Big Four olarak bilinen uluslararası denetim ve danışmanlık firmalarını hem daha yakından tanımak hem de izledikleri staj ve işe alım politikaları hakkında bir fikir edinmek amacıyla başladığımız ”Big Four’da Staj” yazı dizimizin üçüncüsüyle karşınızdayız. Bu sefer Deloitte’un Vergi ve Hukuk Bölümü Kıdemli Müdürü Sayın Reyhan Yılmaz Doğan bizlerle. Röportajımıza geçmeden önce, önceki ilk iki yazımızda da olduğu gibi konuk ettiğimiz firmanın genel bilgilerini kısaca siz okuyucularımızla paylaşmak isteriz.

173 yıl önce İngiltere’de kurulan Deloitte bugün 140’a yakın ülkede hizmet vermektedir. Ülkemizde ise 1986 yılından beri; Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’daki ofislerinde Denetim, Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman ve Kurumsal Risk alanlarında faaliyet göstermektedir. Türkiye’de hizmet vermeye başlamalarından bir sene sonra Türkiye Hazine Müsteşarlığı’ndan bağımsız denetim lisansı alarak, bu yetkinliği elde eden ilk uluslararası şirket olmuştur.

Lafı fazla uzatmadan bizi kırmayarak röportaj teklifimizi kabul ettiği için Sayın Reyhan Yılmaz Doğan’a GazeteBilkent Ekonomi ve İş Dünyası ailesi olarak teşekkür ediyor ve röportajımıza geçiyoruz.

Öncelikle sizi tanıyalım. Bize kendinizden bahseder misiniz?

Ankara doğumluyum, tüm öğrenim hayatım Ankara’da geçti. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldum. Çok şanslı bir gün olduğuna inanılmayan 6.6.2006 tarihi bana uğur getirdi ve bu tarihte Deloitte Ankara Vergi ve Hukuk Bölümü için iş teklifi aldım. 2006 yılının Eylül ayında da yeni mezun biri olarak, Deloitte Vergi ve Hukuk Bölümü’nde çalışmaya başladım.

12 yıldır Deloitte’tayım; bu sürenin yarısı yöneticilik pozisyonunda geçti. 2 yıla yakın bir süredir de, Kıdemli Müdür olarak çok uluslu şirketlerin Türkiye’deki iştiraklerine Vergi Uygunluk Denetimi ve Vergi Danışmanlığı hizmetlerinin sunulması alanını yönetiyorum.

2009 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik belgesini almaya hak kazandım, ayrıca Kamu Gözetim Kurumu Bağımsız Denetçilik Lisansı’na da sahibim. Uluslararası bir kuruluş olan ACCA’nın (Association of Chartered Certified Accountants) profesyonel üyesi olmak için de sürecim devam ediyor.

Sizce Big Four içerisinde neden Deloitte’u tercih etmeliyiz?

Bildiğiniz gibi, biz insanlar gibi günümüzde şirketlerin de bir varoluş amacı bulunuyor. Biz bireylerin hangi amaç uğruna çalıştığımız ve söz konusu şirketin nasıl bir amaç doğrultusunda faaliyet gösterdiği konusu bugünün iş dünyasında önemli yer tutuyor. Bu kapsamda, Deloitte globalde ve faaliyet gösterdiği bütün ülkelerde varoluş amacını “çalışanlarında, müşterilerinde ve toplumda iz bırakan bir etki oluşturmak” olarak tanımladı. Bu sorunun cevabını daha iyi gösterebilmek ve “Neden Deloitte?” sorusunu yeni mezunlar için eğlenceli bir şekilde yanıtlayabilmek için kısa bir video çekimi gerçekleştirdik. Deloitte Türkiye Facebook Kariyer sayfamızda videonun tamamını izlemeniz mümkün. Deloitte olarak hedefimiz, profesyonel hizmetlerde tartışmasız lider olmaktır. Bu hedefe giderken kocaman Deloitte ailesi olarak markamızın gücünün farkındayız. Doğruluk, dürüstlük, pazara ve müşterilerimize değer katma, birbirimize bağlılık ve farklılıklardan güç alma başlıklı değerlerimiz, kültürümüzün ana yapı taşlarını oluşturuyor ve bizi ortak hedefimize doğru bir arada tutuyor.

Başarılı ve renkli iş arkadaşları, sürekli öğrenme ve inovasyon, öğle arası stretching dersleri, haftada bir gün uzaktan çalışma ve daha pek çok şey…İz bırakan Deloitte'luları tanımak ve bu ailenin bir parçası olmak ister misin? #BenDKuşağı http://bit.ly/DeloitteKariyer

Posted by Deloitte Türkiye Kariyer Sayfaları on Wednesday, May 24, 2017

 

Sizin Deloitte’u tercih etme sebebiniz neydi?

Yeni mezun olarak başvuru yaptığım dönemi hatırlıyorum. Deloitte benim öncelikli tercihimdi; prestiji, dinamizmi, uzmanlığı ve yarattığı lider marka algısı ile beni kendisine çeken marka oldu.

Hem staj hem de yeni mezun alımında adayların mülakatlarda karşılaşabileceği sorulara örnek verebilir misiniz?

Adayın kendisini tanıması çok önemli; güçlü ve gelişime açık yönlerini örneklerle ifade edebilmesini, rol aldığı proje, görev, kulüp vb. organizasyonlara ait deneyimini paylaşmasını ve neden bizimle çalışmak istediğini açık ve net bir şekilde ifade edebilmesini bekliyoruz. Görüşmelerde soruları iyi dinleyerek, sorulan soruya yeteri kadar detaylı bir şekilde yanıt vermesi önemli.

Stajyer ya da yeni mezun alımında firmanızın uyguladığı politika ne yöndedir, yıllık kaç kişi alınır?

Biz, Deloitte olarak her yıl yaklaşık 200 yeni mezunu ailemize katıyoruz. Benim mezun olduğum 2006 yılına nazaran çok daha fazla sayıda arkadaşımız Deloitte’a katılıyor. Yeni mezun alımlarında; İngilizce’yi yazılı ve sözlü olarak çok iyi seviyede kullanabilen, sayısal, sözel ve soyut düşünce yetkinliği gelişmiş, kendini tanıyan, ilişki yönetiminde kuvvetli, yarattığı etkinin farkında, mezun olduğu bölüme ait ortalaması yüksek seviyelerde, üniversitenin kulüp, proje vb. platformlarında görev almış, başarılı ve mezun öğrencileri tercih ediyoruz.

Stajyer alımlarında ise bu kriterleri 1 yıl sonra mezun olduğunda yerine getirebilecek potansiyeldeki 3. sınıf öğrencilerini tercih ediyoruz.

Stajyer alımında öğrencilerden beklentiniz nedir?

Stajyerlerimiz, bir önceki soruda da değindiğim gibi bizim bir sonraki yıl için potansiyel yeni mezun adaylarımız. Bu sebeple, stajyer arkadaşlarımızı özenle seçiyoruz ve bizimle birlikte çalışmaya başladıklarında mesleki deneyim kazanabilecekleri görevleri yöneticileri koordinatörlüğünde gerçekleştirmelerini bekliyoruz. Bizim için stajyerlerimizin mesleğe dair bilgi edinmeleri çok önemli; çünkü, ancak bu sayede “şirket ve çalışan” karşılıklı olarak birbirimizin beklentisini ve iş yapış şeklini öğreniyor, bir sonraki yıl için sağlıklı adımların filizlenmesini sağlayabiliyoruz.

Okuyucularımız genelde bizim gibi üniversite öğrencileri. Bize vermek isteyeceğiniz tavsiyeleriniz var mı?

Üniversite hayatı iş hayatına geçildiğinde özlem duyulan bir dönem; üniversite yıllarında çok yönlü ve sosyal biri olmanızı, ilginizi çeken öğrenci kulüplerine katılmanızı, gönüllü faaliyetlerde bulunmanızı, kendinizi sosyal beceriler yönünden de geliştirmenizi ve geniş zamanlarınızın tadını bol bol çıkarmanızı öneririm. Zira iş hayatına başladıktan sonra her yıl üçer aylık yaz tatilleri dönemi sona ermiş oluyor.

Üniversite dönemi sizi iş hayatına da hazırladığı için, profesyonel hayatta nelerden mutlu olabileceğiniz, sizi nelerin tatmin edeceği, kendinizi nasıl bir çalışma ortamında ne gibi bir iş yaparken görmek istediğiniz üzerine düşünmeniz ve aksiyonlar almanız önemli. Staj bu anlamda çok değerli bir fırsat, ilginizi çeken alanlarda staj yapmanızı ve çalışma ortamlarını birebir gözlemlemenizi öneririm. Bir stajda başarılı olduğunuzu düşünmek için illa o alanda çalışmaktan mutlu olacağınız sonucuna varmanız gerekmiyor, staj süresince o alanda mutlu olmayacağınızı anlamış olmanız da başarılı bir staj dönemi geçirdiğinizi gösterir.

Üniversitelerde düzenlenen söyleşi, workshop, konferans, vb. etkinliklere katılmak ve deneyimli kişilerin hem iş hayatı hem de hayat ile ilgili tecrübelerini dinlemek de yolunuzu ararken şüphesiz yararlı olacak, üniversite sonrası hayatınızı şekillendirirken size katkı sağlayabilecektir.

Dünyanın ve dolayısıyla iş dünyasının çok hızlı bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. 10 sene önce var olmayan bazı meslekler bugünün en çok rağbet gören ve en çok aranan meslekleri pozisyonunda. Dolayısıyla şunu söyleyebilirim ki birçoğunuz ileride büyük ihtimalle bugün var olmayan meslekleri yapıyor olacaksınız. Böyle bir ortamda okuldan aldığınız diplomanın sizi hayatınız boyunca sürekli olarak bir yerlere taşıyacağını düşünmeyin. Bu hızlı değişim ve dönüşüm sürecinde çok bilen değil, daha hızlı adapte olan ayakta kalacaktır kanaatindeyim. Ne istediğini ve nasıl mutlu olacağını bilen, gelişen teknoloji ile barışık, değişime açık, teknik ve sosyal beceriler yönünden donanımlı kişilerin bu değişen iş hayatı şartlarına adaptasyonu daha kolay olacak ve bu kişiler daha başarılı olacaktır düşüncesindeyim.

İlgili Yazılar