şanslıyız çünkü vintage pek çok dükkan açılıyor. Buralardan alışveriş yapabilir veya her semtte yılın belli günleri kurulan antika pazarında bir maceraya çıkabilirsin!

Dördüncü adım takas kültürüne alışmak ve zaman zaman dolabını gözden geçirerek bağış yapmak olabilir. Takas kültürü sayesinde sende olan ama yıllardır giymediğin kazağını çok güzel baka bir kıyafetle değiştirebilirsin!

Beşinci adım ise kendi kıyafetlerini dikmek! Mağazalarda genellikle sadece beş bedenle sınırlı kalan kıyafet boyutları gerçekten çok sinir bozucu. Hem kendi moda tarzını üzerinde yansıtmak için hem de senin bedenine tam oturan kıyafetlere sahip olmak için bu harika bir fırsat. Dikiş veya benzeri bir yöntemle kendi kıyafetlerini yapmak için şu anda internette sınırsız kaynak bulabilirsin.

5. Kıyafetlerde polyester ve akrilik gibi plastik bazlı kumaşları tercih etmemek

Önceki bölümde de bahsettiğim gibi, her çamaşır yıkadığımızda, başta okyanuslar olmak üzere, bütün su kaynaklarına mikroplastik salınımı yapmış oluyoruz. Ne yazık ki bu plastikler vücudumuza yediğimiz deniz ürünleriyle ve deniz tuzuyla geri dönüyor. Sonuç olarak, doğaya saldığımız mikroplastikleri yalnızca doğaya değil vücudumuza da ciddi zararlar veriyor.

Peki bunun karbon salınımıyla ilgisi ne? Plastikler üretilirken harcanan enerjinin katbekatı plastikler giyilebilir kumaşa dönüştürülürken ortaya çıkıyor. Çözüm ise çok basit: Pamuk bazlı kumaşlar kullanmak!

Pamuklu kumaşları plastik bazlı polyester ve akrilik gibi kumaşlara tercih ederek hem cilt kanseri riskinizi azaltabilir hem de çevreye bir iyilik yapabilirsiniz.

6. Çocuklar için sürdürülebilir oyuncaklar seçmek

Her ne kadar gereksiz bir madde gibi görünse de hem üretim aşamasında harcadığı enerji ve tükettiği kaynaklarla hem de plastik olarak dünyada yıllarca kalmasıyla plastik oyuncaklar dünyamız için oldukça zararlı.

Yeni nesil çocuklar tüketim çağının taze bireyleri olarak materyal şeylerden çok kolay sıkılıp çok kolay vazgeçebiliyorlar. Bu yüzden çocuklara daha sürdürülebilir oyuncaklar almak, onlara oyuncaklardan daha kalıcı anılar sağlayacak hediyeler, örneğin bir çocuk müzikali bileti, almak veya yaratıcılığı harekete geçirip kendi oyuncaklarını yapmalarını teşvik etmek en iyisi!

Bu konuda nereden alışveriş yapacağı hakkında fikri olmayanlar için: https://earth911.com/home-garden/eco-friendly-toy-brands/

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu