Kültür-Sanat Dosyası: Güncel Dergi İncelemeleri PART I Kültür - Sanat

Kültür-Sanat Dosyası: Güncel Dergi İncelemeleri PART I

Merhaba sevgili okurlarımız! Yorucu bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Yeni mezunlarımızı en içten dileklerimizle kutluyor, üniversite hayatına devam edecek olan okurlarımız için hem eğlenceli hem de huzurlu bir tatil geçirmelerini temenni ediyoruz.

Kültür ve sanat konularıyla ilgili olan her yaştan okurumuz için yeni bir içerik hazırladık ve GazeteBilkent ‘in Kültür-Sanat Birimi olarak yeni bir yazı dizisi başlatıyoruz. Yazı dizimizin içeriğinde farklı bakış açılarına ve estetik zevklere sahip yazarlarımızın ortak çalışmalarının ürünlerini sizlerle paylaşıyoruz!

Yazı dizimizin ilkinde siz değerli okuyucularımız için güncel dergilerin tarihçelerini, içeriklerini ve piyasadaki etkilerini inceledik. Yazımızda Altyazı, Kafa, Kafkaokur, Masa, Psikesinema, Varlık, Yabani ve Yalnız Dergi yayınlarına yer vereceğiz. İlk içeriğimizi iki bölüm olarak sizlerle paylaşacağız.

Umarız bu yeni çalışmamızı beğenir, sonraki içeriklerimizde ilham kaynağımız olacak fikirlerinizi bizlerle paylaşırsınız. Bir sonraki konumuzu sizlerin belirlemesi için önümüzdeki günlerde Twitter adresimiz üzerinden mini bir anket paylaşacağız. Keyifli okumalar!

Aslı Erdem & Bengisu Şimşek

Bir filmi bitirdikten sonra üzerine yapılmış olan yorumları okumak ve gözden kaçırdığınız ayrıntıları yakalamak sizin için de en az o filmi izlemek kadar heyecan vericiyse Altyazı’nın tam da size göre bir dergi olduğunu düşünüyoruz!

Altyazı dergisi, her ay Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi bünyesinde raflarda yerini almakta ve yayın serüvenini 2001 yılından beri sürdürmekte. Dergide meraklı bir sinema izleyicisine yönelik çeşitli film incelemelerine ulaşmak mümkün. Aynı zamanda yazılarda konu edilen filmlerin anlatımında, destekleyici veya karşılaştırma amaçlı yer verilen diğer filmlerin detay olarak “Adı Geçen Filmler” başlığı altında belirtilmesi gibi ince düşünceler okuyucuya kendini önemli hissettiriyor. Bunun yanı sıra dizi ve kısa filmlere dair yazılara da dergide yer veriliyor. Böylece farklı medya mecralarında üretilen çalışmaları keşfetmek kolaylaşıyor. Derginin az reklam,
çok içerik felsefesiyle hareket etmesi ve yer verdiği birkaç reklamın da kültür- sanatla ilgili içeriklere sahip olması, okuyucunun dikkatinin dağılmasını önleyerek konuları bir bütün olarak ele almasına katkı sağlıyor. Kapak tasarımı ve iç tasarımı da aynı şekilde derginin kaliteli içeriğini destekler nitelikte bir özenle hazırlanıyor. Seçilen görseller hem okuma zevkini bir hayli arttırıyor, hem de yazıların kapsamını tamamlayıcı bir şekilde dışa vuruyor. Dergiyle beraber, sayıda bahsi geçen bir filmin hediye afişinin verilmesi de sinemaseverlere keyifli bir jest niteliğinde.

Altyazı Dergisi’nin Haziran 2018 sayısının içeriğine şöyle bir göz atalım; ne de olsa Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı’na ve Cannes 2018’e dair epey bir şeyler söylenmiş, yani bir sinema tutkununun radarından kaçmaması gereken mevzubahisler içermekte. Cannes 2018, üniversitemizin İletişim ve Tasarım bölüm başkanı Ahmet Gürata tarafından ustaca kaleme alınmış. Gürata, festivalde gösterilen filmlerin yanı sıra festivalin geçen senelere göre odağının değişmiş olduğuna da değiniyor. Kadınların sektördeki cinsel tacize ve eşitsizliklere karşı olan tepkisi bu sene Cannes’da epeyce dile getirilmiş misal, yıllar boyu yapılmayan bir şey yani ciddi bir odak değişimi. Cannes’ın yanı sıra, kapsamlı ve güncel bir sinema dergisi olan Altyazı’da vizyondaki filmlere dair incelemeler, eleştiriler yer alıyor. Her sayısında olduğu gibi bu yazılar filmi izlemiş olanlara alternatif okumalar sunarken izlememiş olan sinemaseverler için bir tanıtım olanağı sunuyor.

Her sayısında güncel ve ses getirmiş bir filmi Altyazı’nın kapağında görüyoruz. Bu ayki kapakta Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da ayakta alkışlanan Ahlat Ağacı filmini görüyoruz. Tıpkı diğer sayılarda olduğu gibi bu sayıda da kapak filminin incelemesi son derece ayrıntılı ve kapsamlı. Bu incelemenin belki de en okunulası tarafı filme dair objektif ve yönetmenin önceki filmleriyle karşılaştırmalı olarak gitmesi. Zira her sinemasever tüm Nuri Bilge Ceylan filmlerini izleyecek diye bir kanun yok, bu nedenle yönetmenin stiline hakim olmayan okurların varlığı olası. Bu tavrıyla da Altyazı okur dostu bir dergi olduğunu gösteriyor.

Sudenur Soysal

Kafa Dergi aylık yayımlanan bir edebiyat dergisi.

Dergiyi 2014 ’ün Eylül ayında gazeteci ve yazar
Candaş Tolga Işık ilk sayısını çıkartmış ve ondan sonra da okurları sayesinde dergi önemli bir başarı yakalayarak bu ayki 46’ıncı sayısına kadar gelmiştir. Derginin internet sayfasından arşivine ulaşabiliyor; fakat internet sitesinden seçilmiş bazı sayfalar ve dergi kapağı görüntülenebiliyor. Böylece okurlar derginin içeriği hakkında önbilgi edinerek dergiyi satın alıp almamaya karar verebiliyor.

Dergi şu an Türkiye’de dokuz KKTC’de on Türk lirası değerinde. Derginin
resmi blog sitesinden yazarları görülebiliyor. Kafa, ilk sayısından itibaren belli bir popülariteye ulaşsa da her popüler yayım gibi eleştireni de çok. Bir edebiyat dergisi olmasına rağmen; edebiyata dair kayda değer bir paylaşım yapmadığını düşünerek eleştirenler de mevcut. Bunlara rağmen Kafa Dergi 2016 ‘da Türkiye’nin en çok satan edebiyat dergisi olmayı başarıyor. İçeriğinde belli başlı isimlere ve yazarlara yer veriyor. Genel olarak başarılı ve popüler bir dergi ayrıca sayısının yanında verdiği posterlerle okuyucuyu cezbederek dergiyi satın almaya teşvik ediyor. İçeriği zengin ve okunası yazılar içeren Kafa Dergi bir şans verilerek okunmayı hak ediyor.

Defne Karakoç & Elif Gündemir

Kafkaokur herkes için bir fikir, sanat ve edebiyat dergisi!

İçinde şiirler, denemeler, öyküler, röportajlar, biyografiler, anlatılar; yani herkes için bir şeyler var. Bu sanatla dolu derginin yazarları her ay yazdıkları cümlelerle duygularımızı harekete geçirmeyi, bizi eğlendirmeyi, içimizdeki edebiyat açlığını gidermeyi başarıyorlar. Yazıların temalarıyla uyumlu, özenle çizilmiş resimleriyle okuyanlarına bir bütünlük sağlıyor Kafkaokur. Birbirinden farklı yazılarla beraber rengarenk ve karmaşık bir görsellik de sunuyor. Yazıları okurken ve yanlarındaki resimlere bakarken saatlerinizi harcıyorsunuz, ve son sayfayı da çevirip okumayı bitirdiğinizde kendinizi tatmin olmuş ve dolu hissediyorsunuz. Bu nedenle Kafkaokur kimileri için bir koleksiyon değeri taşıyor kimileri içinse yeni sayısı çıktığında kitabevlerinde gözlerin aradığı bir dergi.

Gençten yaşlısına her yaşta okuyucuya hitap eden bu dergi, bünyesindeki yazarlara kendilerini gösterebilecekleri imkanlar sunuyor. Her yazı, yazarın dili sayesinde kahvenizi veya sigaranızı almış yazar ile karşılıklı edebiyat ve yaşam üzerine konuşuyor hissi uyandırıyor. Bu da eskiyi ve yeniyi bir arada görebilmeyi ve kelimelere böylesine dokunabilmeyi sağlıyor. Kısacası Kafkaokur edebiyatla daha önce ilgilenmemiş birini, dergi okuru yapabilir. Sizler de her sayfası özenle hazırlanan bu dergiyi okumaya başladığınızda bir sonraki sayısı için gün saymaktan kendinizi alamayacaksınız!

Rüveyda Akdoğan & Şevval Türkileri

‘’Hayatı kalemlerden akıp kağıtlara dökülen, dizüstüne sığmayıp ‘masa’lara yayılanların dergisiyle karşınızdayız’’ sloganıyla ve Albert Camus dosya konusuyla 1 Mayıs 2016’da yola çıkmış aylık kültür sanat ve edebiyat dergisi Masa.

İçinde tiyatrodan edebiyata, müzikten sinemaya, fotoğraftan resme birçok sanat dalıyla ilgili inceleme, biyografi ve röportaj barındıran ve on yedi sayısı yayınlanmış derginin bu ayki dosya konusu Charlie ChaplinMasa, kendi içinde ağır ve nostaljik bir havayla kaplı. Sarımsı kağıt sayfalarını ilk açtığınızda, size sanki eski bir kitabı okuyormuş hissi veriyor. Popüler edebiyat ve kültür sanat dergileri arasında bu yönüyle farklı duruyor. Tek bir alanla sınırlı kalmayıp sinema eleştirisinden müzik incelemesine, öykülere, şiirlere, denemelere de yer veriyor, bu alandaki insanlarla röportajlar yapıyor. Sertab Erener, Meltem Cumbul, Nevra Serezli, Ayşe Kulin, Ataol Behramoğlu, Yetkin Dikinciler gibi isimler de bu röportaj veren sanatçılara dahil. Hatta Ayşe Kulin’in bir de yayınlanmış bir öyküsü var bu degide, Gezi Parkı hakkında.

Masa’nın ağır bir havası var evet, bu da büyük ölçüde derginin yazarlarının, editör Gamze İyem hariç, oldukça süslü bir dili yazılarında kullanmalarından kaynaklanıyor. Masa’nın adına yaraşır bir şekilde de, derginin tam ortasında, sayının odak noktasındaki Charlie Chaplin ile ilgili bir masa var. Chaplin’in kendi masasında olabileceklerle ilgili sadece küçük bir hayal: hiç çıkarmadığı eldivenleri, özdeşleşmiş şapkası ve masaya yaslanan bastonu…

 

Kaynakça

http://www.altyazi.net/

http://www.kafadergi.com/

http://www.kafkaokur.com/

Masa Dergi

 

 

İlgili Yazılar