Bazen Bencil Olmak Gerekebilir: Önce Kendini Sev

Başlığı gördüğünüzde “bencil” kelimesi size abartı gelmiş ya da hoşunuza gitmemiş olabilir, veya size göre her türlü bencillik kötü olabilir. Ama şunu unutmayın ki bazen kendimizi sevmek ve insanların ne dediğini unutmak, önemsememek bize mutluluk getirebilir. Aslında ben de bunu çok iyi uygulayabiliyorum diyemem ama bu yazıyı hem sizlere hem de kendime minik bir hatırlatıcı olması motivasyonu ile yazıyorum. Çünkü hepimiz biraz bencil olmalıyız bazen ve kendimizi sevmeyi ve onunla yetinmeyi bilmek hayatımızda çok önemli bir yere sahip olmalı. Unutmayın, kendinizi sevmeden gerçekten sevmek ne demek bilemezsiniz. Umarım siz de bu yazıda kendinizden bir parça bulur ve kendinizi kabullenemiyorsanız ve sevmiyorsanız sevmeye başlarsınız, çünkü herkes buna değer.

Hepimize sevmeyi öğrettiler ama kendimizi sevmeyi kimse bize öğretmedi. Oysa kendimizi sevmezsek kimsenin bizi sevemeyeceği de öğretilmedi. Sevgiyi hep kalıplardan öğrendik aslında: “Seven kıskanır” ve “Seven insan koruyup kollar” gibi. Seven insan böyle yapar, şunları yapar, şöyle de davranır. “Aa, bunu yapmıyorsa seni sevmiyordur o!” bile dediler. Yani seveni sevmeyenden ayırt etmeyi de öğrettiler. Tüm bu kalıplaşmış sevgi ölçütlerinde bile kendimizi sevmek ile ilgili tek bir cümle öğretmedi kimse bizlere. Oysa kendimizi sevmeden ne bir başkası bizi sevebilir ne de o sevgiyi kaybettiğimizde ortaya çıkan duygusal boşluğun ya da hayal kırıklığının yerini doldurabiliriz.

Biliyorum, kendimizi sevmek ve bazen bencil olmayı bilmek devamlılığı zor şeylerden. Ama ben genel olarak kendimizi, hayatımızı ve sahip olduklarımıza minnet duymaktan ve sevmekten bahsediyorum. Yoksa tabii ki ben de biliyorum, sadece kendimizi sevmekle tüm hayatımız mutlu ya da sorunsuz geçmeyecek. Elbet kendimize kızdığımız, sevmediğimiz ve küstüğümüz günler olacak. Zaten olması da normal, sonuçta hepimiz insanız ama önemli olan kendimize kızdığımız günler bunu yaptığımız için tekrar kendimizi üzmemek. Kendine kızdığın için tekrar kızma ya da küstüğün için tekrar küsme mesela. Çıkmaza sokmayalım kendimizi. Şunu kendimize hep diyelim öyle günler geldiğinde: “Evet, kötü bir gün geçirdim ya da kötü bir olay yaşadım, kendime kızgınım, ama bu da geçecek ve ben bunlara rağmen yine de kendimi seviyorum.”

Kendimizi sevmeme eğilimimizin bir diğer nedeninin de hep bir yarış halinde olmamız ve bize hayatın her alanında bir yarış olduğuna inandırmaları olduğunu belirtmek istiyorum. Hep başkaları ile karşılaştırılmak ya da kendi kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak, bize kendimize nasıl odaklanabileceğimizi unutturdu. Bunun yerine rutine binen bir çizgide karşılaştırma yaparak yaşamaya başladık. Kim daha iyi not aldıysa, kim daha iyi bir arkadaşa ya da ilişkiye sahipse o bizim gözümüzde hep daha değerli göründü. Kendimizi unuttuk aslında bu sevgi arayışı içinde, hep sevgiyi ve sevilenleri başka yerlerde aradık. Ama bu konuda bile yanıldık aslında; her zaman en başarılı olan derslerinde, ilişkilerinde en sevilen değildi çünkü her zaman iyinin daha iyisi vardı. Hep daha iyisi, başarılısı ve güzeli… Hep daha çok sevileni vardı. Oysa yapmamamız gereken sevgiyi ve öz sevgiyi birbirinden ayırıp kendimize öncelik vermekti, ama çok az insan bunu hakkıyla yerine getirebiliyor ve bir kere bunu alışkanlık haline getiren insan çok daha kaliteli bir hayat ve daha sağlıklı ilişkiler yaşıyor. Sevgiyi önce kendimizde aramalı sonra başka insanların bizi sevebilme ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız. Sevgiyi ve sevilmeyi kalıba sokmaktansa onları kendi kendimize de tecrübe etmeyi bilmeli ve bazen minik bencilliklerden kaçmaktan korkmadan kendimize bir öncelik tanımalıyız. Bazen “Peki ya ben?” demeliyiz.

 

Görsel Kaynakçası:

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu