Sinema Tarihinin En Büyük Palyaçosu: Buster Keaton

Buster Keaton

Görsel komedi için yaklaşık yüz yıldır adeta bir ders kitabı niteliğinde sayılan filmleriyle bugün bile ilham kaynağı olan Buster Keaton’dan bahsetmek istiyorum sizlere.

Bulunduğu dönemdeki filmlerin sessiz olmasına ve ele alınan hikâyenin anlatımının görsel akışı kesip izleyiciye olan biteni ya da duyulması mümkün olmayan konuşmaları açıklayan “arabaşlık” ile birlikte sağlanmasına rağmen Keaton’un komedilerinde arabaşlıkları oldukça nadiren görüyoruz. Buster Keaton bulunduğu ve yönettiği filmlerde arabaşlıkları kullanmayı reddedip, bu ses noksanlığını esprilerinin en çarpıcı noktası haline getiriyor. Onu sinema tarihinin en büyük palyaçosu yapan şey hikâyeyi yalnızca hareketleriyle ve iyi bir kamera açısıyla en temiz haliyle anlatabilmesinden geliyor.

Kameranın nerede bulunduğu, derinlik algısının kayboluşu ve karakterlerin gördükleri şeylerin izleyicinin iki boyutlu dünyası ile sınırlı kalması Keaton’un filmlerinin olmazsa olmazlarından biri. Bu konsept, Wes Anderson’un filmlerinde de neredeyse imza sayılacak bir şekilde kullanılıyor. Anderson’un Büyük Budapeşte Oteli filminin bazı sahnelerinde kameranın ve sahnedeki oyuncuların konumlanışı, hareket yönleri açısından Keaton’un klasik şakalarına net bir gönderme niteliğinde olduğunu görebiliriz.

Buster Keaton’un aynı zamanda kendi sahnelerinin dublörlüğünü yapması da esprilerinde yüksek gerçekçilik ve inandırıcılık kazandırıan özelliklerden biri. Bazı sahneler planlandığı gibi gitmediğinde ya da küçük kazalar olduğunda bu sahneleri filmde tutup, tesadüf  ve şansı sanatında doğrudan bir şekilde kullanan Keaton’un oldukça ısrarlı bir şekilde savunduğu bir görüşü vardı ve bu da izleyiciyi şakanın gerçekliğine inandırmaktı. Onun gözünde izleyiciyi olup bitene inandırmanın tek bir yolu vardı.

Şakayı tek bir çekimde bizzat kendisi gerçekleştirmeliydi.


Dublör ve efektler olmadan, saf sinematografı ile oluşturduğu illüzyonlar ve birbirleriyle ilintili, kesilmemiş ve düzenlenmemiş sahnelerde Keaton’u oradan oraya atlayıp koştururken görüyoruz ve “Bunu nasıl yaptı?” büyüsü eminim ki benim gibi birçok izleyicisini muazzam şekilde heyecanlandırmıştır.

Buster Keaton’un filmlerinin bugün hâlâ büyüleyici ve inandırıcı olmasının sebebi belki de budur. Belki bir başka sebebi de büyük taştan suratının etrafında olup biten olağan dışı olaylara karşı ifadesiz kalmasının bizim kocaman gülümsememize tamamen zıt olmasıdır.

Kaynakça:

Görseller:

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu