‘’Dedi ki: Ben o dünyaya sığmayan turuncum.
Dedim: Turunçtan daha iyisin lakin ele geçirilmezsin…’’

Sanatın evrensel iletişim yöntemlerinden biri olduğu konusunda çoğumuz hemfikirizdir. Çizilen her resim, yazılan her kitap yahut çekilen her film aslında birer düşünce, duygu aktarımı değil midir? Peki, duygu ve düşüncelerin dili, dini, ırkı var mı? Tam bu konu üzerine düşünmeye koyulmuşken arkada çalan şarkıya ve saçları Fars dağlarının bitki örtüsü olan bu adamın sesine dikkat kesildim. Yüzümde bir tebessüm oluştu. Zira ilham almak için açtığım şarkılar ve parçaların sahibi ilhamın ta kendisi olup bu yazımın konusu haline geldiler; Toranj* ve Mohsen Namjoo. İranlı müzisyen, besteci, yazar, eğitmen… Benim için Mohsen Namjoo bu sıfatlardan çok daha fazlası, özgürlüğün müzik ile keşfedilebileceğinin kanıtıdır. Şarkılar ile sözlerin, fikirlerin, duyguların, tebessümlerin, gözyaşlarının, ülkelerin ve hatta esaretin dahi özgür kılınabileceğinin en büyük kanıtıdır. Dahası bu özgürlüğün herkese, her toprağa, o topraklarda esen her türden rüzgâra, koşan her çocuğa, uçan her kuşa ait olduğunun kanıtıdır.

Mohsen Namjoo. https://www.mohsennamjoo.com/

Benim Mohsen Namjoo ile tanışmam 6 sene evvel Denizli’de bir kitap kahvede Toranj şarkısı ile gerçekleşti. Şarkının başındaki avazı işittiğim an sessizce oturup sonuna değin bekledim.  Şarkıyı seslendiren bağırdıkça ayaklarımı sallayarak ritme uyum sağlamaya başlamıştım. Kafamı çevirdim ve yan masadaki küçük kızı fark ettim. Yüzüne düşen sarı bukleleri ve kemikli çene yapısından dolayı göçmen olduğunu düşündüğüm bu ufaklık da şarkının farkına varmış olmalıydı ki kafasını sallayarak şarkıdan bağımsız sözlerle ritmin ta kendisi olmuştu. Sözlerini bilmediğimiz yahut dilini anlamadığımız bir şarkının da beş çizgili portresinde bir nota, bir vuruş olabiliriz dercesine mırıldanıyordu küçük kız. Şarkının bitmesi üzerine mekândan ayrıldım ve hemen aklımdaki sorulara yanıt aradım. Kimin topraklarında yazılmıştı bu şarkı? Kimi anlatıyordu? Hepsini bilmek istedim.

Türküler Yakarak Esaretinden Kurtuldu!

Müzikte özgürlük uğruna üniversitesinden atılmıştı Namjoo, ülkesinden uzaklaştırılmıştı ve de ömrünün beş senesini parmaklıklar ardında geçirmişti. Her şeye rağmen emin olduğu bir şey vardı ki şarkıları hapsedemezlerdi. Zira müzik insanları, fikirleri ve hisleri tutsaklıktan kurtarıp, bir başkasının nefesinde yinelenmesini sağlar. Namjoo da bu esaretinden yazarak, besteleyerek, ağıtlar okuyarak kurtuldu. Şarkıların, fikirlerin ve hislerin özgürlüğünün peşinde olanların bedenlerinin hapsedilmeleriyle yılmayacaklarını kanıtladı devletlere, İran yasalarına dahası sığ düşüncelere. İşte belki bu yüzden, Toranj şarkısına  ‘’ Ben o dünyaya sığmayan turuncum.’’ diyerek başlıyordu Mohsen Namjoo. Özgür turuncu ruhunu sığdıramıyordu bir türlü okullara, sınırlara…

İkinci cümleyi duyduğumda ise anladım ki hepimizden biraz anlatıyordu bu şarkı: ‘’Tanıdık şehirden tanınmayan biriyim’’. Özgür Toranj sadece Namjoo değil binlerce tanınmayan birileriydi işte. Toranj birbirinden farklı kültürleri birden farklı enstrümanlarla harmanlayarak tanıdık şehirleri ezgilerde gizlemiş. Sonra anladım ki müzik en evrensel duygudaşlıkmış aslında. Zira her birimize aynı şarkıda bir nota, bir ritim olma şansı veriyor. Mohsen Namjoo’nun şarkıları da bana hiç ayak basmadığım yollarda koşma şansı verdi. Tanımadığım insanlarla birlikte üzülmeyi, gözlerim kapalı iken görmeyi gösterdi.  Müziği müzik yapan da bu değil midir zaten?  Dünyanın farklı yerinden insanların, kültürlerin ve inançların bir araya gelerek birlikte sekiz nota olması değil midir? Hala her dinleyişimde Mohsen Namjoo’nun setarının üç teli birden titrer içimde.

Mohsen Namjoo. http://www.turkchem.net/mohsen-namjoo.html

Duygudaş Olmak İşte Bu kadar Kolay!

Sözlerini çoğu zaman Farsça, Kürtçe ve Türkçe ‘den harmanlayarak oluşturduğu şarkıları ile bizlere sınırları, yasakları, sürgünleri, tel örgüleri olmayan bir dünya sunar Mohsen Namjoo. Geleneksel İran müziği ile kimi zaman caz kimi zaman ise rock müzik gibi birbirlerinden çok uzak olan türleri sentezleyerek bambaşka bir tür ortaya çıkaran bu adam aslında bizler için gerekli olan tek şeyin 4 telden ibaret olduğunu gösteriyor: 3 setar bir de yüreğe en yakınından bir ses teli. Duygudaş olmak işte bu kadar kolay. Zira bu evrende farklı kültürleri tanımak için ne dil bilmeye ne de bir pasaporta ihtiyacınız var.

 

‘’…Dedi ki: Sen nerelisin, zira perişan görünüyorsun.

Dedim: Ben tanıdık şehirden tanınmayan biriyim.

 

Dedi ki: Nasıl biri olduğun anlaşılmıyor, kimsin?

Dedim: Senin eşiğinde dilencilik mertebesindeyim…’’

 

Kaynakça

  • Mohsen Namjoo. ’’Toranj’’. Hozeh Honari Müzik Merkezi, 2007.

https://www.discogs.com/Mohsen-Namjoo-Toranj/release/1994222

 

 

 

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi