Doğal ve tarihi güzelliklerinin bolluğuyla adeta bir açık hava müzesini andıran Balkanlar ne yazık ki son yüzyılda sayısız katliama ve vahşete tanıklık etti. 1. Dünya Savaşı ile başlayan bu kanlı süreç, 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin ve Naziler ile işbirliği yapan Hırvat Ustaşaların da katılımıyla daha da korkunç bir hal aldı (Yaklaşık 1 milyon insan hayatını kaybetti). 2. Dünya Savaşı’nın bitimiyle beraber kurulan ve birçok Balkan ulusunu içeren Yugoslavya’nın devlet başkanı Josip Broz Tito’nun birleştirici politikalarıyla Balkan ulusları uzun yıllar bir arada barış içinde yaşadı. Ancak Tito’nun 1980’deki ölümünün ardından kaos bir kez daha Balkanları esir aldı. Yugoslavya’yı dağılmaya kadar götüren bu kaos 1992-1995 yılları arasında Bosna’da ve Hırvatistan’da yaklaşık yarım milyon insanın hayatına mâl oldu. 2. Dünya Savaşı’nın ardından dünya barışını korumak ve sürdürmek için kurulan BM ve NATO gibi kuruluşların ve AB ve ABD gibi uluslararası arenada etkin olan aktörlerin bu kaosu ve vahşeti ancak savaş başladıktan 3 yıl sonra durdurabilmesi bu kurumların ve aktörlerin güvenilirliğinin üzerine gölge düşürdü. Tüm bu yaşananlara rağmen Yugoslavya’daki karışıklıkların durmaya niyeti yoktu. Bu kez de Kosova’da olaylar patlak vermişti. Mart 1998’de başlayan Yugoslavya ile Kosova arasındaki gerilim yaklaşık 10.000 Kosovalı Arnavut’un ölümüne ve binlercesinin de evini terk etmesine yol açtı. Kosova’daki gerilimin insani boyutlarının artmasından endişelenen NATO, Kosova’daki olayların durmasını ve Kosova’ya bir uluslararası barış gücü ekibi göndermeyi teklif etti. Teklifi reddeden Yugoslavya’yı ihtar veren ve bu ihtarı da Yugoslavya tarafından kabul görmeyen NATO uluslararası baskıya daha fazla dayanamadı ve olaylar patlak verdikten bir yıl sonra 24 Mart 1999’da Yugoslavya’ya hava operasyonu başlattı.

Yugoslavya’nın siyasi haritası. 

Yukarıda, son yüzyılda Balkanlardaki siyasi durumu ve NATO’nun Yugoslavya’yı bombalamasına giden süreci genel olarak anlatmaya çalıştım. Dilerseniz bu süreci biraz daha detaylı olarak ele alalım. 1989’da devlet başkanlığı görevine milliyetçi Sırp lider Slobodan Milosevic’in gelmesinin ardından Sırp olmayan vatandaşlarına karşı dışlayıcı bir politika izleyen Yugoslav devleti, bu tutumuyla içinde bulundurduğu ulusların güvenini kaybetti ve bu durum bu ulusların ülkeden bağımsızlığıyla sonuçlandı. Önce 1991’de Slovenya, Hırvatistan ve Makedonya ardından da 1992’de Bosna Hersek, Yugoslavya’dan bağımsızlıklarını ilan etti (Her ne kadar Hırvatistan’ın ve Bosna’nın ayrılık süreçleri kanlı olsa da). 1995’te Bosna’daki savaşı bitiren Dayton Anlaşması Yugoslavya’daki gerginliği biraz azaltsa da 1998’de Kosova’da gerilim yeniden tırmandı. Milosevic’in ırkçı politikalarından bıkan Kosovalı Arnavutlar Yugoslavya’dan ayrılıp bağımsız olmak istediklerini açıkça belirttiler. Ancak bunun barışçıl bir yolla gerçekleşmeyeceği açıktı çünkü Kosova aynı zamanda birçok Sırp’a da ev sahipliği yapıyordu. Üstelik Kosova’nın Sırplar için tarihî bir değeri de vardı (1389 Kosova Savaşı’nda Sultan Murat Hüdavendigar’ın bir Sırp askeri olan Milos Obilic tarafından şehit edilmesinin Sırp milliyetçileri arasında önemli bir yeri vardır). İçinde bulundurduğu ulusların bir bir bağımsızlık ilan etmesiyle iyice güç kaybeden ve Sırplar için önemli olan bir toprak parçasını daha kaybetmeyi göze alamayan Milosevic yönetimi, Yugoslav Halk Ordusunu(JNA) ve paramiliter Sırp güçlerini Kosova’ya gönderdi. Kosova’da yerel direnişler haricinde herhangi bir güçle karşılaşmayan Sırplar kontrolü rahatça ele aldı ve Kosova’da yaşayan Arnavutlara karşı bir soykırım başlattı. Mart 1998’den Şubat 1999’a kadar olan süreçte yaklaşık 10.000 Kosovalı Arnavut katledildi ve 1 milyona yakını da başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Yaşanan insanlık dramını uluslararası bir soruna dönüşmesi ve vahşetin boyutlarının artması üzerine birtakım somut eyleme hazırlanan NATO önce Milosevic yönetimine bir uyarı verdi. Milosevic’in uyarılara kulak asmaması üzerine NATO, AB ve ABD’nin de desteğiyle bir operasyon planı hazırladı. Bu plana göre Yugoslavya’yı Kosova’dan çekilmeye zorlamak için Yugoslavya’daki stratejik hedefler uçaklarla vurulacak ancak herhangi bir kara harekatı olmayacaktı. Allied Force Operasyonu olarak kayıtlara geçen operasyonu başlatmak için uçaklar İtalya’daki üslerden havalandı ve 24 Mart 1999’da saat 20.00 sularında Belgrad’daki ilk hedefler vurulmaya başlandı. Yunanistan hariç tüm NATO üyelerinin destek verdiği operasyona Türkiye 10 adet f-16 uçağıyla katıldı. Yugoslavya’nın stratejik noktalarının önemli bir kısmı(Devlet Başkanlığı binası, Genelkurmay Başkanlığı binası, Savunma Bakanlığı binası) bombardımandan nasibini alırken, bombardımandan en büyük zararı hiç şüphesiz sivil Sırp halkı gördü. NATO’nun “yanlışlıkla” vurduğu sivil binalar(Devlet Televizyonu binası, hastaneler, okullar) yaklaşık 2.000 sivil Sırp’ın ölümüne sebep oldu. 24 martta başlayan operasyon tam 3 ay sürdü ve Milosevic yönetiminin Kosova işgalinden geri çekilip 9 Haziran 1999’da Kumanova Antlaşması’nın imzalamasıyla son buldu.

Hava operasyonundan Sırp halkı büyük zarar gördü.

NATO yetkilileri ile Yugoslav yetkililer arasında operasyonu durdurmak için anlaşma imzalanıyor. Kumanova, Makedonya, 9 Haziran 1999.

OPERASYONUN GÜNÜMÜZE ETKİLERİ
Yugoslav ordusunun Kosova’da Arnavutlara yaptığı katliamları durdurmak için NATO tarafından başlatılan Allied Force Operasyonu ne yazık ki sivil Sırp halkının katledildiği bir trajediye dönüştü. Resmi rakamlara göre hava operasyonunda öldürülen 2.000’e yakın Sırp’ın yalnızca 170’i askerdi. NATO’nun yanlışlıkla vurduğunu iddia ettiği devlet binaları, okullar, hastaneler 89’u çocuk olmak üzere yüzlerce Sırp sivile mezar oldu. Uluslararası medya ve kuruluşlar ise genel olarak Allied Force Operasyonu’nu Kosova’daki Yugoslav ilerleyişini durdurmak için yapılması elzem olan bir eylem olarak tanımladı ve bu operasyonda öldürülen Sırp siviller üzerinde neredeyse hiç durulmadı. Buna ek olarak, Allied Force Operasyonu günümüzde bile Sırp halkına zarar vermeye devam ediyor. NATO uçaklarının bombalarıyla yerle bir olan kimya sanayi tesislerinden ve petrol rafinelerinden havaya, suya ve toprağa karışan zehirli ve kanserojen maddeler ve bombalarda seyreltilmiş uranyum kullanılması Sırp halkına ve Sırbistan toprakları üzerindeki ekolojik sisteme büyük zarar verdi. Kansere yakalanma oranında Sırbistan şu an Avrupa’da birinci sırada. Ülkede kansere yakalanma oranı son 20 yılda %62 oranında artarak korkutucu bir seviyeye ulaştı. Seyreltilmiş uranyumun toprakta kalma süresinin 15 yıl olması ve ömrünü 2014 yılında tamamlamasına rağmen kansere yakalanma oranı Sırbistan’ın günümüzdeki en büyük problemlerinden biri olmaya devam ediyor.

23 Nisan 1999’da Allied Force Operasyonu sırasında bombalanan Sırbistan Devlet Televizyonu (RTS) binası. Saldırıda 17 Sırp gazeteci hayatını kaybetti. 

Milica Rakic operasyonda öldürülen 89 çocuktan sadece bir tanesiydi.

Sonuç olarak, Allied Force Operasyonu’nun Kosova’daki Yugoslav ilerleyişini durdurduğunu ve amacına ulaştığını söyleyebiliriz. NATO’nun bu operasyonu tek bir asker bile kaybetmeden sadece uçaklarla yapması ve sonuca ulaşması da bir başarı olarak görülebilir. Ancak her ne kadar Kosova’daki Arnavut katliamı durdurulmuş olsa da NATO’nun Yugoslav askeri üsleri yerine sivil Sırp halkını bombalaması, NATO’nun Milosevic yönetiminden bir farkı olmadığını açıkça ortaya koydu. Milosevic ve yönetiminin vahşi ve saldırgan politikalarının bedeli ne yazık ki NATO tarafından Sırp halkına ödetildi. Yaklaşık 50 milyar dolarlık bir zarara neden olan operasyon nedeniyle Sırp ekonomisi hâlen tam olarak toparlanabilmiş değil. Günümüzde Sırbistan’ın Batı ile sağlıklı bir ilişki kurmasının önündeki en büyük engel olarak gözüken bu operasyon birçok Sırp vatandaşının içinde acı bir hatıra olarak yaşamaya devam ediyor.

Not: 1992’den sonra Yugoslavya’nın içinde sadece Sırbistan, Kosova ve Karadağ kaldı ve Yugoslavya’nın bütün merkezi ve stratejik kurumları günümüzdeki Sırbistan toprakları içerisindeydi. Dolayısıyla operasyon sırasında vurulan stratejik hedeflerden ve bombardımanlardan en çok Sırp halkı etkilenmiştir.

KAYNAKÇA

Szamuely, George. Bombs for Peace: Nato’s Humanitarian War on Yugoslavia. Amsterdam : Amsterdam University Press, 2013. Print.

https://tr.sputniknews.com/infografik/201903241038368135-nato-yugoslavya-saldiri-bombardiman-kosovo/

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/natonun-yugoslavyayi-bombalamasinin-19-yili/1098051

Fotoğrafların Kaynakçası

https://tr.sputniknews.com/infografik/201903241038368135-nato-yugoslavya-saldiri-bombardiman-kosovo/

How Belgraders Remember the NATO Bombings

https://www.telegraf.rs/english/2687050-18-years-since-the-nato-bombing-vucic-said-we-will-never-again-suffer-like-we-did-in-1999-photo

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu